İsrail-İran savaşı; bununla beraber hava saldırıları ve roket tehditlerine yönelik müdafa sistemlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Ihtimaller içinde dış tehditlere karşı, İstanbul’daki stratejik noktalarının korunması ise Türkiye için yaşamsal önemde. Megakent için ‘hava müdafa şemsiyesi’ “zorunluluk” olarak tanımlanırken, endüstri, finans, yazışma, enerji ve ulaşımın kalbinin attığı 20 milyonluk metropol için oldukça daha çok hazırlık, teknoloji ve senaryo gerekiyor. Kenti çevreleyen deniz şeridi, Boğaz hattı, dağınık endüstri kümelenmeleri ile zamanı dokuların oluşturduğu yapılar, hava müdafa konseptini güçleştiren etkenler olarak öne çıkıyor.
KÖPRÜLER HAYATİ ÖNEMDE
Kentte ihtimaller içinde dış tehditlere karşı korunması ihtiyaç duyulan en stratejik noktaların başlangıcında köprüler bulunuyor. İstanbul’un ikmal ve lojistiğinin yanı sıra askeri ve stratejik açısından yaşamsal önemdeki noktalarının başlangıcında ise 15 Temmuz Şehitler, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri geliyor. Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüsü de İstanbul ile Anadolu bağlantısı açısından eleştiri önemde.
İstanbul şeklinde devasa bir metropolün bir tek roket sistemleriyle değil; radar ağları, erken uyarı sistemleri, optik sensörler ve elektronik harp kapasitesinin bütünleşmesiyle korunacağının altı çiziliyor.
HAVALİMANLARI İÇİN HİSAR
İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı da hem lojistik hem de askeri bakımdan eleştiri altyapılar içinde. Tayyare park alanları, kuleler, yakıt tankları şeklinde noktalar ihtimaller içinde hava saldırılarına karşı savunulması ihtiyaç duyulan noktalar olarak öne çıkıyor. SİPER Blok-1, HİSAR-O+ ve HİSAR-A+ bataryaları ile KORKUT hava müdafa sistemlerinin İstanbul Havalimanı’nın batı yönündeki Arnavutköy-Terkos bölgesine konuşlandırılması, pist çevresi ve tayyare bakım hangarlarının korunması açısından gereklilik olarak yorumlanıyor.
KRİZ MERKEZLERİ
Ambarlı doğalgaz çevrim santrali, Pendik’teki elektrik dağıtım merkezleri ve Trakya doğalgaz iletim hatları İstanbul için yaşamsal altyapılar olarak öne çıkarken, HİSAR-A+ sistemlerinin, her ana trafo merkezi ve gaz dağıtım merkezi çevresine konuşlandırılması gerektiği belirtiliyor. Öte taraftan megakentte, İstanbul Valiliği, İstanbul Güvenlik Müdürlüğü Vatan Caddesi yerleşkesi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, AFAD İstanbul İl Müdürlüğü ve kamu güvenlik birimlerinin olduğu bölgeler, kriz anlarında karar alma ve yönlendirme merkezi konumunda bulunurken, bu yerlerin dönem dışı kalmaması gerekiyor.
MEGA YAPILARIN DURUMU
İstanbul’da; Avrasya Tüneli, Marmaray, metro tünelleri şeklinde ulaşım sistemleri, yalnızca sivil ulaşım değil, bununla birlikte acil tahliye ve askeri intikal için de kullanılacak yapılar içinde. Ulusal hava müdafa sistemlerinin, bilhassa Marmaray ve Avrasya Tüneli’nin korumasında eleştiri rol oynayacağı belirtiliyor. İstanbul’da ek olarak Tuzla Tersanesi, Haydarpaşa Limanı ve Ambarlı Limanı da lojistik tedarik zinciri için olmazsa olmaz içinde yer ediniyor.
Tuzla, Gebze, Silivri ve Hadımköy şeklinde ağır endüstri ve müdafa endüstri kümelenmelerinin yer almış olduğu bölgelere orta menzil müdafa sistemlerinin entegre edilmesinin önemine dikkat çekilirken, elektro-optik gözetleme ve lazer tabanca sistemlerinin kurulması da tavsiyeler içinde yer ediniyor.
TSK’NIN PLANLARI HAZIR
İstanbul için lüzumlu olan hava müdafa şemsiyesi hakkında Haberglobal.com.tr’ye konuşan Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay ise, “İstanbul ve öteki kentlerin ihtimaller içinde dış tehditlere karşı korunmasına yönelik planlamalar her dair güncellenerek yapılıyor. Sadece müdafa sanayinde unutulmaması ihtiyaç duyulan bir gerçek vardır: ‘Ne kadar paran var ise o denli harcarsın!’ Her ülke yada tehdide nazaran planlama önceliklendirmesi farklıdır. İstanbul ve çevresi için ihtiyaç duyulan planlamalar TSK’nı uhtesinde mevcuttur” dedi.
KATMANLI KORUMA
Haberglobal.com.tr’ye data veren emekli askeri haber alma uzmanı isim de şunları söylemiş oldu: “İstanbul oldukça büyük bir şehir ve Türkiye’nin kalbi durumunda. Ihtimaller içinde dış tehditlere karşı şehrin stratejik bölgeleri hem alçak hem hem orta irtifa hem de yüksek irtifa sistemleri ile katmanlı korumaya alınır. Sadece devamlı olarak insansız hava araçları, balistik ve hipersonik roket tehditlerinin yanı sıra ihtimaller içinde hava taarruzlarına karşı yeni konsept ve stratejiler üstünde stratejiler üretmeliyiz.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
