1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. Gündem
  4. Betonun görünmeyen faturası! Binalar ve inşaatlarda gizli tehlike

Betonun görünmeyen faturası! Binalar ve inşaatlarda gizli tehlike

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünyada iklim krizine karşı mücadelede gözler çoğunlukla enerji üretimi ve sanayiye çevrilirken, binalar ve inşaat faaliyetleri de karbon salımının en büyük kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yapıların üretiminde kullanılan çimento, demir ve çelik şeklinde malzemelerin yanı sıra binaların ısıtılması, soğutulması ve elektrik tüketimi de emisyonlara katkıda bulunuyor. Arkitera’nın aktardığı bilgilere gore, İstanbul’da ilk kez düzenlenen internasyonal Sustainable Construction Talks toplantısında, yapı sektörünün iklim krizindeki görevi ve Türkiye’nin zelzele güvenliği ihtiyacı beraber ele alındı. Görüşmede, binaların yalnızca sağlam inşa edilmesinin değil, kullanım sürecinde daha azca enerji tüketmesinin ve çevreye daha azca zarar vermesinin de ehemmiyet taşımış olduğu vurgulandı.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE İKİ BÜYÜK SINAV

Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, toplantının açılışında yapmış olduğu konuşmada yapı sektörünün zelzele ve iklim krizi sorunuyla karşı karşıya bulunduğunu söylemiş oldu. Savcı, küresel karbon emisyonlarının ortalama yüzde 40’ının binalar ve inşaat faaliyetleriyle ilişkili bulunduğunu belirterek, güvenli ve dayanıklı yapı üretimiyle çevresel etkilerin azaltılmasının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini açıkladı. Savcı, yeni meydana getirilen ve dönüştürülen binaların gelecek kuşaklar için hem güvenli hem de daha düşük karbon ayak izine haiz olması icap ettiğini söylemiş oldu.

ESKİ BİNALARIN DURUMU DA BELİRLEYİCİ

Görüşmede söz alan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper İlki, 6 Şubat depremlerinin Türkiye’deki yapı stokunun durumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. İlki, İstanbul’da 2000 yılı öncesinde yapılmış binaların mühim bir bölümünün zelzele güvenliği açısından mesele taşıdığını söylemiş oldu. İlki, mevcut yapı stokunun yürürlükteki mevzuata gore incelenmesinin onlarca yıl sürebileceğine dikkat çekerek, riskli binaların daha süratli ve etkin yöntemlerle tespit edilmesi icap ettiğini altını çizdi. Mimar Nevzat Sayın da Türkiye’de 1950’lerden itibaren hızlanan kentleşme sürecinde denetimsiz ve niteliksiz yapılaşmanın yaygınlaştığını belirtti. Sayın’a gore güvenli metropoller oluşturmak için yalnızca binaları yenilemek kafi değil; kentlerin fizyolojik, toplumsal ve çevresel gereksinimlerini beraber ele alan bir dönüşüm gerekiyor.

HER BİNAYI YIKIP YENİDEN YAPMAK ÇÖZÜM MÜ?

Görüşmede öne çıkan başlıklardan biri de mevcut binaların korunması ve yeni işlevlerle kullanılabilmesi oldu. Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, bir binanın yıkılmasının yalnızca beton ve demirin ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini; yapının taşımış olduğu mimari karakterin, kültürel değerlerin ve toplumsal belleğin de kaybedilebildiğini söylemiş oldu. Baba, mevcut yapıların yeni işlevlere uyarlanmasını öngören “ileri dönüşüm” yaklaşımına dikkat çekti. Bu yöntemle binaların tekrardan kullanılmasının, yeni araç-gereç ihtiyacını ve üretimden meydana gelen karbon salımını azaltmaya katkıda bulunabileceği açıklandı.

Betonun görünmeyen faturası! Binalar ve inşaatlarda gizli tehlike
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com