Bir coğrafyada hangi ürünün yetişeceğini yalnızca insan belirlemez. Toprak konuşur, hava konuşur, su konuşur, dağ konuşur. Üreticiye düşen ise bir çok süre bu dili doğru okumak ve tabiatın sunmuş olduğu imkânları fark etmektir.
Torosların eteklerinde kendine özgü bir coğrafi yapıya haiz olan Saimbeyli de tarımsal açıdan değişik özellikler taşıyan bölgeler içinde içeriyor. İlçenin yükseltisi, iklimi, yağış düzeni, yaz sıcaklıkları, kış şartları ve organik nebat örtüsü, burada yetişen ürünlerin karakterini direkt etkiliyor.
Bu organik yapı içinde sumak da dikkat çeken bitkilerden biri olarak öne çıkıyor. Senelerdir bağlarda, bahçelerde, tarla kenarlarında ve yamaçlarda kendiliğinden yetişen sumak, geçmişte bir çok süre yabancı ot olarak değerlendirildi.
Sadece bugün görüş açısı değişiyor.
Senelerce kesilen, sökülen ve temizlenmeye çalışılan sumakların aslına bakarsak Saimbeyli toprağının organik olarak sunmuş olduğu bir kıymet olabileceği düşünülüyor.
Toprağın kendiliğinden verdiği işaret
Bir bitkinin uzun seneler süresince belirli bir coğrafyada kendiliğinden yetişmesi, o bölgenin organik şartlarıyla kurduğu uyum açısından mühim bir işaret olarak değerlendirilebilir.
Saimbeyli’nin değişik noktalarında organik olarak yetişen sumaklar da bu açıdan dikkat çekiyor. Toprağın yapısı, iklim koşulları ve organik çevreyle uyum sağlayarak varlığını sürdüren nebat, bölgedeki üretim potansiyelinin değişik bir yönünü ortaya koyuyor.
Kim bilir senelerce yok etmeye çalışılan bu nebat, aslına bakarsak toprağın üreticiye verdiği bir mesajdı.
“Ben bu toprağı tanıyorum. Bu iklime uyum sağlıyorum. Beni yok etmek yerine değerlendirmeyi deneyin.”
Bugün yapılması ihtiyaç duyulan ise bu mesajı daha dikkatli okumak.

Yabancı ot değil, ekonomik kıymet
Tarımda değişen anlayış, yalnızca daha çok ürün yetiştirmeyi değil, mevcut organik kaynakları doğru değerlendirmeyi de gerektiriyor.
Saimbeyli’de organik olarak yetişen sumağın ekonomik bir ürüne dönüştürülmesi, bölgedeki üreticiler açısından yeni bir fırsat oluşturabilir. Bunun için ilk olarak ilçedeki organik sumak varlığının ortaya çıkarılması, yetiştiği alanların belirlenmesi ve bitkinin bölge koşullarındaki özelliklerinin bilimsel olarak incelenmesi ehemmiyet taşıyor.
Hangi bölgelerde daha yoğun yetiştiği, hangi rakımlarda gelişiminin daha iyi olduğu, hasat sürecinin ne süre başladığı ve ürün kalitesinin hangi özellikleri taşımış olduğu benzer biçimde soruların yanıtlanması, gelecekte oluşturulabilecek üretim modelinin temelini oluşturabilir.
Bu süreç doğru şekilde yürütüldüğünde sumak, yalnızca evlerde kullanılan geleneksel bir baharat olmaktan çıkarak Saimbeyli’nin tarımsal değerlerinden biri haline gelebilir.

Naturel üründen katma kıymetli ürüne
Sumağın ekonomik kıymetini artırmanın yolu yalnızca ürünün toplanıp satılmasından geçmiyor. İşleme, paketleme, markalaşma ve pazarlama aşamaları da ürünün kıymetini yükseltebilir.
Öğütülmüş sumak başta olmak suretiyle değişik bölgesel ürünlerin geliştirilmesi, Saimbeyli adına özgü bir ürün kimliğinin oluşturulması ve mahalli üreticilerin bu sürece dahil edilmesi ilçenin tarımsal ekonomisine katkı sağlayabilir.
Bilhassa bölgesel ürünlerin hikâyesinin tüketici açısından ehemmiyet kazanılmış olduğu günümüzde, Saimbeyli sumağının haiz olduğu organik yetişme hikâyesi de mühim bir tanıtım unsuru olabilir.
Torosların eteklerinde kendiliğinden yetişen, bölgenin iklimine uyum elde eden ve senelerdir yöre insanının hayatında bulunan bir ürünün markalaşması, yalnızca sumağın değil, Saimbeyli’nin de tanıtımına katkı sunabilir.
Üretici için yeni bir gelir kaynağı
Sumak üretiminin bölgede ekonomik bir değere dönüşmesi halinde minik üreticiler için de alternatif bir gelir deposu ortaya çıkabilir.
Sadece bunun gerçekleşebilmesi için organik alanların korunması, bilinçsiz toplamanın önüne geçilmesi ve sürdürülebilir üretim şekillerinin belirlenmesi gerekiyor. Üreticilerin doğru hasat teknikleri mevzusunda bilgilendirilmesi, ürünün kalitesinin korunması ve pazarlama sürecinin planlanması da büyük ehemmiyet taşıyor.
Şundan dolayı tarımsal kalkınma yalnızca toprağa ürün ekmekle değil, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği bir sistem kurmakla mümkün.
Saimbeyli’de sumak için atılacak her adımın da bu anlayışla planlanması gerekiyor.

Saimbeyli sumağı marka olabilir mi
Bugün doğada kendiliğinden yetişen bir nebat olarak görülen sumak, doğru çalışmalarla yarının mühim bölgesel ürünlerinden birine dönüşebilir.
Bunun için ilkin toprağın sunmuş olduğu bu kıymeti fark etmek, arkasından bilimsel çalışmalarla desteklemek ve üreticinin alın terini merkeze alan bir model oluşturmak gerekiyor.
Kim bilir gelecekte Saimbeyli denildiğinde Torosların etekleri, organik güzellikleri ve yaylalarının yanında sumak da akla gelecek.
Şundan dolayı kimi zaman büyük fırsatlar ötelerde aranmaz.
Kimi zaman fırsat, senelerdir gözümüzün önünde durur.
Bir tarlanın kenarında, bir bahçenin kıyısında, dağın yamacında…
Ve biz onu senelerce yalnızca bir yabancı ot sanmış olabiliriz.
Şimdi yapılması ihtiyaç duyulan, toprağın dilini birazcık daha dikkatli dinlemek.
Bir ihtimal toprak bizlere yalnızca sumak yetiştirmeyi değil,
kendi değerimizi keşfetmeyi de öğretiyor.
Muhabir:
Enes şimşek
