1. Haberler
  2. Adana
  3. Bir Ömür Milleti İçin: Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ardından Beş Yıl

Bir Ömür Milleti İçin: Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ardından Beş Yıl

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün, Hakk’a yürüyüşünün beşinci yıl dönümünde Prof. Dr. Haydar Baş’ı anarken bir tek bir ilim ve düşünce insanını değil, bununla beraber bir davayı, bir uygarlık vizyonunu ve bir millet sevdalısını hatırlıyoruz.

Saatler günleri, günler ayları, aylar yılları kovaladı ve bugün bir 14 Nisan günü daha geldi. Bu tarih, Türkiye’nin yakın tarihinde fikirleriyle iz bırakan, halkı için düşünen, yazan, konuşan ve gerektiğinde savaşım eden bir önderin vuslatının yıldönümüdür.

Haydar Baş Hocamız hakkında günlerce, haftalarca, hatta senelerce konuşsak da, O’nu tam anlamıyla tanımlamak imkânsıza yakındır. Zira O’nun yaşamı, bir insanoğlunun sığabileceği sınırların oldukca ötesine geçen bir düşünce ve hizmet yolculuğudur.

“BENİ ANCAK OLAYLARIN İÇİNDE TANIRSINIZ…”

Bu söz, Haydar Baş Hoca’nın şahsiyetini ve tesirini anlamanın anahtarıdır. O, yalnızca anlatılarla, alıntılarla anlaşılabilecek biri değildi. Her cümlesi, seneler sonrasında dahi yankılanan bir derinliğe sahipti. Gerek politika, gerek iktisat, gerekse toplumsal meselelerde yapmış olduğu tespitler, vakit geçtikçe daha oldukca kıymet kazanıyor.

Hocamızın öngörüleri; ekonomide, dış politikada, toplumsal yapıda ve millet birliğinde öylesine isabetliydi ki bugün içinde bulunduğumuz krizler, onun ikazlarına kulak verilmemesinin neticeleri olarak karşımızda duruyor.

 SURİYE POLİTİKASI: “SİZ HANGİ MEZARA DEFNEDİLMEK İSTERSİNİZ?”

Hocamızın Suriye mevzusunda yapmış olduğu ikazlar, dış ilişkiler tarihinde öğrenek alınması ihtiyaç duyulan örneklerdendir. Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyulması icap ettiğini, Esad’ın iktidarda kalıp kalmamasının bir iç sorun bulunduğunu ifade etmişti. “ABD Başkanı öldüğünde Hristiyan mezarlığına, Esad ise Müslüman mezarlığına defnedilecek. Siz hangi mezarda yatmak istersiniz?” sözü, devrin karar alıcıları için zamanı bir uyarıydı.

Ne yazık ki bu sözler dinlenmedi. Bugün Suriye, bir karadelik hâline gelmiş durumda. İç harp, bölünmüşlük, mezhepsel çatışmalar derinleşti. Bu boşluktan yararlanan İsrail, bölgede adeta bir leş kargası şeklinde palazlandı. Oysa Haydar Baş dinlenseydi, Türkiye bu bataklığın parçası olmaz, aksine bölgesel barışın mimarı olurdu.

 EKONOMİYE UZATILAN BEREKET ELİ: MİLLİ EKONOMİ MODELİ

Haydar Baş Hocamız’ın ortaya koyduğu Ulusal Iktisat Modeli (MEM), yalnızca bir ekonomik sistem değil; bununla beraber toplumsal adaletin, ulusal servetin ve insan onurunun güvence altına alındığı bir uygarlık tasarımıdır.

Bugün tüketim daralması, enflasyon, işsizlik ve borç ekonomisiyle boğuşan Türkiye’nin yaşamış olduğu ekonomik kriz, MEM’in dışlanmasının acı bir sonucudur. Haydar Baş Hocamız’ın “Piyasalar insan vücudu gibidir. Kan azalırsa insan ölür, para azalırsa iktisat çöker” örneği, hâlen geçerliliğini korumuş olan evrensel bir ikazdır. O, piyasada dolaşması ihtiyaç duyulan para miktarının GSMH’nin %20’si olması icap ettiğini söylerken, biz hâlen %2-3 bandında debeleniyoruz.

MEM’i kısmen tatbik eden ülkeler dahi ekonomik refahlarını artırmışken, Türkiye bu modelin özünden uzaklaştıkça daha da fakirleşmiş, halkı yoksulluğa mahkûm olmuştur. Haydar Baş, yalnızca tutumsal anlamda değil, insani ve etik anlamda da ekonomiyi tekrardan inşa etmeyi başarmış bir düşünürdür.

 HAYATININ HER ALANI ÖLÇÜYDÜ

Haydar Baş Hoca’nın yaşamı; hakkaniyet, sadakat, feraset ve millet sevgisiyle yoğrulmuştu. O, hem Hakk’a karşı hem halka karşı sorumluluğunu her anında taşımış, hiçbir beşeri ya da tanrısal sınırı ihlal etmemiştir. Bu yüzden örnek bir Müslüman, örnek bir yurttaş ve örnek bir önder olmuştur.

Toplumu ilgilendiren hiçbir meseleden kaçmamış, her krizde milletin önüne düşmüş, çözüm üretmiş, savaşım vermiştir. Yazıları, konuşmaları, konferansları ve mitingleri hep bir davayı anlatmıştır: Birlik ve beraberlik.

 BİRLİK VE BERABERLİK İÇİN ADANMIŞ BİR ÖMÜR

“Tek bilek, tek yürek” Haydar Baş’ın en oldukca tekrarladığı mottolardan biriydi. Bu söz bir tek bir çarpıcı söz değil, bununla beraber onun siyasal ve toplumsal fikir dünyasının temelidir. 1980’lerden itibaren gerçekleştirdiği “Birlik ve Beraberlik Konferansları”, çıkardığı İcmal Dergisi, düzenlemiş olduğu Ulusal Basın Kurultayları hep bu çizgideydi.

Ulusal Iktisat Modeli ile birlik ve beraberliğin ekonomik altyapısını,
Toplumsal Devlet Ulusal Devlet teziyle birlik ve beraberliğin devlet yapısını,
Ehl-i Beyt Külliyatı ile birlik ve beraberliğin dini temelini,
Hoş Geldin Mustafa Kemal Atatürk eseriyle birlik ve beraberliğin zamanı ve ulusal ruhunu inşa etti.

HAYDAR BAŞ VE FETÖ KARŞISINDA DİMDİK DURAN KADRO

FETÖ’nün en kuvvetli olduğu yıllarda her insanın “hoca efendi” diyerek övgüler dizdiği bir ortamda, Haydar Baş ve ekibi tek başına bu yapıya karşı çıktı. Büyük bedeller ödendi, tehditler alındı. Fakat Haydar Baş Hoca hiçbir vakit geri adım atmadı. Bugün FETÖ karşıtı görünen pek oldukca şahıs geçmişte bu yapıya destek verirken, Haydar Baş ve ekibi temiz bir savaşım örneği sergiledi.

DAVA, LİDER VE KADRO: EMANET EMİN ELLERDE

Haydar Baş, ardında yalnızca kitaplar, fikirler ve projeler bırakmadı. Bununla birlikte o fikirleri hayata geçirecek kuvvetli bir kadro da yetiştirdi. “Beni kaçırdınız, bu kadroyu kaçırmayın” sözü, bu yüzden büyük anlam taşır.

Bugün Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, hocasının yetiştirdiği genç bir önder olarak, Türkiye’nin en genç ve en vizyoner siyasal figürlerinden biri olmuştur. Katılmış olduğu her programda yapmış olduğu tespitler, politika üstü bir bakış açısını yansıtmaktadır.

 BİR MİLLETİN ŞAHİDİ: HAYDAR BAŞ

Haydar Baş Hocamız, Gazi Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’e haiz çıkarak hem milletin hafızasını hem de birliğini savundu. “Mustafa Kemal Atatürk vatandır” diyerek, Mustafa Kemal Atatürk’e hücum eden iç ve dış mihraklara set çekti. Dindar kesimle Mustafa Kemal Atatürk arasına kurulan suni ayrımı ortadan kaldırdı. “Mustafa Kemal Atatürk birleştirici harçtır” dedi.

Bununla birlikte Mustafa Kemal Atatürk şeklinde, Haydar Baş da milletin değerlerini savunurken asla ödün vermemiş, her türlü saldırıya karşın davasından dönmemiştir. Bu yönüyle “Hoca Mustafa Kemal Atatürk” tanımı, onun liderlik vasfını ve milletle olan bağını en iyi özetleyen ifadedir.

SON SÖZ: HAYDAR BAŞ DEMEK…

Haydar Baş demek,
Onur, onur, savaşım demek.
Bilim, eğitim, kalkınma demek.
Birlik, beraberlik, kardeşlik demek.
Vatan, bayrak, millet demek.

Bugün onu özlemle, minnetle ve dualarla yad ediyoruz. Onun bıraktığı emanetlere haiz çıkarak, fikirlerini yayarak, savaşım çizgisini sürdüren genç kadrolarla Haydar Baş Hoca hâlâ aramızdadır.

Ruhu şad, mekânı aden olsun.

Bir Ömür Milleti İçin: Prof. Dr. Haydar Baş’ın Ardından Beş Yıl
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com