Ekonomide sıkılaşma süreci sürerken, 2026’ya girilen tablo birbiriyle kesişen oldukca sayıda başlıktan oluşuyor. Para politikası tarafında yüksek faiz ve kredi kanallarındaki daralma, bütçe tarafında artan faiz yükü, gerçek sektörde kapasite kullanımındaki zayıflama, hane halkı cephesinde gerçek gelir kaybı, finansal piyasalarda ise artan rezervler ve yabancı ana para girişleri aynı anda yaşanıyor. Dalgalı seyrin en somut yansımalarından biri esnaf cephesinde görülüyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun açıklamış olduğu 2026 Ocak verilerine gore yeni yıl ufak işletmeler açısından davranışlarında ölçülü başladı. Geçen senenin aynı ayında 29 bin 184 esnaf işyeri kurulurken, bu yıl sayı yüzde 4,3 düşüşle 27 bin 924’e geriledi. Aynı dönemde kapanan işyeri sayısı yüzde 1,4 artarak 12 bin 736’ya çıktı.
Son bir yılda Türk Lirası (TL), ABD Doları karşısında ortalama yüzde 20-22 civarında kıymet yitirdi
ESNAF KEPENK İNDİRDİ
Son dört senenin verileri de dalgalı fakat kırılgan bir seyri işaret ediyor. 2022’de 333 bin, 2023’te 313 bin, 2024’te 287 bin ve 2025’te 323 bin esnaf işyeri kuruldu. Kapanan işyeri sayısı ise aynı dönemde 120 binin üstünde seyretmeye devam etti. 2025’te 120 bin 423 kapanış gerçekleşti. Maliyet baskısı, finansmana erişim güçlüğü ve talep daralması içinde sıkışan ufak işletmeler açısından 2026’nın ilk ayındaki tablo, baskının sürdüğüne işaret etti.
GIDA CEP YAKIYOR!
Hane halkının geçim endeksinde ise tablo daha da net. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin aylık yaşam maliyeti 55 bin TL’yi aşarken bunun 15-17 bin TL’lik kısmı yalnızca gıdadan oluşuyor. Ankara’da yaşam maliyeti 45-48 bin TL, İzmir’de ise 50 bin TL’ye yaklaşıyor. Besin ve kira kalemlerindeki artış, mecburi giderlerin toplam bütçe içindeki payını büyütmüş durumda. Bu tablo tüketim iştahındaki zayıflamanın temel sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Ocak ayında aylık enflasyon yüzde 4,84, senelik enflasyon yüzde 30,7 olarak gerçekleşirken; 2026 başlangıcında 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücret, aylık averaj yüzde 3,5 enflasyon varsayımı altında yıl içinde gerçek olarak eriyor.
ENFLASYONDA SINIRLI GERİLEME
Enflasyonun kompozisyonu da dikkat çekici. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine gore Ziraat Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi ocakta aylık yüzde 8,46, senelik yüzde 43,58 artmış durumda. Üretici aşamasındaki bu yüksek seyir, tüketici fiyatlarına gecikmeli olarak yansımaya devam ediyor. Besin kalemi, TÜFE sepetinde yüksek ağırlığa haiz olması sebebiyle manşet enflasyonu aşağı çekmeyi zorlaştırıyor. Mal enflasyonunda görece yavaşlama görülse de kira ve besin kalemlerindeki katılık sürüyor. Merkez Bankası’nın Piyasa Katılımcıları Anketi’ne gore yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 24 seviyesine yükselmiş durumda.
FAİZ GİDERLERİ ARTTI
Para politikasındaki sıkı duruş, kamu maliyesine de direkt yansıyor. 2026 yılına merkezi yönetim bütçesi 214,5 milyar TL açıkla başladı. Faiz giderleri bundan önceki senenin aynı dönemine gore yüzde 180 artarak 456,4 milyar liraya terfi etti ve bütçe giderleri içindeki oranı yüzde 15,7’ye çıktı. Buna karşılık faiz dışı denge fazla verdi. Bu tablo, temel harcama kalemlerinin denetim altında tutulmaya çalışıldığını sadece yüksek faiz yükünün bütçe üstünde ciddi baskı yarattığını ortaya koyuyor.
Nominal ücretin durağan(durgun) kalması durumunda yıl sonunda satın alma gücündeki yitik oranının ortalama yüzde 34’e erişmesi planlanıyor.
REZERVLER ARTIYOR
Ekonomide pozitif yönde tablo ise Merkez Bankası rezervlerindeki artış. Yeni senenin ilk çeyreği bitmeden rezervlerin 211 milyar 784 milyon dolara yükselmesi pozitif yönde veri seti olarak değerlendiriliyor. Öte taraftan son dönemde yabancı ana para akımlarındaki artışta dikkatlerden kaçmıyor. Şubat ortasına kadar olan dönemde hisse ve tahvil piyasalarına net girişler hızlanırken, yüksek faiz ortamı, bilhassa tahvil piyasasında yabancı yatırımcı açısından cazip bulunuyor. Pazarlama ve İşletme Uzmanı Volkan Soykan ise “Bir yanda artan rezervler, yabancı ana para girişleri ve görece kuvvetli finansal göstergeler; öteki yanda bütçe üstünde artan faiz yükü, gerçek gelir kaybı, kapasite kullanımındaki zayıflık ve ihracatta rekabet baskısı söz mevzusu. Iktisat, finansal istikrar ile üretim ve gelir dengesi içinde kırılgan bir çizgide aşama kaydediyor” diyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
