Türk müdafa endüstri, geliştirdiği yeni nesil tabanca teknolojileriyle küresel arenada giderek daha görünür bir konuma yükselirken, son yıllarda üretilen yerli ve ulusal sistemler birçok ülkenin yakın takibine girmiş durumda. İnsansız hava araçlarından hava müdafa sistemlerine, elektronik harp çözümlerinden roket teknolojilerine uzanan geniş yelpaze, Türkiye’nin artık yalnızca kendi güvenlik gereksinimlerine yanıt veren değil, hem de harp alanlarının değişen karakterine uygun teknoloji geliştiren bir ülkeye dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıkları içinde ise lazer silahları ve yeni nesil roket sistemleri öne çıkıyor.
Türkiye’nin lazer silahları tek bir ürün ailesi değil, yeni harp alanına gore şekillenen oldukça katmanlı bir müdafa mimarisi oluşturuyor.
ELEKTRONİK YAPIYI BOZUYOR
Türkiye’nin müdafa alanında geliştirdiği sistemler, yalnızca teknoloji gösterisi olarak değil, sahada kullanılabilecek yeni bir müdafa katmanı olarak da dikkat çekiyor. Öyleki ki, ASELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK BİLGEM ve Meteksan Müdafa şeklinde kurumların geliştirdiği lazer tabanlı sistemler, değişik tehditlere karşı çoklu görevler üstüne alıyor. Söz mevzusu sistemler hedefi direkt imha etmeye odaklanırken, aynı anda düşman cephanesinin gözünü kör etmeyi, sensörleri yanıltmayı ve elektronik yapıyı bozmayı hedefliyor.
GÖKBERK KORUYOR
ASELSAN tarafınca geliştirilen GÖKBERK, bu alandaki en dikkat çekici sistemlerden biri olarak öne çıkıyor. Mobil yapısıyla sahaya taşınabilen GÖKBERK, bilhassa FPV dronlar, mini ve mikro İHA tehditlerine karşı tasarlandı. Radar ve elektro-optik sistemlerle hedefi tespit eden, takip eden ve lazer silahıyla etkisiz hale getirebilen sistem, Türkiye’nin ÇELİKKUBBE hava müdafa mimarisinin alt katmanında mühim bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.
ELEKTROMANYETİK KARIŞTIRMA
ROKETSAN’ın ALKA sistemi de Türkiye’nin yönlendirilmiş enerji silahları alanındaki en mühim örneklerinden biri. ALKA, yalnızca lazerle hedefi vurmayı değil, hem de elektromanyetik karıştırma kabiliyetiyle tehdidi yaklaşmadan etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Bu yüzden sistem, bilhassa sürü dron saldırıları, mini İHA tehditleri ve asimetrik saldırılar için eleştiri görülüyor. Çağdaş savaşlarda ufak dronların büyük askeri kayıplara yol açabildiği düşünüldüğünde, ALKA şeklinde sistemler müdafa hatlarının en duyarlı noktalarında düşük maliyetli fakat etkili bir çözüm olarak öne çıkıyor.
KÜÇÜK HEDEFLER İMHA EDİYOR
TÜBİTAK BİLGEM’in geliştirdiği IŞIK Yüksek Kuvvetli Lazer Sistemi ise Türkiye’nin bu alandaki teknolojik eşiği daha ileri taşıdığını gösteriyor. 20 kW sınıfındaki lazer gücüyle dikkat çeken IŞIK, kara ve deniz platformlarında kullanılabilecek şekilde geliştiriliyor. Bu sistem, yalnızca dronlara karşı değil, değişik ufak hava hedeflerine ve duyarlı tehditlere karşı da yeni bir müdafa imkanı sunuyor. Türkiye’nin daha ilkin geliştirdiği ARMOL sistemi ise bu yolculuğun ilk mühim adımlarından biri olarak kabul ediliyor. Zırhlı araçlara entegre edilebilen ARMOL’un, sahada kullanılabilen yerli lazer silahı tecrübesinin önünü açmış olduğu vurgulanıyor.
KRİTİK TESİSLERİ KORUYACAK
ASELSAN’ın Lazer Müdafa Sistemi olarak malum LSS’si de bilhassa eleştiri tesis güvenliği açısından öne çıkan sistemler içinde. LSS lazer sistemi ek olarak enerji tesisleri, askeri üsler, limanlar, radar merkezleri, cephane depoları ve stratejik altyapılar için düşük atış maliyeti, süratli angajman ve anlık müdahale pozitif yanları da sağlıyor.
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise “Türk müdafa endüstri, lazer silahları şeklinde geleceğin teknolojilerine yatırım yapıyor. Türkiye’yi yalnızca bölgesel bir müdafa üreticisi olmaktan çıkıp küresel ölçekte izlenen bir teknoloji aktörüne dönüştürüyor” diyor.
FÜZELERİN MENZİLİ UZUYOR
Öte taraftan Türkiye’nin lazer silahlarıyla beraber en kuvvetli olduğu alanlardan biri de roket sistemleri. ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE başta olmak suretiyle yerli müdafa sanayii kurumları tarafınca geliştirilen roket ve cephane ailesi, Türkiye’nin hava, kara ve deniz enerjisini destekleyen en eleştiri başlıklar içinde yer ediniyor. HİSAR-A+ ve HİSAR-O+ alçak ve orta irtifa hava savunmasında, SİPER ise uzun menzilli hava müdafa ihtiyacında öne çıkıyor. ATMACA gemisavar füzesi, deniz kuvvetlerinin vurucu enerjisini artırırken; SOM seyir füzesi, uzun menzilli duyarlı vuruş kabiliyeti sağlıyor.
CAYDIRICI GÜÇ
KARAOK, OMTAS ve UMTAS tanksavar sistemleri kara unsurlarına hareketli hedeflere karşı kuvvetli bir kabiliyet kazandırırken, BOZDOĞAN ve GÖKDOĞAN hava-hava füzeleri Türkiye’nin ulusal muharip tayyare ve hava platformları için eleştiri önemde görülüyor. TRG-230, TRG-300, Bora ve Tayfun şeklinde roket ve balistik roket sistemleri ise Türkiye’nin derin hedeflere karşı caydırıcılığını artırıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
