Fidan, Orta Doğu’nun on senelerdir en istikrarsız anlarından birini yaşadığını sadece İran’daki siyasal geçişin, bölgede savaşın başlamasından bu yana haiz olmadığı diplomatik bir pencere açabileceğini kaydetti. “A new leadership structure may reshape Iran’s decision-making and create an opportunity to stop the war,” he told a live broadcast on TRT Haber news channel.
Fidan, İran’da şu anda devam eden siyasal geçişin çatışmayı durdurmak için dar fakat anlamlı bir açılım yaratabileceğini söylemiş oldu. “İran’daki yeni liderlik bu aşamada daha çok esneklik izah edebilir” dedi ve kalıcı bir önder seçilene kadar karar alma mekanizmasının şu anda üç üyeli geçici bir konseyin elinde bulunduğunu belirtti. “Zekice kullanılırsa bu bir fırsat penceresi olabilir.”
Herhangi bir diplomatik çerçevenin her iki tarafın endişelerini dengelemesi icap ettiğini altını çizdi. “İranlıları aşağılamayan, bununla beraber başkalarının meşru kaygılarına da hitap eden bir formül olmalı” dedi. Aksi takdirde savaşın uzatılmasının “verilebilecek herhangi bir tavizden oldukça daha fena sonuçlar doğuracağı” mevzusunda uyardı.
Fidan, “İran’ın tüm bu Körfez ülkelerini gelişigüzel bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir stratejidir” dedi.
Fidan, birçok Körfez ülkesinin savaşın çıkmasını önlemek için yoğun bir halde çalıştığını belirterek, bu çabalara bizzat tanık bulunduğunu altını çizdi. Kendisi, Katar başbakanı ve dışişleri bakanının hâlâ “saldırıdan bir saat öncesine kadar” gerilimi durdurmaya çalıştıklarını ve o dönemde etkili bir halde İran’ın çıkarına olacak şekilde hareket ettiklerini kaydetti. Buna karşın Fidan, Tahran’ın fark gözetmeksizin Umman, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün’ü hedef alan geniş çaplı saldırılar başlattığını söylemiş oldu. “İran’ın tüm bu ülkeleri fark gözetmeden bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir stratejiydi” dedi ve bunun bölgesel riskleri artırdığını ve bununla beraber İran’ın kendi bakış açısına bakılırsa ters tesir yaptığını savundu.
Bu devletlerden bazılarının hava sahalarının yada üslerinin İran’a karşı kullanılmasına izin vermediğini, evvelinde tarafsızlık duyuru ettiklerini ve hatta savaşı durdurmak için çalıştıklarını ekledi. Bu tür ülkelere saldırmanın İran’ın tehdit algısının ne kadar ciddi hale geldiğini ortaya koyduğunu söylemiş oldu. “Bu, ‘Ben batarsam, bölge de benimle beraber batar’ zihniyetini yansıtıyor” dedi.
Üst düzey Türk dış ilişkiler uzmanı, bölgenin on senelerdir en tehlikeli sonuç dönemlerinden birine şahit bulunduğunu belirterek, İran’ın dahil olduğu son çatışmanın, Orta Doğu’yu son 20 senedir yaralayan istikrarsızlık döngüsünü daha da yoğunlaştırdığına dikkat çekti.
Fidan, çatışmanın gidişatının ve süresinin büyük seviyede ilgili aktörlerin hedeflerine bağlı olacağını söylemiş oldu. Mevcut askeri harekatı şekillendiren iki değişik hedefin altını çizdi: Biri İran’ın askeri kabiliyetlerini zayıflatmaya odaklanıyordu, diğeri ise rejim değişikliği sağlamayı hedefliyordu.
Bunlar oldukça değişik iki kavramdır dedi. “Savaşın uzunluğu, iyi mi yayılacağı ve yarattığı riskler, hangi hedefe ulaşıldığına bağlı olarak değişecektir.”
Durumun daha da kötüleşmesini önlemek için Türkiye’nin halihazırda birçok ülkeyle koordinasyona başladığını da sözlerine ekledi. “Önceliğimiz kilit ortaklarla ortak bir anlayış oluşturmak ve çatışmanın daha fena bir duruma dönüşmesini engelleyecek adımlar atmak” dedi.
Ocak ayında gerilmiş bir dönem yaşandığını özetleyen Fidan, bölgenin büyük bir savaşın eşiğine geldiğini söylemiş oldu. Mühim anlardan birinin, 27 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump içinde “zamanı” olarak nitelendirdiği telefon görüşmesi bulunduğunu belirtti. O sıralarda Washington askeri hücum sonucu almaya yakındı. Fidan, o günlerde ABD’li yetkililerin kendisiyle direkt temasa geçtiğini ve durumun ciddiyetini gösterdiğini söylemiş oldu.
Türkiye, 30 Ocak’ta İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’yi İstanbul’da ağırladı. Fidan, yoğun Türk diplomasisinin müzakerelerin yenilenmesi için bir format ürettiğini söylemiş oldu. Washington dört problemi aynı anda çözmeye çalışırken, İran bu yaklaşımı reddetti. Türkiye gündemin bölünmesini önerdi: İki mevzu direkt Washington ve Tahran içinde tartışılacak, öteki ikisi ise bölge ülkeleri tarafınca ele alınacak.
“Yapıyı Amerikalılara anlattığımızda derhal kabul ettiler” dedi. İranlılar liderlerine danışmak için vakit istediler ve sonunda daha önceki görüşme formatına dönmeyi kabul ettiler.
Fidan, bu çabanın acil harp tehdidini etkili bir halde durdurduğunu söylemiş oldu.
“Bir yada iki gün içinde patlak verebilecek bir çatışma geçici olarak durduruldu” dedi. O dönemde kamuoyuna açık bir halde “şu an itibariyle” bir harp olmadığını belirtmişti, bu yorumu 8 yada 9 Şubat civarında yaptığını hatırlıyor. Görüşmeler 6 Şubat’ta Umman’da ve 26 Şubat’ta Cenevre’de devam etti. Sadece sürtüşme devam etti ve sonunda harp 28 Şubat’ta patlak verdi.
Dışişleri bakanı, ABD’nin müzakerelerin artık yararlı olmadığına karar vermesi halinde görüşme sürecinin resmi olarak sona ermesi icap ettiğini söylemiş oldu. “There should have been an official statement saying, ‘I am leaving the talks because they did not produce the result I expected,’” he said, arguing that such a declaration was necessary for diplomatic protocol.
Fidan, son Cenevre toplantısının arkasından tüm taraflarla (İran, arabulucu ve ABD) görüştüğünü ve sürecin kötüye gittiğini fark ettiğini söylemiş oldu. Kendisi, İran’ın istediği hız ile Washington’un hissettiği aciliyet içinde bir boşluk bulunduğunu ve bunun İsrail’in baskısıyla daha da yoğunlaştığını söylemiş oldu. Gene de nükleer meselede pozitif yönde bir sonuca ulaşılacağına inanıyor.
“If the process had continued a little longer, a result could have been achieved,” he said, while acknowledging that both sides were demanding concessions that would have required time.
İran’ın Trump’ın maruz kalmış olduğu baskıyı yanlış okuduğunu da sözlerine ekledi. “İranlılar, Trump’ın karşılaşmış olduğu karar baskısını daha ilkin fark edip masaya bir şeyler koymuş olsaydı, İsrail’in baskısı bu kadar etkili olmayabilirdi” dedi. Bunun yerine vakalar değişik gelişti ve harp 28 Şubat’ta başladı.
