Türkiye’de ziraat ilaçlarının kullanımında uzun süredir tartışılan denetim boşluğu için 1 Temmuz itibarıyla yeni bir sayfa açıldı. Ziraat ve Orman Bakanlığı, nebat koruma ürünlerinde B-Reçete sistemini 81 ilde eş zamanlı olarak uygulamaya aldı. Sistem, yalnızca hangi ilacın satıldığını değil, ilacı kimin yazdığını, kimin aldığını, hangi üründe, hangi parselde, ne kadar alanda ve hangi dozda kullanıldığını elektronik kayıt altına almayı hedefliyor. Bakanlığın açıklamasına bakılırsa B-Reçete sistemiyle artık yalnız bitkisel üretim icra eden kayıtlı üreticiler nebat koruma ürünlerine erişebilecek. Satış, üreticinin Bakanlık sistemlerinde kayıtlı ziraat alanı ve ürünüyle ilişkilendirilecek. Kısaca üretici, üretim yapmış olduğu alan kadar, o ürün için Bakanlığın onayladığı doz kadar zirai ilaç alabilecek.
RASFF portalı üstünde 2025 senesinde toplam 5 bin 328 bildirim oluştu; bunların 484’ü Türkiye orijinli ürünlerle ilgiliydi. Türkiye menşeli bildirimlerde kuru incir 181 bildirimle ilk sırada yer aldı. Bildirim nedenlerinde aflatoksin 140, okratoksin A 118, pestisit kalıntısı ise 100 bildirimle öne çıktı. Pestisit kalıntılarında yeşil biber 30, asma yaprağı 18, domates 10 bildirimle ilk sıralarda yer aldı.
İZLENEBİLİR OLACAK
Değişim ile B-Reçete ile nebat koruma ürününün üretimden satışa, satıştan uygulamaya, uygulamadan hasada kadar izlenebilir hale gelmesi amaçlanıyor. Bakanlık daha ilkin yapmış olduğu açıklamada, nebat koruma ürünlerinin uygulanmasının yalnızca Bakanlıkça yetkilendirilmiş uygulama belgesine haiz üretici, ustalaşmış uygulayıcı yada destek uygulayıcılar tarafınca yapılacağını; uygulama bilgilerinin de elektronik sisteme girileceğini bildirmişti. Bu yönüyle sistem yalnızca pestisit kullanımını azaltmayı değil, ziraat ilacı kullanımında sorumluluğu görünür kılmayı hedefliyor.
105 PESTİSİT BİLDİRİMİ
Uzmanlara bakılırsa Türkiye’nin bu adımı atmasının sebebi yalnızca iç piyasadaki sıhhat kaygıları değil. Son yıllarda Türkiye menşeli ziraat ürünleri, Avrupa Birliği’nin Besin ve Yem için Süratli Alarm Sistemi RASFF kayıtlarında pestisit kalıntısı, aflatoksin, okratoksin A, salmonella ve pirolizidin alkaloidleri şeklinde gerekçelerle sık sık gündeme geldi. Nitekim 2025 verileri Türkiye açısından uyarıcı bir tablo ortaya koydu. Greenpeace Türkiye’nin RASFF verilerinden yapmış olduğu derlemeye bakılırsa Türkiye, 2025 senesinde Avrupa’ya besin ihraç eden ülkeler içinde pestisit sebebiyle en oldukca bildirim alan ikinci ülke oldu. İlk sırada 124 bildirimle Hindistan yer alırken, Türkiye 105 bildirimle ikinci sıraya yerleşti. Türkiye’yi 88 bildirimle Mısır, 48 bildirimle Çin ve 34 bildirimle Brezilya izledi. Türkiye’nin almış olduğu 105 pestisit bildiriminin 51’i sınırdan geri çevirme ile sonuçlandı. Sınırdan dönen ürünlerin başlangıcında biber geldi; 51 sınır reddinin 27’si biberden kaynaklandı. Biberi 9 bildirimle domates, 5 bildirimle nar izledi. Limon, asma yaprağı, armut, greyfurt, mandalina ve şeftali de sınırdan dönen ürünler içinde yer aldı.
TABLO 2 YILDIR DEĞİŞMİYOR
2024 senesinde da benzer bir tablo oluşmuştu. O yıl Hindistan 167 bildirimle ilk sırada yer alırken Türkiye 139 bildirimle ikinci olmuştu. Türkiye’nin almış olduğu bildirimlerin 98’i “ciddi riskli” sınıfına sokulmuş, ciddi riskli bildirimlerden 79’u sınırdan geri gönderilmişti. 2024’te sınırdan en oldukca dönen ürünlerin başlangıcında 29 kez biber, 23 kez limon gelmişti. 2026’nın ilk yarısında da RASFF kayıtları tartışması sürdü. 2026’da şimdiye kadar Türkiye menşeli ürünlerle ilgili sisteme 254 bildirim girildi; bunların 197’si meyve ve sebze kategorisindeydi. Toplam 188 bildirim sınır reddiyle sonuçlandı ve 183 bildirim “ciddi risk” olarak sınıflandırıldı.
Türkiye, tarımsal üretim gücüyle dünyanın mühim besin tedarikçilerinden biri. Türkiye 186 ülkeye 2 bin 218 çeşit ürün ihraç ediyor ve dünya gıda-tarım ihracatındaki payını artırıyor. Bu büyüklük, bununla beraber daha yüksek besin güvenliği sorumluluğu getiriyor.
GREENPEACE KAMPANYASI
Pestisit meselesinin sıhhat tarafında ise risk algısı iki uç içinde sıkışmış durumda. Avrupa Birliği’nde her pestisit ve ürün kombinasyonu için maksimum kalıntı limiti, doğrusu MRL belirleniyor. Avrupa Komisyonu’na bakılırsa MRL, pestisit doğru ziraat uygulamalarına uygun kullanıldığında besin yada yem üstünde yasal olarak tolere edilen en yüksek kalıntı seviyesi anlamına geliyor. Türkiye’de tartışmayı büyüten nokta ise iç piyasadaki çözümleme sonuçlarının kamuoyuna tertipli ve detaylı şekilde açıklanmaması. Greenpeace Türkiye, Bakanlığın pestisit çözümleme neticelerini paylaşması için yürüttüğü kampanyada 2022–2025 dönemine ilişik Kalıntı Fiil Planı ve denetim sonuçlarının kamuoyuna açıklanmasını talep etmişti. Greenpeace’in 2025’te yayımladığı “Pestisitler ve Çocuklar” raporunda ise İstanbul’daki market ve semt pazarlarından alınan 155 besin örneğinin yüzde 61’inde birden fazla pestisit kalıntısı, yüzde 43’ünde minimum bir PFAS’li pestisit kalıntısı tespit edilmiş olduğu duyurulmuştu.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
