ABD Başkanı Donald Trump, 3 Temmuz’da Mount Rushmore’da yapmış olduğu konuşmada ülkede “komünist tehdidin tekrardan yükseldiğini” öne sürdü; komünistleri “hızla yeneceklerini” ve sürgüne göndereceklerini söylemiş oldu. Ertesi gün Washington’daki konuşmasında sosyalizmi “kanser” olarak tanımlayan Trump, temmuz süresince toplumcu siyasetçileri, göçmenleri, cenk karşıtı örgütleri ve toplumsal protestoları aynı tehdit başlığı altında göstermeyi sürdürdü. Küba da açıklamalarda çoğunlukla hedef yayınlandı. ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Vergi ve Bütçe Komitesi, 21 Temmuz’da New York merkezli People’s Forum, Tricontinental: Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü ve sol medya kuruluşu BreakThrough News’e mecburi mahkeme celbi gönderdi. Kuruluşlardan bağışçıları, yabancı şahıs ve kurumlarla ilişkileri ve mali kayıtları teslim etmeleri istendi. Komite, kurumların Çin’de yaşayan teknoloji yatırımcısı Neville Roy Singham üstünden Çin Komünist Partisi tarafınca finanse edilmiş olabileceğini iddia ediyor sadece soruşturma kapsamında bağışların yasa dışı bulunduğunu kanıtlayan bir bulgu kamuoyuna sunulmuş değil. Gelişmeler ABD tarihinde çoğunlukla ortaya çıkan sol düşmanlığının boyutlarını gözler önüne seriyor.
ABD Kongresi, muhalif gösterim ve araştırma kuruluşları People’s Forum, Tricontinental ve BreakThrough News’in mali kayıtlarını mecburi celple talep etti. Talep ülkedeki zamanı korkunun tekrardan körüklenmesi olarak değerlendiriliyor. (Fotoğraf: WSWS)
MUHALİF KURUMLARA KUŞATMA
ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Vergi ve Bütçe Komitesi’nin Cumhuriyetçi Başkanı Jason Smith, üç sol gösterim organından Singham’la meydana getirilen yazışmaları, yurt dışına gönderilen hibeleri ve yabancı kuruluşlarla imzalanan sözleşmeleri talep etti. People’s Forum, Tricontinental ve BreakThrough News ise taleplerin ifade ve basın özgürlüğünü ihlal ettiğini korumak için çaba sarfediyor. People’s Forum, soruşturmayı Trump’ın siyasal rakiplerini ve Filistin dayanışma hareketini hedef alan bir sindirme kampanyası olarak tanımladı. Kurultay, bağışların gerçek kaynağının Pekin bulunduğunu iddia etse de kamuoyuna bu yönde herhangi bir kanıt da sunulamadı.
FLORIDA’DA DÜŞMANCA MÜFREDAT
Florida Federal Eğitim Kurulu’nun kabul etmiş olduğu yeni “Komünizm Zamanı” standartları, 2026-2027 öğretim senesinde ortaokul ve liselerde uygulanacak. Yeni müfredatta sivil haklar hareketine “komünistlerin sızdığı” anlatılıyor. Müfredat, 1950’lerde komünist oldukları iddiasıyla siyasetçileri, sanatçıları, sendikacıları ve kamu çalışanlarını hedef alan Senatör Joseph McCarthy ile Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi’ni “anti-komünizmin savunucuları kahramanlar” olarak sunuyor. Buna karşılık kamuya açık sorgular, ülkeye sadakat testleri, kara listeler, toplu işten çıkarmalar ve ifade özgürlüğünün bastırılması müfredatta yer almadı.
WASHINGTON’IN YÜZYILLIK KORKUSU
ABD’de sosyalizm korkusu, 1917 Rus Devrimi ve göçmen işçi hareketleri karşısında federal yönetimin 1919-1920’de gerçekleştirdiği “Palmer Baskınları” ile başladı. Binlerce toplumcu ve sendikacı gözaltına alındı; yüzlerce göçmen yargılanmadan sınır dışı edilirken onlarcası şüpheli deliller ile yargılanıp idam edildi. Hükümetler ücret, emek verme koşulları ve sendikal haklar için verilen mücadeleyi yabancı kaynaklı bir komplo olarak sundu. İkinci Kızıl Korku ise 1940’ların sonundan itibaren kamu çalışanlarına uygulanan sadakat soruşturmaları, Hollywood kara listeleri ve McCarthy duruşmalarıyla kurumsallaştı. Toplumcu partilerin üyeleri ve sempatizanlarının yanı sıra cenk karşıtları, sivil hak savunucuları ve sendikacılar da işlerini yitirdi yada hapse girdi. Bu uygulamalar ABD ile SSCB içinde yaşanmış olan Soğuk Harp süresince devam etti.
Florida Eyaleti, ABD’deki toplumcu hareketleri ve zamanı düşmanca gösteren müfredatı okullara taşıdı. Müfredatlarda Eugene V. Debs (fotoğrafta) benzer biçimde ABD tarihinin en önde gelen toplumcu liderleri hakkında düşmanca ifadeler kullanılıyor. (Fotoğraf: ABD Kurultay Kütüphanesi Arşivi)
ABD’DE BÜYÜYEN YENİ MUHALEFET
Trump’ın solu düşman duyuru eden kampanyasının yükselmesi, toplumcu fikirlerin ABD’de bilhassa gençler ve işçiler içinde görünür hale geldiği bir döneme denk geliyor. Demokratik toplumcu adayların New York başta olmak suretiyle ön seçimlerde elde etmiş olduğu başarılar, parasız sıhhat hizmeti, kira denetimi, sendikal haklar ve servet vergisi benzer biçimde taleplerin geniş kesimlerde karşılık bulduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz ay piyasaya çıkan bir kamuoyu araştırmasında ABD’lilerin yalnızca yüzde 18’i komünizmi ülke için “büyük tehdit” olarak tanımladı. Kamuoyu araştırmalarına nazaran ABD halkının büyük kısmı, servetin azca sayıdaki milyarderin elinde toplanması, demokrasinin aşınması ve savaşların beklenen mali yükünü ülkedeki en büyük tehlikeler olarak değerlendiriyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
