Toroslar’ın derinliklerinde,
Adana’nın Feke ilçesine bağlı Uğurlubağ Köyü
, tarih süresince Kapadokya’yı Kilikya üstünden Akdeniz ve Şimal Suriye’ye bağlayan en mühim antik yol ağlarından birinin merkezinde yer aldı.
Gezbel–Kozan yolu üstündeki Uğurlubağ Kalesi
, binlerce yıl süresince ticaretin, askeri hareketliliğin ve kültürel etkileşimin kilit noktalarından biri oldu.
Tarihin Katmanları Içinde Bir Yol
Asur Tecim Kolonileri Çağı’ndan
Hitit İmparatorluğu Periyodu’ne
kadar uzanan bu antik güzergâh;
Kayseri – Gezbel – Tufanbeyli – Saimbeyli – Feke – Kozan – Ceyhan
hattı üstünden Akdeniz’e ulaşıyordu. Gülek Boğazı’ndan sonrasında
en mühim ikinci geçiş yolu
olarak kabul edilen bu rota, ortalama
260 kilometrelik
uzunluğuyla Toros Dağları’nı aşan stratejik bir bağlantı sağlıyordu.
Avrupalı Gezginlerden Günümüz Araştırmalarına
yüzyıldan itibaren Çukurova ve Kilikya’yı inceleyen oldukça sayıda Avrupalı seyyah ve bilim insanı, bu yol ve üstündeki kaleler hakkında emekler yapmış oldu.
Bahadır Alkım
,
Langlois
,
Texier
,
Ramsay
şeklinde adların yanı sıra, son yıllarda meydana gelen
arkeolojik yüzey araştırmaları
, bölgenin tarihsel önemini daha da netleştirdi.
Sadece araştırmalar, günümüzde kullanılan yolun, antik çağdaki ana güzergâhtan
daha batıya kaydığını
ortaya koyuyor. Bilhassa
Cevizlidere yolunun kapanması
, Uğurlubağ merkezli kavşağın zaman içinde unutulmasına niçin oldu.
Uğurlubağ Kalesi: Stratejik Bir Gözetleme Noktası
Deniz seviyesinden
1012 metre yükseklikte
, sarp kayalıklar üstüne inşa edilen
Uğurlubağ Kalesi
, her yönden gelen yolları denetim edebilecek bir konuma haiz. Ortaçağ’a tarihlenen kale; kesme ve moloz taş örgüsü, mazgalları ve ana kaya üstüne kurulu yapısıyla dikkat çekiyor.
Arkeolojik bulgular ise kalenin yalnızca Ortaçağ’la sınırı olan olmadığını gösteriyor. Çevrede bulunan
Geç Roma – Erken Bizans dönemine ilişik seramikler
ve
anıtsal kaya mezarları
, bölgenin oldukça daha eski dönemlerden itibaren yoğun yerleşim gördüğünü kanıtlıyor.
Antik Yerleşimler ve Yitik Güzergâh
Uğurlubağ çevresinde yer edinen
Tenkerli, Mahyalar, Şerifli ve Tapırlı
şeklinde köylerin tamamı, antik yerleşim izleri taşıyor. Köprü kalıntıları, gözetleme kuleleri, kaya mezarları ve şapeller; bu hattın yalnızca bir ulaşım yolu değil, hem de
üretim ve yerleşim koridoru
bulunduğunu gösteriyor.
Uzmanlara nazaran,
Üsküyen Geçidi ile Kozan arasındaki ortalama 40 kilometrelik bölüm
, antik çağda günümüz yolundan daha doğudan geçiyordu. Bu güzergâh, hem
coğrafi olarak daha güvenli
hem de stratejik açıdan daha avantajlıydı.
Tarihin Gölgesinde Kalan Bir Miras
Uğurlubağ Kalesi ve çevresindeki antik yol kavşağı, Kapadokya ile Kilikya içinde uzanan tecim ve ulaşım ağının
en tehlikeli sonuç düğüm noktalarından biri
olarak öne çıkıyor. Zaman içinde değişen yol tercihleri ve naturel koşullar sebebiyle gözlerden uzak kalan bu güzergâh, bugün tekrardan keşfedilmeyi bekleyen mühim bir
arkeolojik ve kültürel miras
niteliği taşıyor.
Uzmanlar, bölgenin detaylı kazı ve tescil çalışmalarıyla
gezim ve bilim hayatına kazandırılması icap ettiğini
vurguluyor.
Muhabir:
Resul Özdil

