Dünyada market raflarındaki et ürünlerinde artık yalnızca “organik” ya da “otla beslenmiş” şeklinde ifadeler görülmüyor. Üretimin çevresel tesirini özetleyen, bilhassa sera gazı emisyonlarının daha düşük bulunduğunu belirten yeni etiketler de giderek daha çok dikkat çekiyor. Sadece bu etiketlerin tüketiciye maliyeti tahmin edilenden oldukça daha yüksek olabilir. Geçen hafta PLOS One dergisinde piyasaya çıkan yeni araştırma, ABD’de satılan 753 binden fazla et ürünü üstünden bu soruya gerçek market fiyatlarıyla cevap aradı. Purdue University, Pohang University of Science and Technology ve Oklahoma State University’den araştırmacıların yürüttüğü çalışmada 20 büyük market zincirinin 342 posta kodundaki çevrim içi ürünleri incelendi. Araştırmacılar sığır etlerinde organik, otla beslenmiş, GDO’suz ve “daha azca sera gazı” şeklinde etiketlerin fiyat üstündeki tesirini hesapladı.
Sürdürülebilir beslenme yalnızca daha yüksek gelir grubunun ulaşabileceği bir seçeneğe dönüşebilir.
ORTALAMANIN ÜZERİNDE
Sonuçların en dikkat çekici kısmı sığır etiyle ilgili. “Less greenhouse gas”, şu demek oluyor ki “daha azca sera gazı” iddiası taşıyan sığır etlerinin fiyatı, benzer özelliklere haiz sadece bu etiketi taşımayan geleneksel sığır etinden averaj yüzde 68,7 daha yüksek çıktı. Başka bir ifadeyle, etiketsiz geleneksel bir ürün 10 dolar ise, aynı özelliklerdeki düşük sera gazı iddialı ürünün fiyatının istatistiksel olarak ortalama 16,87 dolara çıkması söz mevzusu olabiliyor. Araştırmacılar bunun gerçek bir ürünün kati satış fiyatı olmadığını, modelden elde edilmiş fiyat primini gösterdiğini bilhassa vurguluyor.
NEDEN BU KADAR YÜKSEK?
Burada mühim bir detay bulunuyor. Araştırma, düşük emisyon etiketinin ürünün hakikaten yüzde 68,7 daha pahalı üretilmesine niçin bulunduğunu söylemiyor. Yüzde 68,7, etiketi taşıyan ürünlerle geleneksel ürünler arasındaki gözlemlenen fiyat farkını ifade ediyor. Bu farkın ne kadarının daha yüksek üretim maliyetlerinden, ne kadarının tüketicinin çevresel özelliklere biçtiği ek değerden kaynaklandığı kati olarak ayrıştırılamıyor. Üstelik araştırmanın en sansasyonel sonucu bununla beraber en dikkatli yorumlanması ihtiyaç duyulan netice. İncelenen sığır eti ürünlerinin yalnızca yüzde 0,35’i “daha azca sera gazı” iddiasını taşıyordu. Dolayısıyla araştırmacıların kendileri de yüzde 68,7’lik primin oldukça ufak bir ürün grubundan hesaplandığına dikkat çekiyor. Çalışmanın neticeleri, bu etiketi taşıyan tüm etlerin her markette geleneksel etten yüzde 68,7 daha pahalı olacağı anlamına gelmiyor.
ORGANİK ETTE DE FARK BÜYÜK
Buna karşın ortaya çıkan tablo, sürdürülebilir besin pazarının mühim bir ekonomik sorununu gösteriyor. Çevresel açıdan daha iyi olduğu ileri sürülen ürünler tüketicinin gözünde daha kıymetli hale geldikçe, bu kıymet market fiyatlarına da yansıyor. Araştırmanın neticeleri yalnızca düşük emisyon etiketinden ibaret değil. Sığır etinde organik etiketi averaj yüzde 32,57, “grass-fed”, şu demek oluyor ki otla beslenmiş etiketi ise yüzde 32,97 oranında fiyat primiyle ilişkilendirildi. GDO’suz etiketi de geleneksel sığır etine gore ortalama yüzde 24,6’lık bir prim taşıyordu.
Düşük sera gazı etiketli ürünler oldukça azca sayıda üretiliyor.
FİYATLAR REKOR KIRDI
Amerikan Farm Bureau Federation da ABD’de sığır eti fiyatlarının esasen üstün dereceli seviyelere ulaştığına dikkat çekiyor. Kuruluşun USDA verilerine dayandırdığı açıklamaya gore, Nisan 2026’da ABD’de averaj perakende sığır eti fiyatı libre başına 9,64 dolara çıkarak üstün derece elde etti ve bundan önceki senenin aynı dönemine gore ortalama yüzde 13 arttı. Kuruluşa gore yüksek talep ve 75 senenin en düşük seviyelerinden birine gerileyen sığır varlığı bu tabloyu ağırlaştırıyor. Kuraklık, üreticilerin sürülerini küçültmesi ve yüksek işletme maliyetleri de arz üstündeki baskıyı artıran faktörler içinde gösteriliyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
