Birleşmiş Milletler’in Mavi Sema için Internasyonal Temiz Hava Günü kapsamında Greenpeace Türkiye, Türkiye’nin kömürden çıkışının sıhhat boyutunu ele alan yeni bir bilgilendirme notu yayımladı. “COP31 Öncesinde, Halk Sağlığı ve Türkiye’nin İklim Liderliği Açısından Kömürden Çıkışın Önemi” başlıklı çalışmada, kömürlü termik santrallerin yalnızca iklim değişikliği açısından değil, direkt halk sağlığı açısından da mühim bir tehdit oluşturduğu açıklandı. Greenpeace’in aktardığı araştırmalara nazaran, Türkiye’de dış ortam hava kirliliğine maruz kalma sebebiyle her yıl ortalama 44 bin 200 şahıs yaşamını kaybediyor.
MİKRO PARÇAÇIKLAR
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay, hava kirliliğinin mühim bölümünü oluşturan parçacıkların çıplak gözle görülemeyecek kadar ufak olduğuna dikkat çekti. Alpay’ın aktardığına nazaran bilhassa ultra ince parçacıklar akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabiliyor ve daha ufak parçacıkların kan dolaşımına geçerek karaciğer, böbrekler ve beyin şeklinde organlara taşınması mümkün olabiliyor. Evlatların hava kirliliğinin etkilerine karşı bilhassa duyarlı olduğu belirtilirken, hamilelik döneminden yaşlılığa kadar yaşamın değişik evrelerinde kömür kaynaklı hava kirliliğinin sıhhat üstünde etkili olabileceği ifade edildi.
LİNYİTTEKİ TEHLİKE
Raporda Türkiye’nin elektrik üretiminde büyük seviyede düşük kaliteli linyite bağımlı olduğu vurgulandı. Linyitin yakılması esnasında kükürt dioksit ve azot dioksitin yanı sıra cıva, krom, vanadyum ve arsenik şeklinde ağır metallerin de atmosfere salınabildiği açıklandı. Kömürün sıhhat üstündeki tesirinin kaçınılmaz olmadığına dikkat çeken Greenpeace, kömürlü santrallerin yerine güneş başta olmak suretiyle daha temiz yenilenebilir enerji kaynaklarının geçirilmesinin hava kirliliğine maruziyeti azaltabileceğini savundu.
