NATO liderler zirvesi sonrasında Washington’da gazetecilere konuşan Erdoğan, “Ben Esad’ı Türkiye’ye ziyaret etmesi veya üçüncü bir ülkede görüşmesi için zaten aradım ve bu konuda dışişleri bakanıma talimat verdim” dedi.
Türkiye cumhurbaşkanı, son dönemdeki normalleşme söylemini daha da güçlendirerek, “Bu kırgınlığı aşarak yeni bir süreç başlatmak istiyoruz” dedi.
Erdoğan, geçtiğimiz Pazar günü, Suriye’de 2011 yılında başlayan huzursuzluk nedeniyle ilişkilerin bozulmasından bu yana ilk kez, Türkiye’nin bir zamanlar yakın dostu olan Esad’a resmi davette bulunacağını söyledi.
Daveti, Suriye liderinin geçen ay Şam’ın, “Suriye devletinin tüm toprakları üzerindeki egemenliğine saygı duymaya ve her türlü terörle mücadeleye dayandığı sürece” Türkiye-Suriye ilişkilerini canlandırmaya yönelik tüm girişimlere açık olduğunu söylemesinin ardından geldi.
Esad ayrıca Türk birliklerinin muhaliflerini desteklemesini ve Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG teröristleriyle mücadele etmesini istiyor. Türkiye, Suriye muhalefetinin silahlı kuvvetlerine verdiği desteğin öncelikle, geçmişte PKK’nın birçok sınır ötesi saldırısına maruz kalan Türkiye sınırının hemen ötesinde terörden arındırılmış bir Kuzey Suriye’yi sağlamayı amaçladığını ve Suriye’nin egemenliğine saygı duyduğunu söylüyor.
Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Türkiye, adil, onurlu ve kapsayıcı bir anlaşmanın ardından her zaman birleşik, müreffeh ve barışçıl bir Suriye’nin yanında olmaya hazırdır” dedi. Bu konuda geçmişte olduğu gibi, mecbur kaldığımız kimseyle de görüşmekten kaçınmayacağız.”
Ayrıca Türkiye’nin “terörizm tehdidi tamamen ortadan kaldırıldıktan sonra rolünü yerine getireceğini” ve “sadece arazisini bölücü niyetlere karşı korumayı planladığını” vurguladı.
Şam merkezli rejim ve Ankara, 2023’te Esad’ın ana destekçileri Rusya ve İran’ın sponsorluğunda yapılan görüşmelerle uzlaşma arayışına girdi, ancak şu ana kadar Türkiye ve Suriye rejim bakanlarının toplantıları normalleşme konusunda sağlam bir sonuç üretemedi.
Türkiye-Suriye ilişkileri, 1998 yılında Türkiye’nin Suriye’yi, Türkiye’ye karşı onlarca yıldır yürüttüğü terör kampanyasında on binlerce kişinin ölümünden sorumlu olan terör örgütü PKK’yı desteklemekle suçlamasıyla geriledi.
2011 yılında Suriye iç savaşının başlaması ve sonrasında sayıları 4 milyonu aşan göçmen akını nedeniyle gerginlikler daha da arttı.
İlişkilerin onarılması yönündeki baskılar, Türkiye’nin merkezinde son dönemde Suriyeli mültecileri hedef alan ve onların ev ve işyerlerinin tahrip edilmesine yol açan ayaklanmaların ardından da geldi. Ayaklanmalar, Suriye’nin kuzeyindeki Türk karşıtı saldırılarla birleşen ayaklanmaların daha sonra Türkiye’nin birçok şehrine yayılması nedeniyle daha geniş bir provokasyonun işi olabileceği yönünde şüpheleri tetikledi.
Erdoğan, “Suriye’de Türkiye’yi istemeyen dış güçlerin Türkiye’deki isyanları körüklediğine” dair bilgisi olup olmadığı sorulduğunda dikkatleri Ankara’nın Esad’a uzattığı zeytin dalına çevirdi.
Daha önce Türk muhalefetinin “zehirli” söylemini mülteci karşıtı duyguları körüklemekle suçlamış ve hükümetinin bu tür olaylara “gerekli tepkiyi” vereceğine dair güvence vermişti.
