Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin New York’taki görüşmesinden çıkan mutabakat, Irak’ın kuzeyinde senelerdir çözülemeyen iki başlığı aynı pakete bağladı. Bağdat yönetimi, Sincar’da devlet otoritesini tamamen tesis edecek ve yabancı silahlı yapıların varlığına son verecek. Buna karşılık güvenlik şartlarında ilerleme sağlandıkça Türk kuvvetleri Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecek.
SİNCAR NEDEN KRİTİK?
Sincar, Musul’un batısında ve Suriye sınırına yakın konumuyla Irak’ın kuzeyi ile Suriye’nin kuzeydoğusu içinde stratejik bir geçiş noktası kabul ediliyor. Kandil-Mahmur-Sincar hattının Suriye’ye oluşturulan mühim bağlantılarından kabul edilen bölge, terör örgütü PKK’nın kamplar, mahalli ağlar ve lojistik güzergahlar üstünden hareket kabiliyeti kazanmasına olanak sağlıyor. Sincar Dağı’nın sağlamış olduğu coğrafi avantaj ve sınır hattına yakınlık da bölgenin teşkilat açısından önemini artırıyor. Ankara açısından Sincar’ın Bağdat’ın etkin kontrolüne geçmesi, terör örgütü PKK’nın Irak ile Suriye arasındaki personel, cephane ve lojistik bağlantısının daraltılması, Kandil haricinde oluşturduğu ikinci hareket alanının da baskı altına alınması anlamına geliyor.
Kahraman Mehmetçikler, sınır ötesinde de 7/24 vazife esasıyla terör örgütlerine göz açtırmıyor. Fotoğraf: AA
BARZANİ BÖLGEDE ETKİLİ Mİ?
Dikkatlerin odaklandığı Sincar bugün direkt Barzani yada KDP kontrolünde değil. KDP’nin, 2017’deki bağımsızlık referandumu sonrasında Peşmerge’nin bölgeden çekilmesiyle Sincar’daki askeri ağırlığını büyük seviyede kaybetmiş olduğu biliniyor. Bugün sahada Irak federal güçleri, Haşdi Şabi unsurları, YBŞ ve çeşitli mahalli gruplar bulunuyor. Analistlere gore terör örgütü PKK/YBŞ tesirinin zayıflaması, KDP açısından direkt bir egemenlik sağlamasa da bölgedeki siyasal ve güvenlik dengelerinde dolaylı bir avantaj yaratacak. Ankara-Erbil arasındaki kuvvetli güvenlik koordinasyonu da dikkate alındığında, Barzani yönetiminin Sincar’da sahayı denetim eden erkek oyuncu olmasa bile yeni denklemde etkili taraflardan biri olmayı sürdürmesi umut ediliyor.
ANKARA’NIN STRATEJİK PLANI
Sadece Ankara açısından mutabakatın aslolan önemi, Sincar’daki güvenlik problemininin yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarıyla çözülmeye çalışılmaması. Bağdat yönetiminin silahlı yapıların tasfiyesi ve bölgenin merkezi otoritenin denetimine alınması yönünde mesuliyet üstlenmesi, terör örgütü PKK’nın Irak-Suriye hattındaki hareket alanının daraltılması açısından yeni bir aşamaya işaret ediyor.
İRAN FAKTÖRÜ MASADA
Sincar’daki öteki tehlikeli sonuç unsur İran’a yakın Haşdi Şabi grupları. Analistlere gore terör örgütü PKK/YBŞ’nin bölgeden çıkarılması, Sincar’daki tüm silahlı yapıların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Türkiye açısından risklerden biri de, PKK’dan boşalan alanın Irak ordusu yerine İran’a yakın gruplar tarafınca doldurulması. Mutabakat uygulanırsa Türkiye açısından en mühim netice Sincar’daki bir grubun tasfiyesinden daha büyük olacak. Terör örgütü PKK’nın Irak ile Suriye arasındaki geçiş alanı daralacak, Bağdat kuzeyde daha çok denetim sağlayacak, KDP üstündeki PKK baskısı azalacak ve Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığını azaltabileceği yeni bir güvenlik modeli ortaya çıkabilecek.
“ÖNEMLİ BİR ADIM”
Bölgede oluşan yeni denklemi değerlendiren Güvenlik Uzmanı Ünal Atabay ise şu saptamalarda bulunuyor: “Bu mühim bir adım. Zira Türkiye’de Terörsüz Türkiye çerçevesi içinde PKK terör örgütü tabanca bırakma ve kendini feshetme noktasında karar aldı. Sadece bu yalnızca Türkiye içinde yürütülecek ve tamamlanacak bir sorun değil. Komşu ülkelerdeki uzantılarının da silahlarını bırakması, kendilerini feshetmesi ve bölgede de terörsüz bir yapının sağlanması son aşama mühim.
TASFİYE EDİLMELİ
“Bu çerçevede bilhassa Suriye’de süreç entegrasyon meselesi üstünden yürütülüyor. Öte taraftan Irak ve İran sahası da bulunuyor. Irak’taki terör örgütü varlığı, Türkiye’deki yapıyla bir tüm oluşturuyordu. Dolayısıyla örgütün Türkiye’deki faaliyetlerini sona erdirmesi kadar, Irak’taki yaşam ve hareket alanlarının da tasfiye edilmesi gerekiyor. Kandil Dağı’ndan Asos Dağı’na, Irak’ın derinliklerine ve Mahmur kampına kadar uzanan geniş bir coğrafyada örgütün varlığı söz mevzusu.”
BOŞLUKTAN YARARLANDILAR
“Sincar Dağı’nda da YBS olarak malum, Ezidi vatandaşlardan oluşan sadece PKK ile bağlantılı ve iltisaklı bir yapı bulunuyordu. Sincar, Irak’tan Suriye’ye geçişleri ve kuzey-güney eksenindeki hareketliliği kolaylaştıran stratejik bir coğrafya. Türkiye uzun süredir Irak’tan bu alanın boşaltılmasını talep ediyordu. Bölgedeki güvenlik boşluğundan yararlanan PKK da burada senelerce varlık gösterdi.”
TÜRKİYE’NİN ETKİSİ
“Aslına bakarsak Irak’la yürütülen bu süreç Terörsüz Türkiye Projesi’nden ilkin başlamış olan bir süreçti. İki ülke arasındaki güvenlik görüşmelerinde Sincar’ın boşaltılması mevzusunda anlaşmaya varıldı. Barzani güçleri de bu mutabakatın bir parçası oldu sadece süreç uzun süre ilerlemedi. Gelinen noktada ise Türkiye’nin Terörsüz Türkiye Projesi kapsamında attığı adımların Irak sahasına da yansıdığı görülüyor. Irak devletinin kendi iç güvenliği çerçevesinde alacağı tedbirler burada belirleyici olacak.”
