Türkiye ekonomisine ilişkin son veriler, işgücü piyasasında karışık bir tablo ortaya koyuyor. İşsiz sayısı 2 milyon 799 bine gerilerken, çalışanların sayısı 32 milyon 479 bine terfi etti. İstihdam oranı yüzde 48,5 olarak gerçekleşse de emek harcama çağındaki insanların işgücüne katılım oranı yüzde 52,7’ye geriledi. İşsizlerin yanı sıra iş aramaktan vazgeçenleri ve yeterince çalışamayanları da kapsayan atıl işgücü oranı ise yüzde 29,9 seviyesinde kalırken, bu tablo işsizlikteki düşüşün işgücü piyasasının geneline aynı seviyede yansımadığını gösterdi.
İstihdamın sektörel dağılımı da ekonomideki dönüşümü ortaya koydu. İkinci çeyrek itibarıyla çalışanların yüzde 59,8’i hizmet sektöründe yer alırken, sanayinin toplam istihdamdaki oranı yüzde 19,7, tarımın oranı yüzde 13,7, inşaatın oranı ise yüzde 6,8 oldu. Çeyreklik bazda hizmet sektöründe 240 bin kişilik istihdam artışı görülürken sanayide 121 bin kişilik yitik yaşandı.
KONUTTA BEKLENEN OLMADI
İşgücü piyasasındaki bu görünümün yanında konut cephesinde ise fiyat artışlarının enflasyon arkasında kalmaya devam ediyor. TCMB’nin temmuz ayı Konut Fiyat Endeksi aylık yüzde 1,5, senelik ise nominal yüzde 25 arttı. Aynı dönemde konut tutarları gerçek olarak yüzde 5,1 geriledi. Böylece konut fiyatlarındaki nominal yükselişe karşın enflasyondan arındırılmış kıymet kaybı sürdü.
DIŞ BORÇ SORUNU
Finansman tarafında ise kısa vadeli dış borç stokundaki artış dikkat çekiyor. TCMB verilerine bakılırsa kısa vadeli dış borç stoku haziran sonu itibarıyla bundan önceki çeyreğe bakılırsa yüzde 2,5 artarak 170,7 milyar dolara terfi etti. Orijinal vadesine bakılmaksızın önümüzdeki bir yıl içinde ödenmesi ihtiyaç duyulan borçları gösteren kalan vadeye bakılırsa kısa vadeli dış borç stoku ise 239,5 milyar dolar olarak hesaplandı. Bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku aynı dönemde yüzde 5 artarak 74,9 milyar dolara ulaştı. Sadece dış finansman gereksinimindeki artışın izlendiği dönemde TCMB rezervlerinde ise son haftalarda tekrardan toparlanma yaşandı. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına bakılırsa Merkez Bankası 14 Ağustos haftasında ortalama 3,3 milyar dolarlık döviz alımı gerçekleştirmiş oldu. Son üç haftadaki toplam döviz alımı 11,2 milyar dolara ulaşırken, İran savaşı döneminde meydana getirilen net döviz satışının ortalama 6,6 milyar dolara kadar gerilediği hesaplandı.
REZERVLER ARTTI
Aynı haftada toplam rezervlerin 5,1 milyar dolar artarak 183,5 milyar dolara çıkmış olduğu, net rezervlerin 67,1 milyar dolar, swap hariç net rezervlerin ise 54,4 milyar dolar seviyesine yükseldiği hesaplandı. Rezervlerdeki artışta TCMB’nin döviz alımlarının yanı sıra altın fiyatlarındaki yükselişin rezervlerin dolar karşılığı üstündeki tesiri de rol oynadı.
FAİZ GERİLEYECEK Mİ?
Ekonomide para politikasının bundan sonraki yönüne ilişkin beklentiler de yakından izleniyor. Deutsche Bank CEEMEA ve LATAM Araştırma Direktörü Christian Wietoska, TCMB’nin kademeli gevşeme için alan bulunduğunu belirtirken, siyaset faizinin yıl sonunda yüzde 35-36 seviyelerine gerileyebileceği tahmininde bulunmuş oldu. Deutsche Bank tarafında eylül ayından itibaren faiz indirim sürecinin tekrardan başlaması yönünde beklenti bulunuyor.
BÜTÇE AÇIĞI
Maliye politikası tarafında ise temmuz ayı bütçe verileri haziran ayındaki fazla görünümünün arkasından tekrardan kuvvetli bir açığa işaret etti. Merkezi yönetim bütçesi temmuz ayında 378,1 milyar TL açık verirken faiz dışı açık 51,3 milyar TL oldu. Haziran ayında merkezi yönetim bütçesi 114,2 milyar TL fazla, faiz dışı denge ise 315,8 milyar TL fazla vermişti. Temmuzdaki bozulmada ise giderlerdeki süratli artış öne çıktı. Bütçe giderleri geçen senenin aynı ayına bakılırsa yüzde 59,8 artarak 1 trilyon 790,5 milyar TL’ye ulaşırken bütçe gelirlerindeki artış yüzde 28,8’de kaldı. Aynı ay faiz giderleri 326,8 milyar TL olarak gerçekleşti.
Ocak-temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe açığı 1 trilyon 320,9 milyar TL’ye ulaşırken faiz dışı denge 470,1 milyar TL fazla verdi.
DENGE SAĞLANMIŞ DEĞİL
Son tabloyu yorumlayan Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise, “Göstergeler beraber değerlendirildiğinde; işsizlik ve rezervlerdeki iyileşmeye karşılık yüksek atıl işgücü, endüstri istihdamındaki gerileme, konut fiyatlarındaki gerçek yitik, kısa vadeli dış borçtaki artış ve temmuz ayında belirginleşen bütçe açığı ekonomide dengelenme sürecinin değişik alanlarda değişik hızlarda ilerlediğine işaret ediyor” dedi.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
