Ulusal Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminde köklü bir değişikliğe hazırlanıyor. Yeni modele gore lise eğitiminin 3 yıla indirilmesi planlanırken, değişiklikle beraber öğrencilerin üniversiteye yada mesleğe daha erken yönlendirilmesi hedefleniyor. Böylece, lise sonrasında bir senelik hazırlık periyodu oluşturulabilecek. Bilimsel niteliği olan ağırlıklı liselerde Fen, Anadolu ve Toplumsal Bilimler liselerinde ders yoğunluğu artırılacak. Buna karşılık, mesleki ve teknik liselerde uygulamalı eğitim öne çıkarılacak. Bilhassa meslek liseleri için Almanya’daki “dual sistem” modelinin Türkiye’ye uyarlanması gündemde. Bu sistemde öğrenciler haftanın üç günü okulda kuramsal eğitim alırken, iki günü işletmelerde ergonomik yaparak geçirecek. Böylece sanayi-okul iş birliği güçlendirilecek.
Mezunlar, internasyonal geçerliliği olan diplomalarla işe başlayabilecek. Ek olarak üniversite sınavına giren talebe sayısının azaltılması ve öğrencilerin daha erken yaşta mesleki izleyeceği yolu göstermeye doğal olarak tutulması amaçlanıyor. Bu kapsamda eğitimde yeni bir denge kurulması öngörülüyor.
TEKNİK ELEMAN İHTİYACI
Yeni sistemi değerlendiren Eğitim Uzmanı İlhan Sevin, Türkiye’nin en mühim kaynağının insan gücü bulunduğunu belirterek, “Her ile üniversite açılması ya da her insanın üniversite mezunu olması düşüncesinin günümüz koşullarında çözüm olmadığı ortaya çıkmıştır. Üniversite mezunlarının istihdam problemi, teknik ve ara eleman ihtiyacının artmasını bu duruma örnek gösterebiliriz. Bu durumda yapılması ihtiyaç duyulan, mesleki eğitimini cazip hale getirmektir. Sadece bunu yaparken, meslek liselerinin dezavantajlı kurumlar olduğu algısını hem öğrenciler hem de aileler açısından ortadan kaldırmak gerekir” dedi.
Lise giriş sınavından yüksek puan alan öğrencilerin tercih edebileceği nitelikli meslek liselerinin de sayısının artması gerekiyor. Sevin, “Meslek liseleri ile ilgili sektörler içinde bağların güçlendirilmesi, yetişim, yabancı dil imkânları ve alternatiflerinin artırılması mühim. Mesleki eğitimi bitirenlerden kendi alanı ile ilgili yüksek tahsile devam edecek olanlara da fırsat tanınmalıdır” diye konuştu.
Otomotiv sektöründe çalışacak öğrenciler, fabrikalarda direkt eğitim görecek. Yeni sistemde ek olarak sertifikasyon uygulamasının da hayata geçirilmesi planlanıyor. 2026 yılına kadar 500 bin öğrencinin mesleki eğitimde dual sisteme geçmesi umut ediliyor. Bu sayede meslek lisesi mezunlarının minimum yüzde 70’inin direkt istihdam edilmesi hedefleniyor
SİSTEM NELER GETİRECEK?
Doğuş Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Halkla İlişkiler ve Tanıtım Program Başkanı Doç. Dr. İlknur Doğu Öztürk, dual sistemle ilgili şunları söylemiş oldu: “Sistemin pozitif yanları, okulda öğrenilen kuramsal bilginin oldukça süratli bir halde uygulamasının yapılması ve bilgiyi beceriye dönüştürebilmeye uygun zemin yaratması. Bir yanda da mezun olduğunda alanında deneyimli olan bir işgücü grubu yaratabilecektir. Ek olarak meslek yüksekokulları ile devam eden bir uzmanlaşma olanağı ile bu işgücünün daha da nitelikli olduğu bir sistem yaratabilir. Dual sistemin uyarlanacağı Endüstri ve Teknoloji Kolejleri bu sistem ile verdikleri diplomaların internasyonal geçerliliği olması durumunda işgücü için istihdam olasılığını daha küresel hale getirme potansiyelini de taşıyor. Bir öteki pozitif yönde durum ise üniversite mezunu işi olmayan sayısının azaltabilmesi.”
EŞİTSİZLİK YARATIR MI?
Doğru bir rehberlik ile öğrencilerin ilgili oldukları alana yönlendirilmesine dikkat çeken Öztürk, endüstri kurumlarının standartlarındaki eşitsizliğe de değindi. Öztürk, “İşyerinde eğitim odaklı bu sistemde her şirket aynı kalitede ve donanımda olmadığından bu durum öğrenciler içinde tecrübe eşitsizliği yaratabilir. Ek olarak, işverenin bu sistemi ucuz işgücü ve öğrenciyi niteliksiz çalışan benzer biçimde görme potansiyeli sisteme yönelik temel bir eleştiri. Okul çağındaki evlatların iş yerinde okuldan fazla süre geçirmesi, öğrencilik ile çocuk işçi arasındaki sınırın netliğini yitirmesi bu sisteme sorgulayarak bakmayı gerektiriyor. Bilhassa yaşları itibari ile deneyimsiz ve dikkat süresi düşük çocuk sayılabilecek yaşlarındaki öğrencilerin iş yerinde riski yüksek yerlerde görevlendirilmemesi, iş sağlığı ve güvenliği mevzusunda yükümlülüklere dikkat çekmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
