Allianz Research ve Allianz Trade tarafınca piyasaya çıkan 2026 İklim Ekonomisi Raporu, iklim krizinin ekonomik etkilerini ülkeler üstünden inceliyor. Türkiye, raporda hem iklim koşullarının tarihsel ortalamalardan uzaklaşmasının hem de mevcut iklim stresinin yüksek olduğu ülkeler içinde gösteriliyor. Raporda kullanılan Climate Change Score iklim koşullarındaki uzun vadeli değişimi, Climate Stress Score ise mevcut ısı, kuraklık ve aşırı yağış koşullarının yarattığı baskıyı ölçüyor. Türkiye; Nijerya, Filipinler, Malezya, Brezilya, Fildişi Sahili ve Fas ile beraber her iki göstergede de yüksek risk grubunda yer ediniyor. Bu durum, Türkiye açısından iklim riskinin yalnızca geleceğe ilişkin bir öngörü olmadığını, mevcut ekonomik faaliyetleri de etkileyen bir mesele haline geldiğini gösteriyor.
EKONOMİK FATURASI BÜYÜYOR
Rapora gore, 2025 senesinde aşırı hava olaylarının dünya ekonomisine maliyeti 184 milyar avro oldu. Bu meblağ 2024 yılına gore yüzde 32 daha düşük olsa da 2000-2019 dönemindeki uzun vadeli ortalamanın yüzde 20 üstünde kaldı. 2020-2025 döneminde senelik averaj ekonomik yitik 237 milyar avroya ulaştı. Bu, önceki döneme gore yüzde 54’lük artış anlamına geliyor. Ekonomik kayıpların tamamı sigorta kapsamında da karşılanmadı. 2025 senesinde ortalama 69 milyar avroluk yitik sigortalanırken toplam kayıpların yüzde 38’i sigorta kapsamında kaldı. Ortalama 115 milyar avroluk zarar ise sigorta müdafaasının haricinde gerçekleşti.
GIDA FİYATLARINI ETKİLEYEBİLİR
Türkiye’de iklim riskinin ekonomik sonuçlarının en belirgin hissedilebileceği alanlardan biri ziraat. Uzayan sıcak hava dönemleri, yağış düzenindeki değişimler ve su kaynakları üstündeki baskı, üretim koşullarını zorlaştırabiliyor. Tarımda yaşanabilecek kayıplar yalnızca üreticinin gelirini etkilemiyor. Verim düşüşü ve arz daralması, besin tutarları üstünde de yukarı yönlü baskı yaratabiliyor. Aşırı yağışlar ve seller ise ziraat alanları, ulaşım ağları ve yerleşim yerlerinde hasara yol açabiliyor.
