ABD ve İsrail’in İran operasyonu bölgesel bir çatışmanın fitilini ateşlerken, ABD siyasetinde de ipler gerildi. İran’ın dini lideri Hamaney’in öldürülmesi Trump-Netanyahu ikilisini şimdilik kazanan tarafta gösterse de İran harekatının ABD’de Trump açısından negatif sonuçlar doğuracağı yorumları öne çıkmaya başladı. Bilhassa nükleer alanında çalışan uzman adların verdiği bilgiler, “Tahran nükleer roket üretiyor” argümanının Trump’ın başını ağrıtacağını gösteriyor. İki seçim döneminde de Demokratların dünyanın çeşitli bölgelerinde yapmış olduğu askeri operasyonları eleştirerek oy toplayan Trump’a tepkiler çoğalırken, “ABD askerleri ölebilir. Bunlar muharebede düzgüsel şeyler” sözlerinin, geçen seçimde “Artık ABD askerleri ceset torbalarında ülkesine dönmeyecek” açıklamalarıyla çeliştiği belirtiliyor. Haber Global Web Hususi’e değerlendirme meydana getiren internasyonal ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Kamer Kasım ise ABD’de kasım ayında yapılacak ara seçimlere dikkati çekiyor.
İran’da yaşanabilecek bir fiyasko Trump’ı zora sokacak.
NÜKLEER BİLMECESİ
İran harekatı öncesi Trump’a ilk uyarı ABD Genelkurmay Başkanı General D. Caine’den gelmişti. Caine, İran’a karşı büyük ölçekli bir askeri operasyonun riskleri ve ihtimaller içinde neticeleri mevzusunda uyarıda bulunurken ABD danışma topluluğunun başkanı T. Gabbart, İran’ın nükleer tabanca üretmediğini açıkça belirtmişti. Tahran da resmi olarak “hiçbir vakit nükleer tabanca edinme girişiminde bulunmayacağını” açıklamış ve geçen hafta Cenevre’de ABD temsilcilerine barışçıl nükleer programının internasyonal bir denetim planını önermişti. Her iki taraf da Internasyonal Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile belirli yöntemler mevzusunda teknik görüşmelere başlamıştı.
TRUMP KÜÇÜK DÜŞTÜ
İran’a yönelik saldırıların arkasından bu doğrultuda bir değerlendirme Internasyonal Atom Enerjisi Kurumu’nun eski Nükleer Güvenlik Müfettişi ve ELIAM araştırma görevlisi Dr. Pantelis F. Ikonomou’dan da geldi. “Amerikan Başkanı kendini bir tuzağa düşürdü” diyen Ikonomou gerekçelerini şöyleki deklare etti: “ABD ile İran arasındaki müzakerelerde diplomatik bir atılım, elbet kriz için ideal çözüm olurdu. Sadece İsrail’in uzlaşmaz tutumunu doyum edecek şekilde güç kullanma sonucu, onu sonunda telafisi mümkün olmayan bir şekilde minik düşürecektir. Hem ABD’nin dostları ve düşmanları nezdinde hem de ülkenin askeri, endüstriyel ve teknolojik çıkarlarını fiilen güvence altına alan kuvvetli operasyonel aygıtın gözünde.”
BAŞKANLIK FİYASKOSU
ABD’nin harp kararının ABD’nin diplomatik, askeri ve ekonomik stratejik çıkarlarına ciddi zararlar vereceğini belirten Ikonomou “Bu, bir Amerikan başkanı için tarihte eşi benzeri olmayan ağır sonuçlar doğurabilecek bir başkanlık fiyaskosu olacaktır” değerlendirmesini yapmış oldu. Öte taraftan benzer görüşleri dün meydana gelen The Guardian’da Washington analisti David Smith de dile getirdi. “ABD Başkanı, Ortadoğu’da rejim değişikliğine yönelik sekiz dakikalık bir video ile yarım asırlık ABD dış politikasını alt üst etti” diyen Smith şu gerekçeleri ileri sürdü:
EN KÖTÜ SENARYO
“Başkan, ABD’nin “bu oldukça fena, köktencilik diktatörlüğün ABD’yı ve temel ulusal güvenlik çıkarlarımızı tehdit etmesini önlemek için büyük ve süreklilik arz eden bir operasyon başlattığını” söylemiş oldu. Bu, Washington’ın uzun bir mücadeleye girebileceğinin uğursuz bir işaretiydi. Trump, Amerikan askerlerinin ceset torbaları içinde eve dönmesinin ne kadar umutsuz bir görüntü oluşturacağını biliyordu. Barack Obama döneminde ulusal güvenlik danışman yardımcısı olan Ben Rhodes’un belirttiği benzer biçimde: Trump’ın ikinci süreci en fena senaryo oldu.”
“Trump tuzağa düştü ” yorumları ağırlık kazanmaya başladı.
ARA SEÇİM UYARISI
Operasyonun Trump açısından negatif neticeleri olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kamer Kasım şunları söylemiş oldu:
“İran’a yönelik operasyonun temelinde, İsrail’in talep etmiş olduğu hususlar bulunuyordu. Donald Trump ise bunun bir antak kalma kanalıyla çözülmesini tercih ederdi. Sadece ABD’de İsrail’in tesiri büyüktü. Trump, operasyonun uzamasını istemez; zira bunun ABD’ye maliyeti yüksek olur. Petrol tutarları hızla artıyor. Hürmüz Boğazı’ndan günde ortalama 20 milyon varil petrol geçiyor ve fiyatların varil başına 130 doları aşması mümkün görünüyor. Kasım ayındaki ara seçimlere bu şekilde bir ekonomik ortamda girmek istemez. Anketler, Demokratların önde göründüğüne işaret ediyor. Bundan dolayı Trump’ın durumu tersine çevirmesi gerekiyor; sadece oldukça fazla zamanı da yok. Haziran 2025 benzer biçimde kısa bir süre içinde süreci durdurması gerekebilir. Bunu iyi mi yapacağı ise belirsizliğini koruyor. Körfez ülkelerinin hedef haline gelmesi de bu açıdan Trump’ı zor durumda bırakabilir.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
