Küresel popülerliğe haiz felsefe yayınlarından Daily Nous’ta piyasaya sürülen bir emek harcama, teknoloji çağlarında toplumsal bilimlerin giderek büyüyen son aşama tartışmalı yeni rolünü gündeme taşıdı. Lisa Herzog, Marijn Hoijtink, Gijs van Maanen, Ann-Katrien Oimann ve Linnet Taylor imzalı “External Research Money, Ethics-Washing, and Positive Academic Freedom” (Harici araştırma fonu, etik aklama ve pozitif bilimsel niteliği olan özgürlük) adlı çözümleme yazısında çarpıcı değerlendirmelere yer verildi. Analize nazaran firmalar geliştirdikleri teknolojilerin toplumsal neticeleri büyüdükçe toplumsal bilimcilere ve üniversitelere daha çok başvuruyor. Yazıda şirketlerin fonladığı etik kurulların bir çok süre firmaların kararlarına “etik” bir görüntü kazandırdığı iddiasına da yer verildi. Bilim dünyasında ise bu ilişki ağına haiz yapılar bir süredir “etik aklama kurulları” adıyla anılıyorlar.
Teknoloji devlerinin etik uzmanlarına daha çok başvurması, eleştirinin şirket çıkarları doğrultusunda etkisizleştirildiği tartışmalarını da büyütüyor. (Shutterstock)
VİTRİNDEKİ KURUL ÜYELERİ
Daily Nous’taki yazının en çarpıcı örneklerinden biri, gerçek bir vakadan hareketle oluşturulan “Sarah” adlı hukuk akademisyeninin hikayesi oldu. Internasyonal bir dijital nezaret projesinde etik danışmanlığı teklif edilen akademisyen, projenin amaçlarını insan hakları ve hukuk açısından sorunlu bulmuş olduğu için görevi reddetti. Buna karşın ondan sonra kendi adının fon değerlendirme sürecinde “etik danışmanı” olarak kullanıldığını öğrendi. Fon kuruluşuna durumu bildirmesine karşın proje devam etti. İkinci örnekte ise “görevli suni zeka” üstüne çalışan bir araştırmacının etik tavsiyeleri proje ortakları tarafınca devamlı etkisizleştirildi. Çözümleme yazısındaki tespitlere nazaran araştırma hakkında uzmanlar etik kurulda yer ediniyor, şirket “etik denetime sahibiz” diyebiliyor, sadece etik itirazın gerçek bir veto yada yön değişiklik yapma gücü bulunmuyor. Böylece etik, kurumsal vitrinin parçasına dönüşüyor.
MİLYONLARCA DOLARLIK ETİK!
Süregelen münakaşa yeni de değil. 2019 senesinde Feysbuk şirketi 7,5 milyon dolarlık suni zeka etiği araştırma fonları açtı sadece Münih Teknik Üniversitesi’ndeki etik kurulun “evvelde belirlenmiş hedeflere uygun bir etik çerçeve çıkardığı” ortaya çıktı. 2023 senesinde ise ABD merkezli Washington Post gazetesi ülkedeki büyük teknoloji şirketlerinin, kendilerini denetlemesi beklenen etik kurullar üstündeki mali tesirini kapsamlı halde araştırdı. Araştırma sonunda mega teknoloji firmalarının kendi faaliyetlerine zarar getirmeyecek şekilde etik emekleri fonladığı ortaya çıktı.
Google’ın etik AI ekibinin liderlerinden Timnit Gebru’nun şirketle yaşamış olduğu kriz, teknoloji devleri ile bağımsız araştırmacılar arasındaki gerilimin sembolü oldu.
GOOGLE SKANDALI SEMBOL OLDU
Etik araştırmaların şirket çıkarlarıyla çatıştığında ne olabileceğine ilişkin en malum örneklerden biri Google’daki Timnit Gebru vakası oldu. Google’ın etik AI ekibinin liderlerinden olan Gebru, suni zekanın önyargılar, çevresel maliyetler ve toplumsal riskler üstüne tesirini ele alan bilimsel niteliği olan çalışmaya imza atınca işten çıkarıldı. Google, etik kurulun itirazı üstüne makaleye müdahale edildiğini söylemiş oldu; Gebru kuruldakilerin isimlerini istediğinde ise hiçbir yanıt verilmedi. Kısa süre sonrasında ekibin öteki lideri Margaret Mitchell da işten çıkarıldı. Bu vakalar, teknoloji şirketlerinin etik uzmanlarını bünyelerine katarken, araştırma firmanın temel ticari yönelimleriyle çatıştığında neler olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. 2023’te Financial Times gösterim organının araştırması da Gebru vakasının arkasından büyük teknoloji şirketlerinin suni zeka etiği ekiplerinde kesintilere gittiğini gözler önüne serdi.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
