Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamış olduğu son tarımsal girdi verileri, çiftçinin üretim yaparken karşılaşmış olduğu maliyet artışını ortaya koydu. Son verilere bakılırsa tarımsal üretim giderleri bir ayda yüzde 3,41, bir yılda yüzde 30,28 terfi etti. Yılbaşından ağustos sonuna kadar yaşanmış olan artış ise yüzde 21,15 oldu. Geçen yıl 100 bin liraya karşılanan averaj üretim girdileri için bu yıl ortalama 130 bin 280 lira gerekirken, çiftçiler ise aynı üretimi sürdürebilmek için 30 bin liranın üstünde ek harcamayla karşı karşıya kalıyor.
Analistler, bu hesabın resmi besin enflasyonuna dayandığını, fiyatlardaki artış hızının yavaşlamasının ise mutfaktaki harcamaları azaltmadığını vurguluyor.
MAZOTTA YÜZDE 43’Ü GEÇTİ
Tarladaki maliyet artışının en dikkat çekici kalemlerinden biri enerji oldu. Tarımda kullanılan enerji ve yağlayıcıların fiyatı bir yılda yüzde 43,14, yalnızca son açıklanan ayda yüzde 9,58 arttı. Tohum ve dikim malzemelerindeki senelik yükseliş ise yüzde 31,19’a ulaştı.Ekim ayında açıklanan son enflasyon sayıları da vatandaşın mutfaktaki hesabını ortaya koydu. TÜİK’in 5 Ekim’de duyurduğu eylül verilerine bakılırsa besin ve alkolsüz içeceklerin fiyatı bir yılda yüzde 27,62 arttı. Analistler ise besin fiyatlarındaki artışın vatandaşın alım enerjisini iyi mi erittiğine dikkat çekiyor. Geçen yıl 1.000 liraya alınabilen averaj bir besin sepetinin bugünkü karşılığı ortalama 1.276 liraya ulaşıyor.
ALIM GÜCÜ 5.492 LİRA ERİDİ
Ortaya çıkan tablo, maaşlı çalışanların da cebine yanmış durumda. Meydana getirilen analizlere bakılırsa, 2026 yılı başlangıcında net 28 bin 75 liraya yükselen asgari ücretin satın alma gücü, ekim ayına gelindiğinde ortalama 5 bin 492 lira azaldı. TÜİK’in senenin ilk dokuz ayına ilişkin yüzde 24,32’lik enflasyon verisi esas alındığında, ocak ayında 10 bin liraya alınabilen averaj ürün ve hizmet sepetinin eylül sonundaki karşılığı 12 bin 432 liraya çıktı. Aynı dönemde maaşı değişmeyen asgari ücretlinin 28 bin 75 lirasının yılbaşındaki fiyatlarla satın alma gücü ortalama 22 bin 583 liraya geriledi. Böylece asgari ücretin gerçek alım gücündeki yitik yüzde 19,6’ya ulaştı.
FİYATLAR NE KADAR ARTABİLİR?
Meydana getirilen analizlere bakılırsa, 2026’nın son üç ayında fiyat artışlarının seyrine bağlı olarak yıl sonu enflasyonu yüzde 28 ile yüzde 36 içinde gerçekleşebilir. TÜİK verilerinde eylül sonu itibarıyla senelik enflasyon yüzde 29,73, yılbaşından bu yana biriken fiyat artışı yüzde 24,32 olarak kaydedildi. Merkez Bankası’nın ağustos ayında açıklamış olduğu yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 28 oldu. Mevcut veriler üstünden meydana getirilen hesaplamalarda, ekim, kasım ve aralık aylarında fiyatların her ay yüzde 1 artması halinde yıl sonu enflasyonu yüzde 28,1’e, aylık artışın yüzde 2 olması halinde yüzde 31,9’a, yüzde 3 olması halinde ise yüzde 35,8’e ulaşıyor. Bu hesaplamalar, son üç ayda gerçekleşebilecek değişik fiyat artışlarına dayanan senaryoları ortaya koyuyor.
ALIM GÜCÜ DAHA DA DÜŞEBİLİR
Iktisat uzmanlarına bakılırsa, 2026 sonunda enflasyonun yüzde 28’e yetişmesi halinde, geçen yıl 5 bin liraya alınabilen averaj ürün ve hizmet sepetinin fiyatı 6 bin 400 liraya yükselecek. Senelik enflasyonun yüzde 32 olması durumunda ise aynı sepetin maliyeti 6 bin 600 lirayı bulacak. Böylece vatandaşın aynı ürünleri satın alabilmek için geçen yıla bakılırsa 1.400 ile 1.600 lira içinde daha çok harcama yapması gerekecek. Kamuoyu araştırmacısı Volkan Tebrizcik ise çalışanların yıl süresince yaşamış olduğu alım gücü yitirilmesine dikkat çekerek, yeni yılda ücretlere minimum yüzde 40 zam yapılması icap ettiğini belirtiyor.
