Avustralya merkezli The New Daily’nin aktardığı araştırmaya bakılırsa, Amerikalılara “Trump’ın demokrasiye zarar vermeden ilkin yetkilerinin sınırlandırılması ihtiyaç duyulan potansiyel bir diktatör olup olmadığı” soruldu. Iştirakçilerin yüzde 58’i bu görüşe katıldı. Mart 2025’te meydana getirilen araştırmada bu oran yüzde 52 olarak ölçülmüştü. Parti tercihlerine bakılırsa sonuçlar mühim farklılıklar gösterdi. Demokratların yüzde 90’ı, bağımsız seçmenlerin yüzde 64’ü ve Cumhuriyetçilerin yüzde 20’si Trump’ı potansiyel bir diktatör olarak nitelendiren ifadeye katıldı. Araştırma, Trump’a yönelik değerlendirmelerin son iki yılda iyi mi değiştiğini de ortaya koydu. Iştirakçilerin yüzde 68’i, Trump ile alakalı düşüncelerinin bu zamanda genel olarak negatif yönde değiştiğini belirtti.
YÜZDE 76’YA GÖRE EKONOMİNİN YANLIŞ YÖNDE
Araştırmada iktisat ve ülkenin genel gidişatına ilişkin sorular da yöneltildi. Iştirakçilerin yüzde 76’sı ABD ekonomisinin yanlış yönde ilerlediğini, yüzde 71’i ise ülkenin genel olarak yanlış yönde gittiğini düşündüğünü söylemiş oldu. Trump’ın siyasal hareketi MAGA’ya yönelik değerlendirmelerde de dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktı. Iştirakçilerin yüzde 48’i hareketi ABD için ciddi bir tehdit olarak gördüğünü belirtti.
SEÇİMLERE GÜVEN TARTIŞMASI
Araştırmaya katılanların yalnızca yüzde 52’si ABD seçimlerine güvendiğini beyan etti. Federal ajanların seçimlerde oy pusulalarına el koyarak sayım sürecini devralması fikrini destekleyenlerin oranı ise yüzde 35 oldu. Araştırmada göçmenlerin kapalı kamplarda tutulması önerisi de ele alındı. Bu uygulamaya Cumhuriyetçilerin yüzde 62’sinin, beyaz Evanjelik Protestanların ise yüzde 53’ünün destek verdiği aktarıldı.
ARAŞTIRMA BU AY YAYIMLANDI
2026 American Values Survey adıyla yürütülen araştırma, Public Religion Research Institute (PRRI) tarafınca Brookings Institution işbirliğiyle gerçekleştirildi. Sonuçlar 20 Ekim 2026’da yayımlandı. Araştırmada iştirakçilerin Trump ile alakalı görüşleri, iktisat değerlendirmeleri, seçimlere duyulan itimat ve göç politikalarına yaklaşım beraber ele alındı. Habere bakılırsa “Potansiyel diktatör” ifadesi katılımcılara yöneltilen bir değerlendirmeyi yansıtıyor; ABD’nin anayasal düzenine ilişkin resmi bir tespit anlamına gelmiyor.
