Nilüfer Belediyesi’nde bayındır süreçlerinde rüşvet alındığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada devrin Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in de aralarında bulunmuş olduğu 21 sanık hakkında davanın 3’üncü duruşması Bursa 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Davanın tek tutuklu sanığı Turgay Erdem, savunmasında hakkında suçlamaları reddederek, “Bilhassa 2009 ile 2014 yılları aralığında yoğun bir yapılaşmanın ve inşaat faaliyetlerinin olduğu Nilüfer’de, kat sahiplerinin bir an ilkin konutlarına yerleşmek istemelerinden dolayı sorumluluğumuzu yerine getirerek kullanma izinlerini imzalamıştık.
2016 yılı ve sonrası Büyükşehir Belediyesi’ne verilen kentsel dönüşüm mevzusundaki parsel bazında emsal artırma yetkisinin de Nilüfer ilçesi şeklinde yeni gelişme bölgesinde ilk olarak ve yoğun olarak uygulanmaya başlanması büyük problemler yaratmıştı. Ek olarak 2018 senesinde değişen Bursa Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliği’nin uygulanmasından dolayı meydana gelen olumsuzluklar ve kat mağduriyetlerinden kaynaklı sorunların giderilmesi için aldığımız sorumluluklardan, attığımız imzalardan dolayı bugün yargılanıyoruz” dedi.
‘BİLİRKİŞİ RAPORUNA GÖRE BANA DEVREDİLEN YETKİLER MEVZUATA UYGUN’
Kendisine devredilen yetkilerin mevzuata uygunluğunun bilirkişi raporuyla da kanıtlandığını söyleyen Turgay Erdem, savunmasının devamında şu şekilde konuştu:
“Biz bu uygulamaları yapmadan ilkin tüm muhatapların onayından sonrasında süreç tamamlanıp imzalar atılıyordu. Sadece burada bir tek ben ve bazı müteahhitler yargılanıyoruz. İddianameye mevzu olan ‘Tek imza’ ile ilgili belirtilen yöntem, o devrin Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in ‘Koordinatör Belediye Başkan Yardımcısı’ sıfatı ile bana verdiği yetkiyle, Bursa 19’uncu Asliye Ceza Mahkemesi tarafınca istenen bilirkişi raporunda uzman bilirkişilerin incelemesi sonucu, ‘Belediye Başkanı tarafınca yetkilerinin bir bölümünü Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem’e devrettiği ve devredilen yetkilerin kullanıldığı düşünüldüğünde mevzuata uygun hareket etmiş olduğu değerlendirilmektedir’ ifadeleri yer verilmiştir. İddianamede yer edinen ruhsat, Çevre ve Şehircilik yetki değişikliği ile ilgili uzman kişilerce hazırlanan raporda da ruhsat ve kullanma izinlerindeki imzaların mevzuata aykırı olduğu görüşü, bilirkişi raporunda mevzuata uygunluğu tespit edilmiştir.”
‘MASAK RAPORUNDA ALEYHİME BİR TESPİT BULUNMAMAKTADIR’
Bundan önceki duruşmada şahit olarak dinlenenlerin tutarsız ifadeler verdiğini ve kendisine kumpas kurulduğunu iddia eden Turgay Erdem, “Hakkımda ileri sürülen kabahat örgütü yöneticiliği iddiası, koordinatör başkan yardımcısı ve belediye başkanı olarak yasal yetkileri yasal mevzuat çerçevesinde bürokrasinin getirmiş olduğu şartlarda kullanmamdan meydana gelmektedir. Bu durumun kabahat işlemek amacıyla kurulmuş bir seviye olarak nitelendirilmesi, demokratik hukuk sisteminde kamu idaresinin yok sayılması anlamına gelmektedir. Ek olarak gene iddianamede yer edinen HTS kayıtları ve MASAK raporları incelendiğinde, teşkilat üyeleri diye adlandırılan kişiler içinde süreklilik gösteren bir ilişki olmadığı şeklinde maddi ilişki de bulunmamaktadır. Ek olarak MASAK raporunda aleyhime bir tespit de bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.
‘YÜZDE 100 ENGELLİ RAPORUM VAR’
Sıhhat sorunları bulunduğunu belirten Turgay Erdem şunları söylemiş oldu:
“2011 senesinde ağır bir kalp krizi geçirdim. Meydana getirilen baypas ameliyatı sonrası kalp yetmezliği gelişti. 2012 senesinde kalp pili takılarak riskli bir konumda yaşamaya başladım. 2017 yılına kadar 4 kez kalp pilinin pıhtılaşma tıkamasından kaynaklı ameliyat oldum. 2017 senesinde kalp pili yine değiştirildi. O günden bugüne de kalp pilinin birkaç kez devreye girmesi sebebiyle tesiri azaldı. Kalp pillerinin emek verme ömrünün 8 ila 10 yıl içinde olduğu düşünüldüğünde uzman hekimler kısa sürede değişmesini önermektedir. Ek olarak 2023 senesinde prostat kanseri teşhisi ile geçirdiğim ameliyat sonrası sorunlarım devam etmektedir. Tutuklanmadan ilkin başladığım karaciğer yetmezliği mevzusundaki tedavim de yarım kaldı. Geçirdiğim öteki hastalıklar ve ameliyatlar sebebiyle Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Sıhhat Heyeti tarafınca düzenlenen rapor sonucu yüzde 100 devamlı engelli kartı ile riskli bir hasta olarak hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Devamlı tıbbi denetim altında bulunmam gerekirken, malumunuz bulunduğum ortamlar tedavimin sürdürülebilmesi için uygun değil.”
‘AİLEMLE BİRLİKTE YAŞAMAYA HAZIRLANIRKEN İFTİRAYA UĞRADIM’
Siyasetten çekildiğini ve artık emekli yaşamı yaşamak istediğini ifade eden Turgay Erdem, “5 yaşındaki oğlum ve ailemle beraber her şeyden uzak yaşamaya hazırlanırken, iftiralar ve aslı astarı olmayan iddialar neticesinde 1 senedir tutukluyum. Dosya kapsamında yer edinen tüm iddialar somut ve kati delillere dayanmamakta ve yasal dayanağı bulunmamaktadır. Tarafıma yöneltilen tüm suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu açık olup, isnat edilen suçların hiçbirini kabul etmiyorum. Yurt dışına çıkmamın bir kaçma girişimi olarak nitelendirilmesini de doğru bulmuyorum. Pasaportumun yurt dışı çıkış yasağı sisteme işlenmediğinde geriye döndüm. Benim kaçma girişimim olsaydı bundan ilkin 2 kez yurt dışına seyahat için çıkmıştım. Bundan dolayı tahliyemi, aksi halde adli denetim hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
Öteki sanıklar ve avukatları da dinleyen mahkeme heyeti, Turgay Erdem’in tutukluluk halinin, öteki sanıkların ise adli denetim şartlarının devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
