1. Haberler
  2. Yerel
  3. Nükleer güç denkleme girdi, Orta Doğu’da stratejik kırılma

Nükleer güç denkleme girdi, Orta Doğu’da stratejik kırılma

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan; Orta Doğu’da tırmanan bölgesel gerilimin peşinden ortak bir müdafa anlaşmasına imza atarken, yeni oluşumun bölgedeki güç dengelerine iyi mi yansıyacağı merak mevzusu oldu. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde imzalanan anlaşmanın ayrıntıları hemen hemen açıklanmazken, stratejik analizlerde üçlü müdafa işbirliğinin yalnızca askeri ilişkileri derinleştirmekle kalmayacağı, Orta Doğu’dan Cenup Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada güç dengelerini değiştirebilecek özellikte olduğu vurgulanıyor. Üç ülkenin etken asker sayısı toplandığında ortalama 1 milyon 388 bin kişilik bir kuvvet ortaya çıkarken, ekonomik büyüklük ise 3,2 trilyon dolar olarak söyleniş ediliyor. Anlaşmaya nazaran üç ülkeden birine yönelik hücum, tümüne yapılmış sayılacak.


Üçlü yapının askeri kapasitesinde ise ülkelerin değişik alanlardaki imkanları öne çıkıyor. Türkiye müdafa endüstri ve NATO tecrübesiyle, Suudi Arabistan mali gücü ve enerji kaynaklarıyla, Pakistan ise geniş askeri kapasitesi ve nükleer gücüyle dikkat çekiyor.

NÜKLEER CAYDIRICILIK

Türkiye, ortalama 1,6 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü, gelişmiş müdafa endüstri ve ortalama 481 bin etken askeriyle üçlü yapının mühim askeri ve endüstriyel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Suudi Arabistan’ın 2025 yılı ulusal geliri ise ortalama 4,79 trilyon riyal, öteki bir ifadeyle ortalama 1,28 trilyon dolar düzeyinde bulunuyor. Riyad yönetimi ortalama 247 bin etken personele haiz olmasının yanı sıra yüksek müdafa bütçesi, enerji kaynakları ve mali kapasitesiyle üçlü yapı içinde mühim bir konumda içeriyor. Pakistan ise ortalama 407 milyar dolarlık ekonomik ebatlarına karşılık haiz olduğu askeri kapasiteyle dikkat çekiyor. Ortalama 660 bin etken askeri bulunan Pakistan ordusunun envanterinde 2 bin 500’ü aşkın ana muharebe tankı ve 400’den fazla harp uçağı içeriyor. Pakistan’ın ek olarak ortalama 170 nükleer harp başlığına haiz olduğu tahmin ediliyor. Meydana getirilen analizlerde, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan hattının kurumsallaşması durumunda Anadolu’dan Kızıldeniz’e, Basra Körfezi’nden Hint Okyanusu’na uzanan geniş bir coğrafyada yeni bir güvenlik ortaklık ekseninin ortaya çıkacağı değerlendiriliyor.

ORTAK SAVUNMA HÜKMÜ

Anlaşmanın en dikkat çekici unsurlarından biri, taraflardan birine yönelik saldırının üç ülkenin tamamına yapılmış sayılacak olması. Bu yargı, NATO’nun 5’inci maddesindeki kolektif müdafa anlayışına benzer bir güvenlik mekanizmasına işaret ediyor. Dolayısıyla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan içinde oluşturulacak yapının yalnızca müdafa sanayii ortaklık ve operasyonel koordinasyonla sınırı olan kalmayacağı, karşılıklı müdafa taahhüdü de içereceği anlaşılıyor. Suudi Arabistan ile Pakistan içinde 2025’te imzalanan karşılıklı müdafa anlaşmasında da taraflardan birine yönelik saldırının iki ülkeye yönelik hücum sayılması dikkat çekmişti.

DENKLEMDE YENİ TABLO

Üçlü müdafa işbirliğinin, İsrail’in bölgede giderek daha tehditkar ve yayılmacı olarak değerlendirilen askeri politikalarına karşı yeni bir caydırıcı güç merkezi oluşturabileceği vurgulanıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın askeri, ekonomik ve stratejik kapasitelerinin aynı güvenlik mekanizması altında birleşmesi halinde, Ortadoğu ve çevresindeki güç dengelerinin mühim seviyede değişebileceği değerlendiriliyor. İsrail, teknolojik üstünlüğü, gelişmiş hava kuvvetleri, danışma kapasitesi ve ABD ile uzun yıllara dayanan askeri ilişkileri sebebiyle bölgenin en kuvvetli askeri oyuncuları içinde bulunuyor. Sadece Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın haiz olduğu toplam kapasite, bilhassa insan gücü, ekonomik büyüklük ve müdafa harcamaları açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

COĞRAFİ HAKİMİYET

İsrail denkleminde Pakistan’ın nükleer kapasitesi ise ayrı bir başlık oluşturuyor. SIPRI’nin 2025 yılı tahminlerine nazaran Pakistan ortalama 170, İsrail ise ortalama 90 nükleer harp başlığına haiz. Bu sayılara nazaran Pakistan’ın tahmini nükleer cephaneliği İsrail’in ortalama iki katına yaklaşıyor. Pakistan ek olarak uçaklar, kara konuşlu balistik ve seyir füzeleri ile denizden fırlatılan sistemleri kapsayan nükleer taşıma kapasitesini geliştirmeyi sürdürüyor. Üçlü oluşumun dikkat çekici yönlerinden biri de askeri kapasitenin değişik coğrafyalara yayılması. Türkiye Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında bulunurken, Suudi Arabistan Kızıldeniz ve Basra Körfezi hattında, Pakistan ise Hint Okyanusu ve Cenup Asya ekseninde stratejik konuma haiz bulunuyor.

Nükleer güç denkleme girdi, Orta Doğu’da stratejik kırılma - Resim : 2
Ankara’nın daha ilkin dile getirmiş olduğu geniş kapsamlı bölgesel güvenlik platformu hedefiyle beraber değerlendirildiğinde Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan hattının ilerleyen dönemde başka ülkeleri de kapsayıp kapsamayacağı ayrı bir sual olarak ortaya çıkıyor.

HAREKET ALANIMIZ GENİŞLER

Stratejik analizlerde anlaşmanın Türkiye’nin bölgesel güvenlik mimarisindeki hareket alanını genişleteceğine vurgu yapılıyor. Jeostrateji Analisti Dr. Ahmet Uslu ise “Yeni üçlü yapının İran ve İsrail içinde yaşanmış olan gerilim sonrasında ortaya çıkması da anlaşmanın zamanlamasını mühim hale getiriyor” diyor.

[email protected]

Kaynak: Web Hususi

Nükleer güç denkleme girdi, Orta Doğu’da stratejik kırılma
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com