Yemen’de hızla değişen cephe dengesi, Suudi Arabistan ile İran arasındaki mücadeleyi tekrardan Kızıldeniz’in kalbine taşıdı. İran’a yakın Ensarullah’ın Babülmendep’e kadar ilerlemesi ve Suudi enerji altyapısının hedef alınması, yalnızca Riyad-Tahran hattında değil küresel petrol ve tecim rotalarında da yeni çatışma alanı oluşturdu. Analistlere nazaran gerilimin büyümesi halinde Türkiye açısından ilk tesir enerji tutarları, navlun maliyetleri ve enflasyon üstünde hissedilecek. Stratejistler ise ihtimaller içinde Suudi Arabistan-İran çatışmasının bölgesel büyük muharebeye dönüşebileceği uyarısında bulunuyorlar.
ENSARULLAH İLERLİYOR
Yemen’de Ensarullah’ın Kızıldeniz kıyılarında ilerlemesi, senelerdir devam eden iç savaşı tekrardan bölgesel güç mücadelesinin merkezine taşıdı. Son çatışmalar Marib ve Taiz çevresinde yoğunlaşırken Suudi Arabistan hava saldırılarıyla Yemen hükümet güçlerini destekliyor. Ensarullah ise Suudi Arabistan’ın güneyindeki askeri ve enerji tesislerini roket ve insansız hava araçlarıyla hedef alıyor. Son gelişmelerin tehlikeli sonuç noktası ise Babülmendep Boğazı. İran’a yakın Ensarullah güçlerinin Yemen’in Kızıldeniz kıyısındaki denetim alanını genişletmesi, Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı açısından stratejik öneme haiz deniz yolunu direkt baskı altına soktu. Reuters’a nazaran Ensarullah’ın ilerleyişi, örgütü dünyanın en tehlikeli sonuç deniz geçişlerinden birini denetim edebilecek konuma yaklaştırdı.
Küresel piyasalar Orta Doğu’daki üç mühim su yolunun geleceğine odaklanmış durumda. Fotoğraf: AA
İRAN’IN ELİ GÜÇLENİYOR
Gerilimin arka planında hem Suudi Arabistan, İran arasındaki bölgesel rekabet; hem de İsrail’in bölgesel kaos planları olduğuna dikkat çekiliyor. Riyad, Yemen hükümetini desteklerken Ensarullah İran’la yakın ilişkileri bulunan bölgesel aktörlerden biri konumunda bulunuyor. Son ilerleyiş, İran’ın yalnızca Hürmüz Boğazı çevresinde değil Kızıldeniz-Babülmendep hattında da dolaylı baskı kapasitesinin artması anlamına geliyor. Suudi Arabistan açısından en tehlikeli sonuç gelişmelerden biri ise doğudan batıya petrol taşıyan ve Hürmüz Boğazı’nı dönem dışı bırakabilen petrol boru hattının saldırıya uğraması oldu. Hattın dönem dışı kalması, Riyad’ın Körfez dışındaki alternatif ihracat güzergahını da baskı altına aldı.
PETROLDE KORKUTAN ARTIŞ
Babülmendep bununla beraber Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin Süveyş Kanalı’na oluşturulan kapısı durumunda. Boğazdaki güvenlik problemininin büyümesi, tanker ve konteyner gemilerinin Afrika’nın güneyinden dolaşmasına, seyahat sürelerinin uzamasına ve sigorta ile navlun maliyetlerinin yükselmesine niçin olabilecek bir tablo yaratıyor. Kızıldeniz’deki son askeri hareketlilik küresel petrol piyasasını da tekrardan baskı altına alırken, bölgede fiyat 100 doların üstüne çıktı.
ÜÇ KANALDAN YANSIYABİLİR
Türkiye açısından gelişmelerin en süratli tesiri enerji maliyetlerinde görülebileceğini dile getiren Ulusllararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel ise, “Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükseliş; benzin ve motorinden ulaştırma giderlerine, endüstri üretiminden ithalat maliyetlerine kadar geniş bir alana yansıyabilecek durumda. İkinci risk tecim yollarında. Kızıldeniz-Süveyş güzergahındaki taşımacılığın tekrardan aksaması, Türkiye’nin Asya ve Körfez bağlantılı deniz ticaretinde teslimat süreleri ile navlun maliyetlerini yükseltebilir. Yemen cephesinin direkt İran-Suudi Arabistan gerilimine dönüşmesi, Türkiye açısından iki mühim bölgesel ortak arasındaki denge politikasını daha tehlikeli sonuç hale getirebilir. İsrail’in istediği, bölgesel kaos ve cenk” dedi.
TÜRKİYE İÇİN RİSK ALANI
Internasyonal İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise gelişimleri şu şekilde değerlendirdi: “İsrail, bölgedeki mezhep fay hatlarını harekete geçirerek daha büyük bir kaos ve çatışma ortamının oluşmasını istiyor. Yemen cephesinin direkt İran-Suudi Arabistan gerilimine dönüşmesi, Türkiye açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankara’nın iki mühim bölgesel aktörle yürüttüğü denge politikası fazlaca daha tehlikeli sonuç hale gelir. İsrail’in istediği tablo, bölgesel kaosun büyümesi ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasıdır. Yemen’deki yeni askeri hareketlilik artık yalnızca bu ülkenin iç savaşı olarak görülemez. Babülmendep, Kızıldeniz tecim hattı ve petrol tutarları üstünden Türkiye’yi de direkt ilgilendiren yeni bir risk alanı ortaya çıkıyor.”
