Dünyanın en meşhur ve en tartışmalı mücevherlerinden kabul edilen Koh-i-Noor elması, bir kez daha küresel siyasetin ve sömürgecilik mirası tartışmalarının merkezine yerleşti. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin, Kral III. Charles’a elmasın Hindistan’a iade edilmesi çağrısında bulunması, yalnızca simgesel bir çıkış değil; Britanya İmparatorluğu’nun sömürge geçmişine dair onlarca senedir devam eden hesaplaşmayı tekrardan gündeme taşıdı. Yüzyıllardır güç, fetih ve egemenliğin simgesi olarak görülen Koh-i-Noor, bugün yalnızca paha biçilemez bir mücevher değil, hem de tarihsel hakkaniyet arayışının en görünür sembollerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bugün Londra Kulesi’nde korunan Koh-i-Noor, milyonlarca gezgin için ihtişamın sembolü.
13. YÜZYILDAN KALMA
Ortalama 105,6 karat ağırlığındaki Koh-i-Noor’un kökeni, Hindistan’ın güneyindeki Golconda madenlerine kadar uzanıyor. İlk kez 13. yüzyılda kayıtlara geçmiş olduğu kabul edilen elmas, yüzyıllar süresince Hindistan’daki değişik hanedanlıkların, Babür İmparatorluğu’nun, Pers hükümdarlarının ve Afgan yöneticilerin elinde dolaştı. Elmas, yalnızca zenginlik değil, siyasal meşruiyetin de sembolü kabul edildi. Babür Şahı Şah Cihan’ın meşhur Tavuskuşu Tahtı’nı süsleyen taşlardan biri olduğu malum Koh-i-Noor, tarih süresince iktidarın en göze çarpan göstergelerinden biri oldu.
KRALİÇE’YE TESLİM EDİLDİ
Koh-i-Noor’un kaderi, 19. yüzyılda Britanya’nın Hindistan’daki sömürge hâkimiyetinin genişlemesiyle değişti. 1849 senesinde İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, İkinci Anglo-Sih Savaşı’nın peşinden Pencap Krallığı’nı ilhak etti. Lahor Antlaşması kapsamında hemen hemen çocuk yaşta olan Maharaja Duleep Singh, Koh-i-Noor’u Britanya Kraliyeti’ne devretmeye zorlandı. Bu süreç, Hindistan’da birçok tarihçi ve siyasetçi tarafınca açık bir sömürge gaspı olarak tanımlanıyor. Elmas sonrasında Kraliçe Victoria’ya teslim edildi ve 1851’de Londra’daki Büyük Sergi’de Britanya’nın emperyal gücünün simgesi olarak halka sunuldu.
TAÇLARDA KULLANILDI
İngiltere’ye götürüldükten sonrasında tekrardan kesilerek bugünkü formuna getirilen Koh-i-Noor, vakit içinde Kraliyet Mücevherleri koleksiyonunun en mühim parçalarından biri haline geldi. Kraliçe Victoria’dan başlayarak Kraliçe Alexandra, Kraliçe Mary ve son olarak Kraliçe Elizabeth’in taçlarında kullanılan elmas, Britanya monarşisinin simgesel mirasının merkezinde yer aldı. Sadece bu sembolizm, Hindistan başta olmak suretiyle eski sömürgelerde değişik bir anlam taşıdı.
İADE ÇAĞRILARI
Hindistan’da Koh-i-Noor, yalnızca bir mücevher değil; sömürge periyodunun aşağılanmasının somut bir simgesi olarak görülüyor. Bağımsızlıktan bu yana Hindistan hükümetleri değişik dönemlerde elmasın iadesini talep etti. Benzer talepler Pakistan, İran ve Afganistan’dan da geldi. Sadece Britanya hükümeti, elmasın yasal olarak edinildiğini savunarak iade çağrılarını devamlı reddetti. Londra yönetimi, iade taleplerinin kabul edilmesinin Britanya müzeleri ve kraliyet koleksiyonlarındaki oldukça sayıda eserin statüsünü tartışmalı hale getireceği görüşünde.
BİRÇOK ESER KAÇIRILDI
Son yıllarda sömürge periyodu eserlerinin iadesine ilişkin küresel baskının artması, Koh-i-Noor meselesini tekrardan öne çıkardı. Benin Bronzları, Parthenon Mermerleri ve Afrika’dan kaçırılan öteki kültürel varlıklar üstüne yürüyen tartışmalar, Koh-i-Noor’u da daha geniş bir tarihsel hakkaniyet çerçevesine taşıdı. Bilhassa genç dönem Hint diasporası ve aktivistler, elmasın geri verilmesini simgesel fakat kuvvetli bir yüzleşme adımı olarak görüyor.
Elmas, Hindistan’da ve birçok eski sömürgede emperyalizmin bıraktığı derin izlerin hatırlatıcısı konumunda.
ÇAĞRI KARŞILIK BULACAK MI?
Zohran Mamdani’nin çıkışı da bu bağlamda dikkat çekiyor. Hindistan kökenli siyasal figürlerin ve diaspora temsilcilerinin mevzuya artan ilgisi, meselenin artık yalnızca Hindistan-Britanya ilişkileriyle sınırı olan olmadığını gösteriyor. Münakaşa, monarşinin çağdaş dünyadaki görevi, sömürgecilik mirası ve Batılı kurumların zamanı sorumluluğu şeklinde daha geniş başlıklara uzanıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
