ABD’de 3 Kasım seçimlerinde Demokrat Parti’nin Kongrenin iki kanadında çoğunluğu kazanması, Trump’ın Avrupa’daki siyasal ittifaklarında da uzaklaşma yarattı. Daha ilkin Trump’ın aşırı sağcı ve ırkçı politikalarını destekleyen Avrupalı aşırı sağcı liderler, Cumhuriyetçilerin yenilgisinin peşinden İran savaşı ve artan yaşam maliyetlerini gündeme taşıdı. İngiltere Başbakanı Andy Burnham ise aynı gün yapmış olduğu açıklamayla Washington’dan değişik bir tutum benimsedi. Trump’ın aralık ayında Miami’de ağırlamaya hazırlandığı Putin’in, Kasım 2027’de Manchester’da düzenlenecek G20 zirvesine çağrı edilmeyeceğini duyurdu. İngiltere uzun seneler sonrasında ilk kez tarihsel ve en büyük bağlaşık olarak adlandırılan ABD’nin çizgisi haricinde hareket etmeye başladı.
ABD’deki seçim yenilgisinin peşinden Avrupa’nın aşırı sağcı liderleri Trump’ın İran savaşını eleştirirken İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Vladimir Putin’i 2027 G20 zirvesine çağrı etmeyeceğini deklare etti. (Reuters)
FRANSA VE ALMANYA’DA UZAKLAŞMA
Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Jordan Bardella, Trump’ın ikinci periyodunun ilk döneminden daha müdahaleci bulunduğunu belirterek ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesinin dünya ekonomileri üstünde ağır sonuçlar yarattığını söylemiş oldu. Almanya’da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Eş Genel Başkanı Alice Weidel ise T-Online’a yapmış olduğu açıklamada Trump’ın seçmenlerine dış müdahalelerden uzak durma sözü verdiğini sadece seçimler sonrasında tersi yönde faaliyetlerde bulunduğunu hatırlattı. Weidel, bu sözün tutulmamasının Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinde etkili bulunduğunu savundu. İki parti de daha ilkin Trump yönetiminden siyasal destek görmüş ve Trump hükümetini neredeyse her durumda savunmuştu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Şubat 2025’te Münih’te Weidel ile görüşmüş, Elon Musk da AfD’nin seçim kampanyasına açıkça destek vermişti. Fransa’da ise Trump yönetimi, Marine Le Pen’e yönelik yargı kararını eleştirmişti. Kıta basınında Avrupa aşırı sağından gelen tepkiler Trump’ın Avrupalı müttefiklerinin ABD hükümetine desteğine desteğini çekmesi olarak yorumlandı.
ESKİ DESTEKÇİLERDEN SERT AÇIKLAMALAR
İtalya’da Başbakan Giorgia Meloni’nin koalisyon ortağı Lig Partisi lideri Matteo Salvini, ABD seçim neticelerini savaşlar, internasyonal gerilimler ve yaşam maliyetindeki artışla ilişkilendirdi. Daha ilkin Trump’ın politikalarını korumak için çaba sarfeden eski general ve aşırı sağcı Ulusal Gelecek Partisi lideri Roberto Vannacci ise Trump’ın Rusya-Ukrayna savaşını bitiremediğini, İran’a karşı yeni bir cenk başlattığını ve enerji fiyatlarındaki artışın Amerikan orta sınıfını etkilediğini söylemiş oldu. İspanya’da aşırı sağcı Vox Partisi lideri Santiago Abascal da Cumhuriyetçilerin yenilgisine ilişkin soruları geçiştirerek İspanya’da bulunduğunu, Michigan’da olmadığını belirtti. Abascal daha ilkin Trump’ın internasyonal aşırı sağ ittifakına katılmış ve Madrid’de düzenlenen toplantılarda Amerikan sağının temsilcileriyle yakın ilişkiler kurmuştu.
İNGİLTERE’DEN TRUMP’A PUTİN RESTİ
Washington’ın tarihsel olarak en yakın müttefiki kabul edilen İngiltere’de Başbakan Andy Burnham, The Economist’e verdiği röportajda Putin’in 2027 G20 zirvesine çağrı edilip edilmeyeceği sorusuna kati bir halde hayır yanıtını verdi. Karar, Trump yönetiminin izlediği diplomatik çizgiyle direkt çelişiyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eylül ayında Putin’in Aralık 2026’da Miami’de düzenlenecek G20 zirvesine çağrı edildiğini açıklamış, bunun Trump ile Rus önder içinde görüşme fırsatı yaratacağını belirtmişti. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise daha ilkin Politico’ya yapmış olduğu açıklamada Londra’nın Rus yetkililerle direkt temasları sınırlayan politikasını değiştirmeyeceğini bildirmişti. Miliband, Washington’ın kendi kararlarını verebileceğini sadece İngiltere’nin Ukrayna ile dayanışma tutumunu sürdüreceğini vurgulamıştı. Burnham’ın son açıklaması, İngiltere basınında ayrışmanın seçim sonrası şiddetleneceği ifadesiyle yorumlandı.
TRUMP ARTIK SİYASİ YÜK MÜ?
İngiltere’de Trump’ın uzun senelerdir müttefiki olan Düzeltim UK Partisi lideri Nigel Farage, Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisini “ağır bir çöküş” olarak nitelendirerek İran savaşının uzamasına ve yakıt fiyatlarına dikkat çekti. Daha sert bir çıkış ise aşırı sağcı Restore Britain Partisi lideri Rupert Lowe’dan geldi. Lowe, İran’a hücum kararını “yıkım” olarak nitelendirdi ve savaşın hiçbir yararlı netice üretmediğini savundu. Siyasal risk danışmanlık şirketi Eurasia Group’un Avrupa Direktörü Mujtaba Rahman’a nazaran Trump’ın ekonomik politikalarının ve savaşlarının yarattığı tepki, Avrupa’daki aşırı sağ için Washington ile yakınlığı seçim avantajından siyasal bir yüke dönüştürebilir. Rahman, bu partilerin Trumpçı siyasetin ideolojik etkisinden yararlanmayı sürdürürken Amerikan hükümetinin yarattığı ekonomik ve siyasal sorunlardan ise uzak görünmeye çalıştığını değerlendiriyor. Sadece bu mesafe arayışı, Avrupa aşırı sağının göç karşıtlığı, milliyetçilik ve Avrupa Birliği’ne yönelik ortak siyasal hedeflerinden vazgeçmiş olduğu anlamına da gelmiyor.

