Papa XIV. Leo, göreve geldiği Mayıs 2025’ten bu yana dünyanın değişik bölgelerindeki savaşlara ilişkin oldukça sayıda izahat yapmış oldu. Ukrayna’da ateşkes, Gazze’de saldırıların durması, insani yardımın ulaştırılması ve Filistin sorununda iki devletli çözüm çağrısında bulunan Papa, son olarak Orta Doğu’da tekrardan müzakereye dönülmesini istedi. Sadece açıklamaların sonunda hiçbir adım atılmaması, “Vatikan davet yapmanın ötesinde ne yapıyor?” tartışmasını da bununla beraber getiriyor.
VATİKAN’IN DAVETİ CEVAPSIZ KALDI
XIV. Leo’nun en somut diplomatik girişimlerinden biri Ukrayna mevzusunda gerçekleşti. Papa, Temmuz 2025’te Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüşmesinde Rusya ve Ukrayna temsilcilerini görüşme için Vatikan’da ağırlamaya hazır bulunduğunu deklare etti. Zelenski ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiş oldu; harp esirleri ve Ukraynalı evlatların ailelerine dönmesi meselesini de gündeme taşıdı. Sadece Rusya-Ukrayna sulh görüşmelerinin merkezi Vatikan olmadı. Son diplomatik süreçlerde ABD ve Türkiye benzer biçimde erkek oyuncular oldukça daha direkt rol üstlendiler.
Papa XIV. Leo, Rusya ve Ukrayna liderlerine Vatikan’da direkt görüşme önerisinde bulunmuş oldu. Sadece savaşın diplomatik müzakerelerinde ABD ve Türkiye benzer biçimde devletler daha direkt rol üstlendi. (Reuters)
GAZZE’DE ARABULUCULUK YOK
Gazze mevzusunda Papa’nın İsrail’e karşı dili sertleşmesine karşın Vatikan’ın tesiri daha sınırı olan kaldı. XIV. Leo ateşkes, rehinelerin özgür bırakılması, insani yardımların ulaştırılması ve internasyonal hukuka uyulması çağrılarını tekrarladı. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Vatikan’da kabul eden Papa, Filistinlilerin geleceği ve iki devletli çözümü de gündeme getirdi. Vatikan kendisini İsrail ve Filistin tarafları içinde “arabulucu bir ses” olarak tanımlıyor. Sadece Gazze’deki gerçek görüşme süreçlerinde Katar, Mısır, Türkiye, Pakistan ve ABD benzer biçimde devletlerin haiz olduğu direkt siyasal ve ekonomik araçlara Vatikan haiz değil.
PAPALIĞIN GÜCÜ DİPLOMASİDE
Vatikan’ın krizlere karşı müdahale edebilmek için haiz olduğu güç araçları son aşama sınırı olan. Papa’nın savaşlara direkt müdahale edecek, ekonomik yaptırım uygulayacak yada tarafları müzakereye zorlayacak bir gücü bulunmuyor. Vatikan’ın başlıca araçları diplomatik ilişkileri, etik söylemi, liderlere direkt erişimi, arabuluculuk kapasitesi ve dünya çapındaki Katolik kurumlarının oluşturduğu insani ağ. Dolayısıyla XIV. Leo’nun bugüne kadarki girişimleri ortaya iki değişik tablo koyuyor. Bu tabloda diplomatik yüz ise devamlı ağır basıyor.
