Türk ekonomisine ilişkin son veriler, gezim gelirlerindeki kuvvetli artışa karşın dış dengede sorunların devam ettiğini gösteriyor. Ağustos ayında cari işlemler dengesi 4 milyar dolar fazla verirken, altın ve enerji dışarıda tutulduğunda bu sayı 8,2 milyar dolara ulaştı. Gezim gelirlerinin belirleyici olduğu dönemde hizmetlerden elde edilmiş net gelir 9,7 milyar dolar, gezi gelirlerinin katkısı ise 7,2 milyar dolar oldu. Sadece son 12 aylık cari açığın 42,1 milyar dolar düzeyinde bulunması, yazları oluşan fazlanın kalıcı bir iyileşmeye dönüşmediğine işaret ediyor. Ekonominin öteki tarafında ise dış tecim ve enerji maliyetleri öne çıkıyor. Türkiye’nin yurt dışına sattığı ürünlerin fiyatı artarken ithal etmiş olduğu malların daha süratli pahalanması dış tecim dengesini negatif etkiliyor.
Orta Doğu’daki gelişmelerle tekrardan yükselen petrol tutarları da Türkiye’nin enerji faturasını artırabilecek riskler içinde gösteriliyor
İTHALAT PAHALANDI
Dış tecim verileri Türkiye’nin ithal etmiş olduğu ürünlere daha çok ödeme yapmak zorunda kaldığını ortaya koydu. Ağustos ayında ihracat birim kıymet endeksi senelik yüzde 8,5 artarken ithalat birim kıymet endeksindeki yükseliş yüzde 13,7 oldu. Böylece dış tecim haddi 4,3 puan gerileyerek 90 seviyesine indi. Bu tablo, Türkiye’nin sattığı ürünlerle satın almış olduğu ürünler arasındaki fiyat dengesinin aleyhine bozulduğunu gösteriyor. Türk lirasının değerine ilişkin tartışmalar da ihracatçıların artan üretim maliyetleri sebebiyle yaşamış olduğu rekabet sorunlarını tekrardan gündeme taşıyor.
6 HAFTA SONRA ARTIŞ
Dış ticaretteki negatif görünüme karşılık Merkez Bankası rezervlerinde toparlanma işaretleri dikkat çekti. QNB Bank’ın hesaplamalarına gore altı haftalık düşüşün arkasından toplam rezervler 171,8 milyar dolara terfi etti. Swap hariç net rezervlerin ise bir haftada 6,3 milyar dolar artarak 44 milyar doların üstüne çıkmış olduğu tahmin edildi. Merkez Bankası’nın aynı dönemde ortalama 5,7 milyar dolarlık döviz almış olduğu hesaplandı. Böylece son dönemde piyasaya satılmış olduğu belirtilen 12 milyar dolarlık dövizin ortalama yarısı tekrardan rezervlere eklenmiş oldu.
EN YÜKSEK SEVİYE
Küresel piyasalarda ise doların güçlenmesi dikkat çekiyor. Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentiler ve eurodaki zayıflamayla dolar endeksinin 102,6 seviyesine çıkmış olduğu bildirildi. Bu düzey Nisan 2025’ten bu yana en yüksek düzey olarak öne çıkıyor. Doların internasyonal piyasalarda kıymet kazanması, bilhassa enerji ve ham madde ithalatına bağımlı ülkeler açısından yeni maliyet baskısı oluşturabilecek gelişmeler içinde bulunuyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise son dönemde yaşanmış olan fon çıkışlarının vatandaşların ve yurt içindeki yatırımcıların Türk lirası varlıklara yönelik tercihini mühim seviyede zayıflatmadığını belirtti.
PETROLDE MALİYET RİSKİ
Orta Doğu’daki çatışmaların petrol fiyatlarına yansıması Türkiye açısından yeni bir risk oluşturuyor. Suudi Arabistan’ın petrol şirketi Aramco’ya yönelik saldırının arkasından Brent petrolün varil fiyatı 14 Ekim’de 106 doların üstüne çıktı. Sadece 15 Ekim sabahı itibarıyla 104,30 dolar seviyesine geriledi. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan Türkiye’nin döviz faturasını artırabilecek gelişmeler içinde bulunuyor. Akaryakıt maliyetlerindeki yükselişin taşımacılıktan tarıma kadar birçok alanda tutarları etkileme riski de sürüyor.
BÜYÜME TAHMİNİ GERİLEDİ
Analistler ise IMF’nin Türkiye’nin 2026 gelişme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye indirdiğine dikkat çekerek, artan enerji maliyetleri ve zorlaşan finansman koşullarının ekonomiyi yavaşlatabileceği uyarısında bulunuyor. Bilhassa gezim gelirlerinin azalacağı kış aylarında cari açık ve petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi üstündeki baskıyı artırabileceğini belirtiyor.
