1. Haberler
  2. Yerel
  3. Mekke Anlaşması! Savaşa girmeden savaşı kazanmak

Mekke Anlaşması! Savaşa girmeden savaşı kazanmak

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladığı ortak müdafa anlaşması, Ortadoğu’da senelerdir ABD merkezli güvenlik düzeninin sorgulandığı bir dönemde yeni bir caydırıcılık mimarisinin ilk somut adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Anlaşmanın temel hükmü, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının öteki ikisine de yapılmış kabul edilmesini öngörüyor. Böylece Riyad, Ankara ve İslamabad, ihtimaller içinde bir saldırının maliyetini saldırgan açısından evvelinde yükseltmeyi hedefliyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı ortak açıklamaya gore antak kalma, yalnızca karşılıklı savunmayı değil, üç ülke arasındaki müdafa işbirliğinin tüm alanlarda geliştirilmesini de amaçlıyor.


Mekke Anlaşması’nın temel stratejisi, savaşmak değil, caydırıcılıkla savaşı daha başlamadan kazanmaya çalışmak olarak değerlendiriliyor.

‘POTANSİYEL SALDIRGAN!’

Anlaşmanın arkasındaki temel düşünce, cenk çıktıktan sonrasında karşılık vermekten fazlaca, savaşın çıkmasını engelleyecek bir güç dengesi oluşturmak. Nitekim Asharq Al-Awsat’ta 18 Ağustos’ta piyasaya sürülen Ahmad Mahmoud Ajaj imzalı değerlendirmede askeri ittifakların temel işlevinin saldırgana, saldırının getireceği maliyetin sağlayacağı kazançtan daha yüksek bulunduğunu göstermek olduğu vurgulanıyor. Ajaj’a gore Mekke Anlaşması’nın aslolan hedefi de üç ülkenin ortak çıkarlarını bir caydırıcılık mekanizmasına dönüştürerek savaşı başlamadan önlemek. Yazara gore anlaşmanın belirsiz bırakılan askeri yükümlülükleri de bir bakıma stratejik avantaj sağlayabilir; potansiyel saldırgan, karşılaşacağı tepkinin boyutunu evvelinde kati olarak hesaplayamaz.

KAPSAMI NE OLACAK?

Bu yönüyle antak kalma daha ilk günlerinden itibaren NATO’nun 5. maddesiyle karşılaştırıldı. Sadece iki yapı içinde mühim farklar bulunuyor. NATO’nun 5. maddesi de bir üyeye yönelik silahlı saldırıyı tüm ittifaka yönelik hücum kabul ediyor, sadece üye devletlerin vereceği karşılığın niteliğini otomatikman belirlemiyor. Mekke Anlaşması’nın kamuoyuna açıklanan metninde ise ortak savunmanın hangi askeri mekanizmalarla ve hangi koşullarda işletileceğine ilişkin ayrıntılar hemen hemen ortaya konmuş değil. Internasyonal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’ne (IISS) gore de anlaşmanın gerçek ağırlığını belirleyecek unsur, önümüzdeki dönemde bu siyasal taahhüdün ortak planlama, kuvvet koordinasyonu ve kurumsal mekanizmalara ne seviyede dönüştürüleceği olacak.

BÖLGESEL GÜÇ DENGESİ

Suudi Arabistan açısından anlaşmanın anlamı, güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirmek. Riyad, ABD ile stratejik ilişkisini sürdürürken bununla beraber Türkiye’nin askeri kapasitesini, Pakistan’ın geniş tecrübesini ve iki ülkenin müdafa sanayilerindeki potansiyeli kendi güvenlik mimarisine ekliyor. Asharq Al-Awsat’taki değerlendirmeye gore Suudi Arabistan böylece “hem bölgesel güç dengesini tekrardan oluşturmayı hem de ekonomik dönüşüm programının gereksinim duyduğu istikrarı güvence altına almayı” hedefliyor. Türkiye ise anlaşmayla Körfez’de ve Kızıldeniz çevresinde daha büyük bir güvenlik görevi üstlenirken, müdafa sanayisi açısından Suudi yatırımlarından ve bölgesel pazarlardan yararlanabilecek bir konum kazanıyor. Pakistan açısından ise antak kalma, Körfez’deki stratejik ağırlığını artırırken Türkiye ile müdafa sanayisi işbirliğini derinleştirme fırsatı yaratıyor.

İRAN’DA İKİ GÖRÜŞ

İran’ın anlaşmaya yaklaşımı ise dikkat çekici şekilde iki katmanlı. Asharq Al-Awsat’ın haberine gore Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi anlaşmayı “İslam ülkelerinin birliği açısından pozitif ve dış güçlerin bölgeden çekilmesine kapı açabilecek bir gelişme” olarak değerlendirirken, İran’daki daha sert çevreler anlaşmayı direkt İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik bir tehdit olarak görüyor. İsrail tarafında da anlaşmanın bölgesel güvenlik dengelerini kendi aleyhine değiştirebileceği yönünde kaygılar bulunuyor. Anlaşmanın direkt İran yada İsrail’i hedef aldığına dair resmi bir ifade bulunmaması ise mühim olarak görülüyor.

Mekke Anlaşması! Savaşa girmeden savaşı kazanmak - Resim : 2
Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü, Türkiye’nin askeri ve müdafa sanayisi kapasitesi, Pakistan’ın askeri tecrübesi ve nükleer güç statüsü aynı denklemde buluşuyor.

‘ARABULUCUK DA OLABİLİR’

Söz mevzusu değerlendirmeye gore üç ülkenin Hindistan, İran, ABD, Çin ve Rusya ile değişik düzeylerde ilişkilerinin bulunması da anlaşmaya yalnızca askeri değil, diplomatik bir boyut kazandırıyor. Asharq Al-Awsat’taki değerlendirmede bu ilişkilerin, ittifakın yalnızca karşı karşıya gelmek için değil, gerektiğinde taraflar içinde arabuluculuk yapmak için de kullanılabileceği savunuluyor.

[email protected]

Kaynak: Web Hususi

Mekke Anlaşması! Savaşa girmeden savaşı kazanmak
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com