Terör örgütü SDG’nin Suriye denkleminden tasfiyesine yönelik süreç devam ederken, bölgede yaşanmış olan son gelişmeler güç dengelerinde yeni bir sayfanın aralandığına işaret ediyor. PKK terör örgütü elebaşlarından Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin’in de aralarında bulunmuş olduğu üst düzey adların Suriye’den ayrıldığına dair internasyonal basına yansıyan bilgiler, Ankara’nın uzun süredir dillendirdiği “Suriye sahasında terör örgütü PKK varlığının tasfiyesi” hedefinin ilk kez bu ölçekte somutlaştığını gösteriyor. 110 kişilik konvoyun Ayn el-Arab’dan Haseke’ye, oradan Irak hattına yönelmesi ve yabancı uyruklu unsurların aşamalı halde Suriye’den çıkarılması, en mühim gelişmelerin başlangıcında geliyor.
ABD’nin 22 askeri noktadan, bir tek bir ana üs ve 4 geçici konuşlanma noktasına düşmesi, güç dengelerinde yeni bir boşluk ve bununla beraber yeni bir denge anlamına geliyor.
SİNCAR-KANDİL HATTI
Ankara açısından sürecin oldukca katmanlı ilerlediğinin altı çizilirken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Suriye ayağı bittikten sonrasında Irak ayağı var” sözleri, Sincar ve Kandil’e uzanan hattın da bu yeni devrin parçası olacağını gösteriyor. Yeni denklem ve gelişmeler, Türkiye’nin sınır güvenliği doktrininde köklü bir rahatlama potansiyeli taşırken, bununla beraber Şam ile güvenlik temelli yeni bir ortaklaşa iş zemininin oluşabileceğine de işaret ediyor.
ENERJİ DENKLEMİ
Meydana getirilen analizlerde, Suriye’nin enerji haritası ise sürecin aslolan stratejik kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Suriye’de tahminlere gore 285 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunmuş olduğu belirtilirken, açık deniz sahalarında trilyonlarca metreküpe ulaşabilecek bir potansiyelin varlığından da söz ediliyor. Chevron, ConocoPhillips, TotalEnergies, Eni ve QatarEnergy şeklinde küresel enerji devleriyle yürütülen temaslar ile Katar merkezli Power International Tüm ortaklık ile imzalanan arama anlaşmaları, Şam’ın yalnızca üretici değil; bununla beraber transit ve dengeleyici bir erkek oyuncu olarak konumlanmak istediği şeklinde değerlendiriliyor. Stratejik analizlerde, Doğu Akdeniz’de senelerdir tartışılan, maliyeti yüksek ve siyasal açıdan kırılgan EastMed benzeri projeler yerine Suriye-Türkiye bağlantılı daha kısa ve ekonomik bir koridorun gündeme gelmesinin Avrupa’nın arz güvenliği arayışında yeni bir sayfa açabileceği vurgulanıyor.
SU PAYLAŞIMI
Bölgesel denklemde bir öteki mühim detay da Fırat suyunun paylaşımı. Suriye’de, Tişrin, Tabka ve Mansura barajları hem elektrik üretimi hem tarımsal sulama açısından yaşamsal öneme haiz. Bilhassa Tabka Barajı’nın kontrolü, kuzeydoğu Suriye’deki ekonomik ve demografik dengeler açısından stratejik bir eşik durumunda.
ABD SAHADAN ÇEKİLİYOR
ABD’nin 2014’te terör örgütü DEAŞ’la savaşım nedeni öne sürülerek başlatmış olduğu askeri varlığını büyük seviyede tasfiye etmesi de bu yeni devrin mühim başlıklarından biri. Tanf Üssü’nün boşaltılması ve Şeddadi Askeri Hava Üssü’nün Şam’a devredilmesi, Washington’un sahadaki askeri ayak izini ciddi halde küçültürken; Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise son gelişimleri şu şekilde yorumluyor: “Pentagon’un ‘konsolide ve geçici’ vurgusu, ABD’nin artık sahada direkt belirleyici erkek oyuncu olmaktan ziyade sınırı olan tesir alanı hedeflediğini gösteriyor. Şam yönetimi ise merkeziyetçi yapının korunacağını açık halde ortaya koyuyor. Buna rağmen SDG kanadından gelen talepler, Şam’ın ‘özerklik olmaz’ yaklaşımıyla çelişiyor. Sadece ABD’nin çekilmiş olduğu, AB’nin muhataplığı Şam’a kaydırdığı bir denklemde SDG’nin manevra alanı olması imkansız.”
TÜRKİYE İÇİN OLUMLU
Türkiye açısından dönüşümün fırsat barındırdığını söyleyen Prof. Dr. Köni, şu şekilde devam etti: “Güvenlik başlığında örgütsel tasfiyenin kalıcılaşması, sınır hattında istikrarı artırır. Enerji boyutunda Suriye gazının Türkiye üstünden Avrupa’ya taşınması, Ankara’nın jeo-ekonomik konumunu sağlamlaştırır. Tekrardan inşa sürecinde Türk şirketlerinin altyapı, enerji ve inşaat projelerinde rol oynaması ihtimali, ekonomik tesir alanını genişletir. İsrail açısından tablo daha kırılgan bir dengeye işaret ediyor. Leviathan ve Tamar sahaları üstünden Avrupa pazarına açılmayı hedefleyen Tel Aviv yönetimi, yeni bir arz kaynağıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durum uzun vadeli kontratlarda fiyat baskısı yaratırken, Doğu Akdeniz’de rekabeti de artırabilir.”
Suriye’nin kuzeyinde 2,5 milyar varil petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor.
“DENGELER TAM OTURMADI!”
Öte taraftan yeni denklemde Türkiye’nin rolünün belirleyici hale geldiğine dikkat çekilirken, haberglobal.com.tr’ye data veren bir strateji uzmanı ise Suriye’nin işletmeye değecek kadar doğalgaz ve petrol rezervi olmadığını, ülkedeki istikrarsızlığın sürdüğünü ve internasyonal yatırımların şu aşamada mümkün olmadığını belirtirken, “Sahadaki dengeler tam oturmuş değil” ifadelerini kullandı.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
