Mücevher sektörünün haber ve çözümleme yayınlarından The Jewelry Wire, 30 Ekim tarihindeki bülteninde “Laboratuvarda üretilen altın geliyor mu” başlığıyla bir süredir mücevher sektörünün gündeminden düşmeyen simya tartışmalarını ele aldı. Bültende görüşlerine yer verilen elmas ve altın piyasası analisti Paul Zimnisky, laboratuvarda üretilen altının madenden çıkarılan altından ayırt edilmesinin mümkün olmayabileceğini söylemiş oldu. Zimnisky’ye gore elmaslarda laboratuvar üretimi ile organik taş içinde uzmanların tespit edebildiği farklılıklar bulunuyor. Altın ise bir element. Aynı kimyasal ve fizyolojik özelliklere haiz altının hangi yöntemle üretildiğini belirlemek mümkün olmayabilir. Analist, “Altın altındır. Naturel olarak çıkarılanla insan eliyle üretilen içinde ayırt edilebilir bir fark yok” değerlendirmesinde bulunmuş oldu. Bu durum, laboratuvarda altın üretiminin ticari hale gelmesi halinde mücevher ve yatırım piyasalarında mühim bir münakaşa yaratabilir.
MARATHON FUSION’IN İDDİASI NE?
Irdelemenin merkezinde San Francisco merkezli füzyon enerjisi şirketi Marathon Fusion bulunuyor. Şirket, 21 Ekim’de yapmış olduğu açıklamada, eylül ayında cıvayı nükleer füzyon tepkimelerinden elde edilmiş nötronlarla altına dönüştürdüğünü duyurdu. Marathon Fusion, elde etmiş olduğu sonucun CERN’in daha ilkin açıklamış olduğu altın üretim rekorunun 10 katına ulaştığını ileri sürdü. Firmanın yöntemi, füzyon esnasında ortaya çıkan nötronların cıva atomlarının çekirdeğiyle etkileşmesine dayanıyor. Bu işlem sonucunda oluşan kararsız izotopun bozunmasıyla kesin altın elde edilmesi hedefleniyor. Sadece firmanın açıklaması hemen hemen bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Deneyde ne kadar altın üretildiği ve bunun maliyetinin ne olduğu da açıklanmadı.
ELMASTA YAŞANANLAR ÖRNEK OLABİLİR Mİ?
Laboratuvarda üretilen elmaslar, mücevher sektöründe son yılların en mühim değişimlerinden birine yol açtı. Kimyasal açıdan organik elmaslarla aynı özelliklere haiz olan bu taşlar, fabrikalarda daha düşük maliyetle ve yüksek miktarlarda üretilebiliyor. Üretimin yaygınlaşmasıyla laboratuvar elmaslarının toptan tutarları 2015’teki seviyelerine gore yüzde 90-95 geriledi. Bu gelişme organik elmas piyasasında da fiyat baskısı yarattı. Dünyanın önde gelen elmas şirketlerinden De Beers, 2018’de laboratuvar elması markası Lightbox’ı piyasaya sürmüş, sadece 2025’te bu markayı kapatarak organik elmaslara odaklanma sonucu almıştı. The Jewelry Wire’da görüşlerine yer verilen Zimnisky, altın üretim teknolojisinin de süre içinde gelişebileceğini düşünüyor.
RADYOAKTİVİTE NEDENİYLE 18 YIL BEKLEMEK GEREKEBİLİR
Sadece laboratuvarda üretilen altının derhal mücevher olarak kullanılması mümkün görünmüyor. Marathon Fusion’ın açıklamalarına gore üretim sürecinde ortaya çıkan altın, radyoaktif izotoplar içerebilir. Bu yüzden malzemenin güvenli şekilde kullanılabilmesi için radyoaktivitenin azalması beklenmek zorunda. Şirket, bazı senaryolarda bu sürenin 18 yıla yaklaşabileceğini belirtiyor. Zimnisky de altının bu süreç tamamlandıktan sonrasında piyasaya sunulabileceğini, yatırım amaçlı altın alanların üretim yönteminden oldukça fiyatına bakabileceğini ifade ediyor. Sadece bu değerlendirme, ticari üretimin başlamış olacağı yada laboratuvar altınının organik altından daha ucuz olacağı anlamına gelmiyor.
ALTIN PİYASASINDA ŞİMDİLİK ARZ TEHDİDİ YOK
Altın ile elmas piyasaları arasındaki en mühim farklardan biri de pazarın büyüklüğü. Dünya Altın Konseyi verilerine gore 2025 senesinde madenlerden ortalama 3 bin 672 ton altın çıkarıldı. Tarih süresince çıkarılan toplam altın miktarı ise ortalama 222 bin 600 ton. Marathon Fusion’ın kuramsal hesaplamalarında, gelecekte kurulabilecek 1 gigavatlık bir füzyon santralinin yılda ortalama 5 ton altın üretebileceği öne sürülüyor.
