Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Enerjiden Görevli Üyesi Dan Jorgensen, AB ülkelerinin Orta Doğu’daki çatışmaların başlangıcından bu yana enerji için 35 milyar avro fazladan ödeme yaptığını söylemiş oldu.
Jorgensen ve Cenup Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Enerji Bakanı Michael Damianos, AB Dönem Başkanı GKRY’de düzenlenen gayriresmi AB enerji bakanları toplantısı bitiminde basına açıklamalarda bulunmuş oldu.
“Orta Doğu’daki çatışma başladığından bu yana enerji için normalde ödediğimizden 35 milyar avro fazla ödeme yaptık.” diyen Jorgensen, yaşananın, bir fosil yakıt krizi olduğuna işaret etti.
Jorgensen, fosil yakıtlarda aşırı dışa bağımlılığın riskler taşıdığına dikkati çekerek, “1970’lerde ve 2022’de olduğu benzer biçimde daha ilkin de krizler yaşadık. Sadece birçok açıdan bu kriz daha ağır.” ifadesini kullandı.
AB’nin 2022 dönemine kıyasla daha hazırlıklı bulunduğunu vurgulayan Jorgensen, sistemlerinde daha çok yenilenebilir enerji bulunduğunu, tedarikçileri çeşitlendirdiklerini ve enerji verimliliğini artırdıklarını söyledi.
Jorgensen, “Hala fazla kırılgan durumdayız. Bundan dolayı küresel piyasalarda fiyatlar yükseldiğinde, şu anda olduğu benzer biçimde ikimiz de ağır şekilde etkileniyoruz.” diye konuştu.
Fosil yakıtlardan uzaklaşma çabalarını hızlandırmaları icap ettiğini dile getiren Jorgensen, mevcut durumda sorun yaşayan endüstri ve güçlük yaşayan vatandaşları desteklemek için atılan adımların hedefe yönelik olmasının önemine dikkati çekti.
Jorgensen, Avrupa’daki jet yakıtı krizine ilişkin, “Ne kadar jet yakıtı bulunduğunu, ithal edildiğini, ihraç edildiğini görmek için bir gözlem merkezi kurduk.” diye konuştu.
“Jet yakıtı mevzusunda kısa vadede oldukca ciddi bir arz güvenliği problemi beklemiyoruz. Sadece daha uzun solukta arz sorunlarının ortaya çıkma ihtimalini dışlayamayız.” ifadelerini kullanan Jorgensen, bu durumun Orta Doğu’daki gelişmelere, piyasaların ve hava yolu şirketlerinin bunlara iyi mi tepki vereceğine bağlı olacağını belirtti.
Jorgensen, bazı hava yolu şirketlerinin oldukca sayıda uçuşu iptal ettiğini şimdiden gördüklerini hatırlatarak, “Durumu takip ediyoruz. Eğer arz güvenliği problemi ortaya çıkarsa, üye ülkelerle bunun en iyi şekilde iyi mi ele alınacağı mevzusunda görüşmelere hazır olacağız.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.
FOSİL YAKITLARA BAĞIMLILIK RİSKLİ
GKRY Enerji Bakanı Damianos, “Avrupa’nın ithal fosil yakıtlara bağımlılığı, hane halkı ve sanayiyi etkileyen ani fiyat şoklarının da gösterdiği suretiyle mühim bir ekonomik ve güvenlik riski oluşturmaktadır.” dedi.
Enerji bakanlarının, koordinasyonu güçlendirmeyi, tüketicileri korumayı ve elektrifikasyonu hızlandırmayı amaçlayan stratejik mevzuları ele aldıklarını özetleyen Damianos, üye ülkelerin parçalı yaklaşımlardan kaçınmaları ve uzun vadeli dayanıklılığı sağlamak için önlemleri süratli ve koordineli şekilde uygulamaları icap ettiğini beyan etti.
Damianos, karmaşık yönetimsel gereklilikler benzer biçimde mevcut engellerin iyi mi kaldırılabileceğini ve stratejik bileşenlerde dayanıklı tedarik zinciri oluşturmak amacıyla sınır ötesi koordinasyonun iyi mi güçlendirilebileceklerini de ele aldıklarını söylemiş oldu.
AB’nin gerçek anlamda entegre bir enerji birliği oluşturabileceğini belirten Damianos, öngörülebilir bir enerji rotasını güvence altına almak için yerli kaynakların geliştirilmesinin önemine işaret etti.
Damianos, 2030 sonrası organik gazın rolünü ve öngörülebilir bir enerji rotasının önemini değerlendirdiklerine dikkati çekerek, “Avrupa artık küresel sıvılaştırılmış organik gaz (LNG) piyasasındaki dalgalanmaları ve Orta Doğu’daki istikrarsızlığın yol açmış olduğu oynaklığı yönetme benzer biçimde ek bir zorlukla karşı karşıya.” dedi.
Romanya, Yunanistan, GKRY ve Polonya’daki keşifler benzer biçimde yerli gaz kaynaklarının geliştirilmesinin AB enerji güvenliği ve çeşitlendirme hedeflerini destekleyebileceğini kaydeden Damianos, “Sadece 2030 sonrasına bakarken bu altyapının iklim ve temiz enerji hedeflerimiz çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.” diye konuştu.
Damianos, GKRY’nin münhasır ekonomik bölgesi bulunduğunu iddia ettikleri birkaç değişik yerde emek harcamalar yürüttüklerini ve bazı keşifler yaptıklarını, eski ve en büyük bulgu olan Afrodit sahasıyla ilgili sürecin planlandığı şekilde ilerlediğini söyledi.
Nihai yatırım kararının bundan sonraki 6 ay içinde alınması beklendiğini söyleyen Damianos, “İlk gazın 2030-2031 döneminde çıkarılmasını öngörüyoruz. Bu proje planlandığı şekilde aşama kaydediyor. Bu boru hattıyla Mısır’a bağlanacak.” dedi.
Damianos, Kronos sahasının ENI ve Total konsorsiyumuna verilmiş durumda olduğuna işaret ederek, “Şu anda ticari, hukuki ve teknik şartlarda antak kalma sağlamak amacıyla son görüşme aşamalarındayız. Amaç, gazın Mısır’daki tesisler üstünden Avrupa pazarına ulaştırılması. Önümüzdeki 1-2 hafta içinde antak kalma sağlanırsa Avrupa pazarı için ilk gazın 2027 sonu yada 2028’in ilk yarısında gelmesini bekliyoruz.” diye konuştu.
Exxon keşifleri mevzusunda yeni bir gelişme olmadığını aktaran Damianos, “Süreç planlandığı şekilde aşama kaydediyor sadece teknik ve inşaat açısından yapılması ihtiyaç duyulan oldukca iş olduğundan ilk gazın en erken 2033’te çıkmasını bekliyoruz. Eğer Kronos mevzusunda anlaşmaya varırsak Avrupa’ya ortalama 2 yıl içinde LNG sağlayabilir hale geleceğiz.” değerlendirmesinde bulunmuş oldu.
