1. Haberler
  2. Yerel
  3. Lübnan’da işgal büyüyor, İsrail’in sıradaki hedefi Suriye mi?

Lübnan’da işgal büyüyor, İsrail’in sıradaki hedefi Suriye mi?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail’in İran’la eşzamanlı halde Lübnan’a yönelen hücum ve işgal hamleleri, Doğu Akdeniz’den Suriye içlerine uzanan yeni bir kriz kuşağı oluşturdu. İsrail Müdafa Bakanı Israel Katz’ın, Litani Nehri’ne kadar uzanacak bir tampon bölge kurulacağını, cenup Lübnan’daki köylerin yıkılacağını ve sınır hattının kalıcı halde askeri mantıkla tekrardan şekillendirileceğini açıkça duyuru etmesi, Türkiye açısından da eleştiri risk başlıklarını öne çıkarıyor. Analistlere bakılırsa Lübnan’a yönelik hücum ve işgal girişimi, İsrail’in güvenlik derinliği üretme doktrinini sahada kalıcı hale getirme arayışının en somut işareti olarak öne çıkıyor. Bu durum ise Türkiye açısından yalnızca Lübnan’ın güneyinde yaşanmış olan bir askeri hareketlilik değil, bununla beraber Suriye’nin toprak bütünlüğü, yeni göç dalgaları, sınır güvenliği, vekil unsurların hareket alanı ve bölgesel güç dengesi bakımından direkt netice doğurabilecek oldukça katmanlı bir tabloya işaret ediyor.


Uzmanlara bakılırsa ortaya çıkan bu tablo, Doğu Akdeniz’de enerji jeopolitiği ile askeri yayılma stratejisinin giderek daha çok iç içe geçmiş olduğu yeni bir döneme işaret ediyor.

HEDEF ENERJİ KORİDORU

Lübnan sahasındaki analistlere bakılırsa İsrail’in stratejik hesabı yalnızca askeri güvenlik hedefleriyle de sınırı olan değil. Bu hesabın mühim ayaklarından birini de Levant havzasındaki hidrokarbon yatakları ile bu kaynakların Doğu Akdeniz üstünden taşınacağı enerji hatları oluşturuyor. Lübnan açıkları, İsrail kıyıları ve Suriye bağlantılı deniz alanları son yıllarda enerji rekabetinin en kırılgan sahalarından biri haline geldiği bilhassa vurgulanıyor.

KALICI KUŞAK HESABI

Öte taraftan cephede ortaya çıkan son tablo da savaşın niteliğinin değiştiğine işaret ediyor. Güvenlik uzmanlarına bakılırsa Naqoura’dan Al-Bayyada’ya, Beit Lif-Srifa-Rshaf hattından Khiam ve Taybeh eksenine kadar uzanan manevraların temel amacı, belirli alanları parçalamak, ikmal damarlarını kesmek ve bazı bölgeleri yaşanamaz hale getirerek kalıcı bir tampon dönem oluşturmak.

ÜÇ OLASI SENARYO

STRASAM Direktörü-Emekli Hava Tuğgeneral Hüseyin Fazla ise Türkiye’yi de yakından ilgilendiren son gelişimleri yorumlarken, mühim uyarılarda bulunmuş oldu “Önümüzdeki döneme bakıldığında sahada üç ayrı olasılık belirginleşiyor” diyen Dr. Fazla, şunları söylemiş oldu: “İlk olasılık, İsrail’in Lübnan’da kalıcılaşırken, Suriye’de şimdilik hava saldırıları, danışma operasyonları ve sınırı olan hususi kuvvet baskısıyla yetinmesi. İkinci olasılık, cenup Suriye’de Dera-Kuneytra-Süveyda hattında yeni bir kırılma yaşanması ve İsrail’in bunu demilitarizasyon ya da koruma sebebi öne sürülerek daha direkt kara baskısına çevirmesi. Bu, Türkiye açısından daha ağır sonuçlar üretir bundan dolayı Şam güneyde sıkıştıkça şimal dosyalarında manevra alanı daralır. Üçüncü ve en sert olasılık ise, İsrail iç siyasetindeki aşırı sağ hattın önder hedefleme ve rejimi daha çok zayıflatma söylemini ileri taşıması, bunun da Suriye’yi tekrardan oldukça merkezli bir iç kırılma sürecine sürüklemesidir.”

YENİ CEPHE MİMARİSİ

“Bugün için en kuvvetli olasılık, düşük yoğunluklu fakat kalıcı baskının zaman içinde daha sert bir genişlemeye kapı aralaması benzer biçimde görünüyor. Bu ihtimalin en dikkat çekici yanı, Lübnan’daki tampon bölge planı ile Suriye’deki kırılgan tarafsızlık söyleminin aynı dönemde belirginleşmiş olmasıdır. Esas sorun, İsrail’in Lübnan’da kurmaya başladığı kalıcı güvenlik kuşağı modelinin bölgeyi iyi mi tekrardan şekillendireceğidir. Bölge kısa vadede sakinleşmeye değil, yeni bir cephe mimarisine doğru aşama kaydediyor.”

TÜRKİYE İÇİN RİSKLER

“Aslolan mühim nokta, İsrail’in harp sonrasında da kalıcı bir baskı mimarisi oluşturup oluşturamayacağı. Zira Tel Aviv, Lübnan’da bu modeli sahada tahkim etmeyi başarırsa, benzer güvenlik kuşağı mantığını Suriye’nin güneyine taşıyabilecek bir emsal üretmiş olacak. Siyonist rejim bunu başaramazsa da bu kez ‘tehdidi kaynağında boğma’ sebebi öne sürülerek daha geniş bir cephe arayışına girer. Her iki olasılık de Türkiye açısından risk üretir. İki senaryonun ortak noktası, Suriye-Lübnan hattında istikrarın değil kalıcı kırılganlığın derinleşmesidir.”

Lübnan’da işgal büyüyor, İsrail’in sıradaki hedefi Suriye mi? - Resim : 2
Litani hattına uzanan fiili denetim stratejisi, köylerin yıkımı ve ikmal hatlarının tekrardan kurulmasıyla yalnızca savaşı değil, bölgenin gelecekteki haritasını da şekillendiriyor.

PLANLAR SURİYE ÜZERİNDEN

Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise İsrail’in Lübnan’ın güneyinden Golan çevresine, sonrasında da Suriye’nin güneyine doğru uzanan kesintisiz bir baskı hattı oluşturmayı planladığını ifade ederken, “Bu stratejisi Doğu Akdeniz’den Şam’ın güneyine kadar uzanan yeni bir güvenlik mimarisinin inşası anlamına geliyor. İsrail’in amaçlarından biri de Suriye’yi toparlanmaktan uzaklaştırıp, Türkiye’yi baskı altında tutmak” dedi.

[email protected]

Kaynak: Web Hususi

Lübnan’da işgal büyüyor, İsrail’in sıradaki hedefi Suriye mi?
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.