Dünyada petrol ve organik gaz üstünden yürütülen güç mücadelesine yeni bir cephe eklendi. Cenk uçaklarından roket sistemlerine, elektrikli otomobillerden suni zekâ altyapısına kadar uzanan eleştiri teknolojilerin ham maddeleri, ABD ve Çin arasındaki ekonomik rekabetin en mühim kozlarından biri haline geldi. Türkiye ise Eskişehir başta olmak suretiyle değişik bölgelerdeki bor, toryum ve ender toprak elementi kaynaklarıyla bu mücadelenin giderek daha çok dikkat çeken ülkelerinden biri. Son gelişme ise Çin’den geldi. Pekin merkezli bilimsel araştırmalar, Türkiye’nin stratejik maden potansiyeline ilişkin tartışmaları tekrardan alevlendirdi.
ÇİN’DEN ESKİŞEHİR RAPORU
Hong Kong merkezli South China Morning Post gazetesinin yayımladığı habere bakılırsa Çinli bilim adamları, Eskişehir’deki Kızılcaören ender toprak elementi yatağının jeolojik gelişimini kapsamlı şekilde araştırdı. Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Hebei GEO Üniversitesi’nden Profesör Yang Xiaoyong’un öncülük etmiş olduğu araştırma, karbonatitlerle ilişkili kayaçlarda ender elementlerin iyi mi biriktiğini ortaya koymaya odaklandı. Sadece araştırmanın en dikkat çekici yönü Türkiye’nin ticari üretim potansiyeline ilişkin ihtiyatlı neticeleri oldu. Yang, inceledikleri mineralizasyonun büyük ölçekli ender toprak yataklarına kıyasla sınırı olan kaldığını belirterek, bölgenin yakın gelecekte küresel üreticilere kuvvetli bir alternatif oluşturmasının kolay olmayacağı görüşünü dile getirdi.
Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne haiz Türkiye, 2026’da 1,56 milyar dolarlık bor satış geliri hedefliyor. Fotoğraf: AA
694 MİLYON TONLUK HESAP
Münakaşanın merkezinde Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafınca açıklanan 694 milyon tonluk kaynak bulunuyor. Eskişehir’in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasındaki sahada tespit edilen bu büyüklük yalnızca ender toprak elementlerinden oluşmuyor. Bakanlığın verilerine bakılırsa kaynak; bastnazit, barit, florit ve toryum içeren karmaşa cevherden meydana geliyor. Cevher içinde ortalama 12,5 milyon ton ender toprak oksidi bulunmuş olduğu belirtiliyor.
ÇİN’İN KOZU TEKNOLOJİ
Pekin’in küresel üstünlüğü ise yalnızca haiz olduğu yer altı kaynaklarından gelmiyor. Çin, ender toprak elementlerinin ayrıştırılması, rafine edilmesi ve yüksek performanslı mıknatıslara dönüştürülmesinde dünyanın en kuvvetli endüstri altyapısına haiz ülke durumunda. Bilhassa müdafa ve enerji sektörlerinin gereksinim duyduğu hususi mıknatısların üretiminde Çin’in oranı ortalama yüzde 90 düzeyinde bulunuyor.
ABD TÜRKİYE’YE BAKIYOR
Washington açısından ender toprak elementleri artık yalnızca endüstri politikası değil, ulusal güvenlik meselesi. Amerikan müdafa sanayisinin kullandığı gelişmiş radarlar, kırılgan güdüm sistemleri, tayyare motorları ve elektronik donanımlar eleştiri elementlere bağımlı. Çin’in ihracat kısıtlamaları ise bu bağımlılığın ne kadar büyük bir risk oluşturabileceğini ortaya koydu. Reuters’ın 24 Eylül 2026 tarihindeki analizine bakılırsa ABD, yerli üretim ve rafinaj kapasitesini hızla artırmasına karşın ender toprak elementlerinde 2030’lu yıllarda da Çin’e bağımlı duracak. Bilhassa ağır ender toprak elementlerinin işlenmesinde Washington’ın mevcut kapasitesi sınırı olan.
BORDA DÜNYA LİDERİYİZ
ABD-Çin rekabetinde Türkiye’nin elindeki stratejik kartlar yalnızca ender toprak elementlerinden ibaret değil. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne haiz Türkiye, bu alanda küresel pazarın da lideri. Eskişehir-Kırka, Kütahya-Emet, Balıkesir-Bigadiç ve Bursa-Kestelek, ülkenin başlıca bor üretim merkezleri içinde içeriyor. Bor, ender toprak elementleri grubuna dahil olmasa da müdafa, nükleer teknoloji, hususi cam, seramik, metalurji ve ileri araç-gereç üretiminde stratejik kıymet taşıyor. Eti Maden Genel Müdürü Yalçın Aydin’ın 14 Ekim’de TBMM’de açıklamış olduğu hedeflere bakılırsa Türkiye’nin 2026 senesinde 2 milyon 700 bin ton bor ürünü satması ve 1 milyar 560 milyon dolar gelir elde etmesi umut ediliyor. Hedefin gerçekleşmesi halinde bor sektöründe yeni bir satış rekoruna ulaşılacak.
STRATEJİK HEDEFLER
Sadece Türkiye açısından en mühim dönüşüm, cevher ve geleneksel bor ürünlerinin yanı sıra yüksek katma kıymetli ürünlere yönelmek. Bandırma’daki bor karbür ve ferrobor yatırımları, müdafa sanayisinde kullanılan zırh malzemelerinden hususi çelik üretimine kadar yeni bir endüstri zincirinin gelişmesini amaçlıyor. Eskişehir Kırka’da bor üretim süreçlerinden lityum kazanılmasına yönelik emekler da Türkiye’nin aynı kaynaktan değişik stratejik ürünler üretme hedefini güçlendiriyor.
Eskişehir’deki 694 milyon tonluk cevher kaynağının ortalama 12,5 milyon tonunu ender toprak oksitleri oluşturuyor. Fotoğraf: AA
“TEKNOLOJİYE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”
Jeostrateji Uzmanı ve Araştırmacı Dr. Ahmet Uslu ise kıymetli elementler üstünden yürütülen küresel güç mücadelesine ve Türkiye’nin stratejik konumuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Türkiye’nin önünde iki büyük imtihan bulunuyor. Birincisi, yer altındaki kaynakların gerçek ekonomik büyüklüğünü ortaya koymak. İkincisi ise bu kaynakları yalnızca çıkarmakla kalmayıp ileri teknoloji ürünlerine dönüştürebilmek. Yer altındaki cevher miktarı ile ekonomik değere dönüştürülebilecek element miktarı aynı değil. ABD ve Çin arasındaki rekabetin merkezinde de bu eleştiri fark bulunuyor. Aslolan savaşım madene haiz olmak değil, onu işleyebilecek teknolojiye hükmetmek. Türkiye’nin yer altındaki zenginliği büyük bir stratejik fırsat sunuyor.”
