Almanya’da Hür Seçmenler Partisi (Freie Wähler) Genel Başkanı ve Bavyera Başbakan Yardımcısı Hubert Aiwanger’ın 4 Kasım akşamı Berlin’deki Neuer Fritz Oteli’nde ölü bulunması ülkede büyük yankı uyandırdı. Berlin polisi ile savcılığı ölümün sebebinin belirlenmesi amacıyla ortak soruşturma başlattı. İngiliz The Independent gazetesinin elde etmiş olduğu bilgilere gore savcılık ilk aşamada kabahat işlendiğine ilişkin emare bulamadı sadece tüm ihtimallerin incelendiğini de deklare etti. Aiwanger’ın ani ölümü, Avrupa siyasetinde geçmişte yaşanmış olan ve senelerce tartışılan şüpheli siyasal ölümleri de tekrardan hatırlattı.
Bavyera Eyaleti Başbakan Yardımcısı Hubert Aiwanger, Berlin’deki Neuer Fritz Oteli’nde ölü bulunmuş oldu. Berlin polisi ve savcılığı, ölüm sebebinin belirlenmesi ve üçüncü kişilerin ihtimaller içinde sorumluluğunun araştırılması için soruşturma başlattı. (Reuters)
SAVCILIK ‘HİÇBİR OLASILIK DIŞLANMIYOR’ DEDİ
Berlin polisi ve savcılığının 4 Kasım tarihindeki ortak açıklamasında, Aiwanger’ın ölümünün kati nedenini ve koşullarını belirlemek, üçüncü kişilerin ihtimaller içinde sorumluluğunu araştırmak amacıyla soruşturma başlatılmış olduğu bildirildi. Soruşturmayı Berlin Eyalet Kriminal Dairesinin 6. Katliam Masası yürütüyor. Savcılık, Bild gazetesine yapmış olduğu açıklamada ilk bulguların bir suça işaret etmediğini sadece hiçbir ihtimalin göz ardı edilmediğini belirtti. Aynı haberde siyasetçinin vücudunda dışarıdan görülebilen yaralanma bulunmadığı da aktarıldı. Ölüm nedenine ilişkin kati adli tıp sonucu hemen hemen açıklanmadı. Aiwanger, 2006’dan itibaren Hür Seçmenler’in Bavyera teşkilatını, 2010’dan itibaren ise ülke genelindeki örgütünü yönetiyordu. Partisi 2018’den bu yana Bavyera’da CSU ile koalisyon ortağıydı. Iktisat Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak vazife icra eden Aiwanger, bilhassa göç ve enerji politikalarındaki popülist söylemleriyle tanınıyordu. 2023’te öğrencilik yıllarına ilişik antisemitik bir bildiriyle ilişkilendirilmiş, bildiriyi yazdığı iddiasını reddetmişti. Bavyera Başbakanı Markus Söder ise Aiwanger’in ölümünü büyük bir trajedi olarak nitelendirdi.
ALMANYA VE AVRUPA’DA SİYASİ CİNAYETLER
Almanya’da siyasal şiddetin yakın tarihteki en mühim örneklerinden biri, Hristiyan Demokrat Birlik üyesi Kassel Bölge Yöneticisi Walter Lübcke’nin 1 Haziran 2019’da evinin terasında başından vurularak öldürülmesiydi. Sığınmacıların kabulünü korumak için çaba sarfeden Lübcke’yi öldüren aşırı sağcı Stephan Ernst, 2021’de yaşam boyu hapis cezasına çarptırıldı. İsveç Başbakanı Olof Palme ise 28 Şubat 1986’da Stockholm’de eşiyle beyaz perdeden dönerken sokakta vurularak öldürüldü. Vietnam Savaşı’na ve sömürgeciliğe karşı tutumuyla tanınan Palme’nin cinayeti 40 senedir tartışılıyor. İsveç savcılığı 2020’de Stig Engström’ü başlıca şüpheli olarak gösterip soruşturmayı kapattı; sadece Aralık 2025’te üst düzey savcılık, Engström’ü suçlamak için kafi kanıt bulunmadığını deklare etti. Cinayetin faili hukuken kesinleşmedi. İngiltere’de ise Rusya’nın eski danışma görevlisi Aleksandr Litvinenko, Kasım 2006’da Londra’da radyoaktif polonyum-210 maddesiyle zehirlenerek yaşamını yitirdi. İngiliz kamu soruşturması cinayetin Rus ajanlar tarafınca işlendiğini, operasyonun muhtemelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafınca onaylandığını değerlendirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2021’de Rusya’yı ölümden görevli buldu. Moskova suçlamaları reddetti.
RUSYA’DA NAVALNI, NEMTSOV VE PRİGOJİN
Rusya’da muhalif siyasetçi Aleksey Navalnıy, 16 Şubat 2024’te Şimal Kutup Bölgesi’ndeki cezaevinde yaşamını yitirdi. Rus makamları ölümün naturel nedenlerle gerçekleştiğini savundu. Sadece Almanya, İngiltere, Fransa, İsveç ve Hollanda dışişleri bakanlıkları 14 Şubat 2026’da yayımladıkları ortak açıklamada Navalnıy’dan alınan örneklerde epibatidin adlı kuvvetli bir zehirli maddenin tespit edildiğini ve zehirlenmenin ölüm sebebi olmasının yüksek olasılık taşıdığını bildirdi. Beş ülke Rus devletini ölümden direkt görevli tuttu; Moskova ise suçlamaları reddetti. Eski Başbakan Yardımcısı ve karşıcılık lideri Boris Nemtsov ise 27 Şubat 2015’te Kremlin civarlarındaki bir köprüde vurularak öldürüldü. Katliam sebebiyle beş şahıs mahkum edildi sadece saldırının emrini kimin verdiği tartışmalı kaldı. Wagner paralı asker örgütünün kurucusu Yevgeniy Prigojin de Haziran 2023’te Rus askeri komuta kademesine karşı başlatmış olduğu kısa süreli başarısız silahlı isyandan iki ay sonrasında, 23 Ağustos’ta hususi uçağının düşmesi sonucu öldü. Batılı yetkililer uçağın kasıtlı olarak düşürülmüş olabileceğini savunurken Kremlin bu iddiaları reddetti. Rusya’dan İngiltere’ye kaçan eski oligark Boris Berezovski ise Mart 2013’te Ascot’taki evinde ölü bulunmuş oldu; adli soruşturma ölümün intihar mı yoksa başka bir nedenle mi gerçekleştiğini kati şekilde belirleyemedi. Rus gazeteci Anna Politkovskaya’nın 7 Ekim 2006’da Moskova’da öldürülmesi de siyasal şiddetin simgelerinden biri oldu. Cinayetten mahkumiyetler verilmesine karşın hücum emrini veren şahıs belirlenemedi. Berlin’de Aiwanger’ın ölümüne ilişkin soruşturma sürerken bu örnekler, siyasal ölümlerde adli bulguların ve bağımsız soruşturmaların önemini de tekrardan ortaya koyuyor.

