Karadeniz’de ortalama beş senedir devam eden savaşın denizdeki tesirleri artık Ukrayna ve Rusya kıyılarıyla sınırı olan değil. Ekim ayında Romanya ve Bulgaristan açıklarında ticari gemileri hedef alan saldırılar, Avrupa’nın güvenliği açısından yeni bir münakaşanın kapısını araladı. Karadeniz’in batısındaki deniz yollarında yaşanmış olan gelişmeler, bir taraftan internasyonal ticareti tehdit ederken öteki taraftan NATO’nun müdafa yükümlülüklerinin hangi koşullarda devreye girebileceği sorusunu gündeme taşıdı.
BECHEV’İN ANALİZİ
Carnegie Europe kıdemli araştırmacısı Dimitar Bechev’in geçtiğimiz gün piyasaya sürülen “Karadeniz’de Çatışmanın Büyümesini Engellemek” başlıklı analizine bakılırsa, 14 Ekim’de Komorlar bayraklı Yara J tankeri Romanya’nın Sulina limanı civarlarında insansız hava aracı saldırısına uğradı. Analizde bu olayın önceki saldırılardan değişik olarak Romanya’nın münhasır ekonomik bölgesinde değil, direkt karasularında gerçekleştiğine dikkat çekildi. Carnegie’nin yayımlandığı tarihte aktardığı tabloya bakılırsa ekim ayında aynı kıyı hattında yedi vapur hava ve deniz araçlarıyla meydana gelen saldırılardan etkileniren; 27 denizci yaşamını yitirdi. Bechev, saldırıların NATO ve Avrupa Birliği ülkelerinin güvenlik alanlarına da taşındığını savundu.
Türkiye, bununla birlikte Romanya ve Bulgaristan’ın Karadeniz’de sürüklenen mayınlarla savaşım amacıyla oluşturduğu ortak vazife gücü de yeni güvenlik arayışlarının merkezinde bulunuyor. Carnegie’nin ekim analizinde, mevcut vazife grubunun yetkilerinin genişletilmesi olasılığına dikkat çekiliyor.
ONLARCA ÖLÜ
Carnegie analizinin peşinden gelen gelişmeler tehlikenin büyüdüğünü gösterdi. 23 Ekim’de Komorlar bayraklı Khoryv isminde yük gemisi, Romanya’nın Köstence limanının ortalama 13 deniz mili açığında insansız hava aracı saldırısının peşinden battı. Gemideki 13 mürettebattan dokuzu kurtarıldı, bir kişinin cansız bedenine ulaşıldı ve üç şahıs yitik olarak bildirildi. Olayın gerçekleştiği alan Romanya karasularının derhal dışındaydı. 26 Ekim’de Reuters’ın aktardığı güncel değerlendirmelerde ise, ekim ayındaki saldırılardan etkilenen vapur sayısı minimum sekize, ölü yada yitik denizci sayısı ise 34’e ulaştı.
5. MADDE UYGULANIR MI?
Analistlere bakılırsa, Karadeniz’de yaşanmış olan gelişmelerin en duyarlı boyutlarından birini saldırıların hangi deniz alanlarında gerçekleştiği oluşturuyor. Bir ülkenin kıyılarından itibaren genel olarak 12 deniz miline kadar uzanan karasuları ile 200 deniz miline kadar çıkabilen münhasır ekonomik bölgeler değişik hukuki statülere haiz. Devletler karasularında egemenlik yetkilerini kullanırken, münhasır ekonomik bölgelerde ağırlıklı olarak naturel kaynakların araştırılması ve işletilmesine ilişkin haklara haiz bulunuyor. Meydana getirilen değerlendirmelerde, bu ayrımın NATO açısından tehlikeli sonuç ehemmiyet taşıdığına dikkat çekiliyor. Carnegie’nin analizinde Moskova’nın NATO’nun kolektif müdafa sınırını kontrol etmiş olduğu görüşü de öne çıkıyor.
TÜRKİYE VAZGEÇİLMEZ
Karadeniz’de oluşan yeni denklemin Türkiye açısından taşımış olduğu ehemmiyet de masada tartışılan başlıklar içinde yer ediniyor. Meydana getirilen analizler ve açık kaynaklara yansıyan bilgilere bakılırsa Ankara, 20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi yardımıyla Karadeniz’deki askeri dengelerin belirlenmesinde kilit konumda bulunuyor. Türkiye’nin 28 Şubat 2022’de Montrö hükümlerini uygulayarak harp gemilerinin Boğazlardan geçişini kısıtlaması, hem Rusya’nın Karadeniz filosunu takviye etmesini hem de kıyıdaş olmayan NATO ülkelerinin bölgeye harp gemisi göndermesini sınırladı. Carnegie’den Thomas de Waal’ın 1 Temmuz 2026 tarihindeki analizinde de Türkiye’nin stratejisinin bölge ülkelerinin öncülüğü, askeri gerilimin denetim altında tutulması ve sivil deniz ulaşımının korunmasına dayandığı vurgulandı.
ENERJİ HATLARI
Karadeniz’deki gerilimin Türkiye açısından ekonomik neticeleri da bulunuyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin verilerine bakılırsa 2025’in ilk yarısında Çanakkale Boğazı’ndan günlük averaj 3,7 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçerken, bu miktar 2026’nın ikinci çeyreğinde 4,1 milyon varile terfi etti.
ÜÇ KRİTİK BAŞLIK
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise Türkiye açısından önümüzdeki devrin üç mühim başlığı bulunduğunu belirterek şunları söylüyor: “Bu başlıklar; Montrö rejiminin korunması, Romanya ve Bulgaristan’la yürütülen askeri iş birliğinin genişletilmesi ve Ukrayna’nın ticari deniz ulaşımının güvenliğine yönelik diplomatik girişimler olarak öne çıkıyor.”
İKİ YÖNLÜ DİPLOMASİ
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel ise riskleri yorumlarken, “Türkiye bir taraftan NATO üyesi olarak müttefikleriyle hareket ederken öteki taraftan Rusya’yla direkt karşı karşıya gelmemeye çalışıyor. Karadeniz’deki çatışmanın Romanya ve Bulgaristan çevresine yayılması, Türkiye açısından yeni güvenlik riskleri ortaya çıkarabilir” uyarısında bulunuyor.
Kaynak: Web Hususi
