Çevre, Kent Planlama ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu hafta Brezilya’da düzenlenen COP30’da ev sahipliği görevlerini görüşme etmek suretiyle görüşmelere öncülük etti ve Avustralya ile yaşanmış olan ihtilaf nihayet hafta sonu çözüldü. Avustralya, iklim değişikliğinin etkilerini ele almak amacıyla ülkeler içinde ortaklaşa iş müzakerelerine liderlik etmeyi kabul ederken, Türkiye resmi zirveye ev sahipliği meydana getirecek.
Kurum, Pazar günü erken saatlerde yapmış olduğu açıklamada, “Kararımızın ilgili tüm taraflara, bölgemize ve küresel iklim mücadelesine hayırlı olmasını diliyoruz” diyerek, “herkesi insanlığın, kıtaların ve medeniyetlerin kesişme noktası olan aden Türkiye’ye çağrı etti.”
Bakan, iklim değişikliğinin etkilerinden muzdarip tüm insanların ve yerinden edilmiş tüm mağdurların sesini duyuracaklarını söylemiş oldu. Kurum ek olarak, COP31 döneminde insanlığın acil gereksinimlerine en etkili çözümleri bulma mevzusunda Avustralya ile işbirliklerinin kararlılıkla devam edeceğinin altını çizdi.
Kendisi, iki ülkenin “Çanakkale’deki ortak acılarından” esin aldığını, Birinci Dünya Savaşı’nda, günümüzün batı Türkiye kentindeki Gelibolu’da, Türkleri Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen Anzak askerlerine karşı korumak için çaba sarfeden harbe atıfta bulunduğunu söylemiş oldu. Avustralya ve Türkiye, harp ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden sonrasında sıcak ilişkiler kurdular ve Türkiye’nin her yıl Anzak birliklerinin torunlarına ev sahipliği yapması ve harpte Türk şehitlerinin yanına gömülen şehitleri anması ile ilişkiler bugün de devam ediyor.
Canberra’nın ev sahipliği görevini Türkiye’ye devretme sonucuna atıfta bulunan Kurum, “Avustralya ve Türkiye, ortak acılarını iş birliğine ve insanlığa hizmet aracına dönüştürdü. Avustralyalı dostlarımızla attığımız bu büyük adımın insanlığa örnek olmasını temenni ediyorum.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da COP31’de anlaşmaya övgüde bulunarak bunu fazlaca taraflılık açısından anlamlı bir başarı olarak nitelendirdi.
Cumartesi akşamı Johannesburg’da düzenlenen G-20 zirvesinde konuşan Erdoğan, “Oldukca taraflılığın son dönemde zemin kaybetmiş olduğu göz önüne alındığında, Avustralya ile vardığımız bu anlaşmayı anlamlı buluyorum.” dedi.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese Pazar günü yapmış olduğu açıklamada ülkesinin “müzakerelerle ilgili olarak münhasır yetkiye” haiz olacağını ve zirvede karar alma sürecine rehberlik edeceğini söylemiş oldu.
Albanese yapmış olduğu açıklamada, Pasifik bölgesinin “iklim değişikliğinin bölgeye yönelik oluşturduğu varoluşsal tehdide dikkat çekmek” amacıyla hususi bir COP öncesi toplantıya ev sahipliği yapacağını söylemiş oldu. Birçoğu yükselen denizler sebebiyle risk altında olan 18 Pasifik Adası ülkesinden oluşan bir blok, Avustralya’nın teklifini desteklemişti.
COP31’e iki kent ev sahipliği meydana getirecek. Liderler zirvesi İstanbul’da, ana zirve ise her yıl düzenlenen Internasyonal Dış ilişkiler Forumu’na da ev sahipliği meydana getiren Akdeniz kenti Antalya’da gerçekleştirilecek.
Bir COP’a ev sahipliği yapmak ülkelere diplomatik, ekonomik ve çevresel kazanımlar sağlar. Bir ülke zirveye ev sahipliği yaptığında küresel iklim politikasının merkezine yerleşiyor ve mühim bir diplomatik görünürlük kazanıyor. Etkinliğe katılan onbinlerce delege, gezim, konaklama, ulaşım ve hizmet sektörlerinde mühim ekonomik faaliyetlere yol açıyor.
Süreç hem de ev sahibi ülkedeki yeşil geçiş çabalarını da hızlandırıyor. Yenilenebilir enerji, sürdürülebilir kentsel gelişim ve iklime uyum projeleri ulusal gündemde üst sıralarda içeriyor. Internasyonal finans kuruluşları ve iklim fonlarının ilgisi arttıkça ülke, temiz enerji ve iklim finansmanına yatırım çekme mevzusunda daha mühim bir potansiyel kazanıyor. Ayrıca, ev sahibi kent iki hafta süresince iklim diplomasisinin merkezi haline gelmiş olarak küresel ilgiyi üstüne çekiyor ve internasyonal profilini güçlendiriyor.
COP toplantıları 1995 yılından bu yana dönüşümlü olarak kıtalar içinde düzenlenmektedir. Bazı mühim toplantı sahipleri içinde COP1 için Almanya (Berlin), COP3 için Japonya (Kyoto), COP15 için Danimarka (Kopenhag), Paris Anlaşmasının kabul edilmiş olduğu COP21 için Fransa (Paris), COP26 için Birleşik Krallık (Glasgow), COP27 için Mısır (Şarm El-Şeyh), Birleşik Arap Emirlikleri yer verilmiştir. (Dubai) COP28 için, Azerbaycan (Bakü) 2024’teki COP29 için ve Brezilya (Belem) 2025’teki COP30 için.
Bir COP’ye ev sahipliği yapmak büyük ölçekli organizasyonel kapasite gerektirir. Ev sahibi ülkenin, geniş toplantı salonları ve medya merkezlerinin yanı sıra yan etkinlikler için alanlar ve kapsamlı güvenlik düzenlemeleri de dahil olmak suretiyle 100.000’den fazla katılımcıya hizmet verebilecek altyapıyı hazırlaması gerekiyor. Bu ölçekte bir etkinlik hem de kuvvetli lojistik ve ulaşım planlaması da gerektiriyor.
Ev sahibi ülke, Birleşmiş Milletler güvenlik standartlarını karşılamaktan ve sıfır atık uygulamalarını, sürdürülebilirlik kriterlerini ve yansız karbon operasyon planını uygulamaktan mesuldür. Zirveye devlet ve hükümet başkanlarının iştirak etmesi sebebiyle ülkenin hem de üst düzey diplomatik hazırlıklar yapması, görüşme öncesi toplantıları ve teknik komite oturumlarını aksatmadan koordine etmesi gerekiyor.
Bu anlamda ev sahibi ülke yalnızca büyük bir etkinliğin lojistiğini yönetmekle değil, hem de küresel müzakerelerin yapıcı bir ortamda gerçekleşmesini sağlamakla da mesuldür.
Zirveye ev sahipliği yapmak, Türkiye’yi iki hafta süresince küresel iklim diplomasisinin merkezi haline getirecek. Sürecin, iklim finansmanı, temiz enerji ve yeşil teknoloji şeklinde alanlarda Türkiye’ye yönelik internasyonal ilginin mühim seviyede artması planlanıyor.
Türkiye’nin iklim politikaları, emisyon azaltma hedefleri ve yeşil geçiş programları küresel bir örnek teşkil edecek.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Pazar günü yapmış olduğu açıklamada, Türkiye’nin ev sahipliği yapmasının, ülkenin internasyonal platformlarda artan nüfuzunun ve fazlaca taraflı süreçleri başarıyla yönetme kapasitesinin kuvvetli bir teyidi bulunduğunu söylemiş oldu.
Yılmaz, NSosyal hesabından yapmış olduğu paylaşımda, uzun ve yoğun diplomatik müzakerelerin arkasından COP31 başkanlığını ve ev sahipliği sorumluluğunu üstlenmekten kıvanç duyduklarını söylemiş oldu. Yılmaz, iklim değişikliğinin bir tek çevresel bir mesele olmadığını, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden küresel ekonomik istikrara kadar pek fazlaca alandaki kazanımları tehdit eden ortak bir mesele bulunduğunu altını çizdi. “Avustralya ile yakın iş birliği içinde yürüteceğimiz COP31 başkanlığımız esnasında, küresel şimal ve cenup içinde köprüler kuran, adil, eşitlikçi, kapsayıcı, tam şeffaflık ve tüm tarafların görüşlerinin dikkate alındığı bir süreç yürütmeyi hedefliyoruz” dedi.
Yılmaz, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda kalkınma politikalarının merkezine sürdürülebilirliği ve yeşil geçişi koyduğunu söylemiş oldu.
“Yenilenebilir enerjiye yaptığımız yatırımlar yardımıyla yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içindeki payını yüzde 60’ın üstüne çıkardık. Bu yıl çıkardığımız İklim Kanunu ile geçiş sürecimizi daha da hızlandırdık. Enerji verimliliği, temiz ulaşım, döngüsel iktisat ve Emine Erdoğan’ın himayelerinde başarıyla yürüttüğümüz Sıfır Atık programı şeklinde birçok alanda somut adımlar atmaya devam ediyoruz.”
Yılmaz, Türkiye’nin son yıllarda Erdoğan’ın liderliğinde yapıcı ve etkili bir küresel erkek oyuncu haline geldiğini sözlerine ekledi. “Gelecek yıl yapılacak NATO zirvesinin yanı sıra COP31’e de vatanımızda ev sahipliği yapmak, Türkiye’nin internasyonal iş birliğine ve küresel yönetişime katkısını daha da güçlendirecektir” dedi.
