Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının mühim bir bölümünde savaşım etmiş olduğu böbrek rahatsızlığına ilişkin bilinmeyen ayrıntılar yeni bilimsel araştırmayla gün yüzüne çıkarıldı. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Cumhuriyet Tarihçisi Prof. Dr. Mahmut Bolat ve Tıp Zamanı ve Etik alanından Arif Hüdai Köken ile İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Ecder tarafınca hazırlanan “Mustafa Kemal Atatürk’ün böbrek hastalığı: Piyelonefrit mi, siper nefriti mi? Tıbbi ve tarihsel bir çözümleme” başlıklı çalışmada, ‘Büyük Kurtarıcı’nın senelerce böbrek hastalıkları ile iyi mi savaşım etmiş olduğu gözler önüne serildi. Araştırmada Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, Ulusal Kütüphane, gazete arşivleri, devrin hekimlerinin raporları, hatıralar ve bilimsel emek harcamalar kapsamlı olarak tarandı. Belgeler kronolojik olarak karşılaştırılırken Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamış olduğu emareler, konulmuş olan teşhisler, uygulanan tedaviler, hekimlerin tavsiyeleri ve tedavi görmüş olduğu merkezler ayrı ayrı değerlendirildi.
Araştırmada, Mustafa Kemal’in uykusuzluk, bitkinlik ve ağrıya karşın cephe denetimlerini sürdürdüğü, ordunun hazırlıklarını direkt yönettiği de vurgulanıyor.
İLK KAYIT 1909
Belgelerde Mustafa Kemal Atatürk’ün sıhhat problemlerine ilişkin ilk izler ise 1909 yılına kadar uzanıyor. Belgelerde Hareket Ordusu’nun İstanbul’a gelişi esnasında rahatsızlanan Mustafa Kemal’ Paşa’nın 15-18 Mayıs 1909 tarihleri içinde Gülhane Hastanesi’nde üç gün tedavi görmüş olduğu de yer ediniyor. Mustafa Kemal Paşa’nın o tarihte yaşamış olduğu hastalığın ne olduğuna ilişkin kati bir kayıt bulunmazken, araştırmacılar sonraki yıllardaki klinik tablo sebebiyle böbrek rahatsızlığının olasılıklar içinde değerlendirilmesi icap ettiğini belirtiyor.
DERNE’DE 15 GÜN TEDAVİ
Belgelerde 1911’de Trablusgarp’a giderken tekrardan rahatsızlanan Mustafa Kemal Paşa, İskenderiye’de ortalama 15 gün tedavi görmüş olduğu, arkasından Derne’de Hilal-i Ahmer Hastanesi’ne yatırılmış olduğu dikkat çekiyor. Devrin başhekimi İbrahim Ikincil Bey’in aktardığı bilgilere nazaran Büyük Kurtarıcı’da hastalık döneminde gözünde kanlanma, solunum güçlüğü ve yüksek ateş görüldü. Araştırmacılar, bu belirtilerin uzun soluklu cephe koşullarıyla beraber değerlendirildiğinde, devrin askerlerinde görülen “siper hastalıkları” tablosuyla da benzerlik taşıdığına dikkat çekiyor.
ÇANAKKALE’DE BÖBREK AĞRISI
Belgelere nazaran Mustafa Kemal Paşa’nın böbrek rahatsızlığının daha belirgin hale geldiği dönemlerden biri de 1915 Çanakkale Savaşı oldu. Cephede temiz suya erişimin son aşama sınırı olan olması, yetersiz beslenme, fena hijyen, soğuk, rutubet ve uykusuzluk yalnızca askerleri değil komuta kademesini de etkiledi. Mustafa Kemal’in aynı dönemde sıtma geçirdiği ve ciddi halde güçten düşmüş olduğu de devrin kayıtlarına yansıdı. Araştırmada yer verilen kaynaklara nazaran Mustafa Kemal, Çanakkale’de böbrek ağrısı, sıtma ve ağır bitkinlik yaşadı. Savaşın arkasından Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’daki Akaretler’deki aile evine çekilmek mecburiyetinde bırakılmıştı.
6 HAFTA YATAKTAN ÇIKAMADI
Mustafa Kemal Atatürk’ün böbrek rahatsızlığının en ağır dönemlerinden biri 1918’de yaşandı. Veliaht Vahdettin ile çıkmış olduğu Almanya seyahatinden dönüş yolunda üşüten Mustafa Kemal’in böbrek şikâyetleri tekrardan başladı. İstanbul’a ulaştığında rahatsızlığı daha da ağırlaşmıştı. Ortalama bir ay yatağından çıkamadı. Pera Palas’ın 201 numaralı odasında kalmış olduğu günlerde doktorların uyguladığı tedavilere karşın ağrıları tamamen geçmedi. Şikayetlerin devam etmesi üstüne bu kez yurt haricinde tedavi görmesine karar verildi. 27 Mayıs 1918 tarihindeki resmi yazışmada Mustafa Kemal Paşa’nın tedavi amacıyla Viyana’ya geleceği bildirilirken, Viyana Büyükelçiliğinden kendisine lüzumlu yardımın sağlanması istendi.
ÇAMUR BANYOSU YAPTI
Tedavi sürecinin sonraki durağı Karlsbad oldu. Mustafa Kemal, 30 Haziran 1918’de devrin Avrupa’daki mühim kaplıca merkezlerinden önde gelen kente geçti. Dr. Vermer tarafınca hazırlanan detaylı programda sabah saatlerinden itibaren değişik kaynaklardan termal su içilmesi, balçık banyoları, sıcak kompresler, dinlenme ve hususi beslenme uygulamaları yer alıyordu. Bunlar, devrin böbrek ve idrar yolu hastalıklarının tedavisinde başvurulan yöntemler arasındaydı. Sadece Mustafa Kemal Karlsbad’dan tam anlamıyla iyileşmeden ayrıldı. Dönüş yolunda bu kez İspanyol gribine yakalandı. Birbiri ardına gelen sıhhat problemlerine karşın uzun süre dinlenme fırsatı bulamadı ve kısa süre sonrasında tekrardan 7. Ordu Komutanlığı görevine başladı. Halep’te bulunmuş olduğu sırada ağrıları artınca Ermeni Hastanesi’nde de tedavi görmüş oldu. Sadece hastalığının sürdüğü bu zamanda dahi komutanlık görevini bırakmadı.
MAYDANOZ TAŞIYORDU
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Ulusal Savaşım’nin başlangıç günlerine ilişkin. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan kısa süre sonrasında böbrek ağrıları tekrardan şiddetlendi. 23 Mayıs’ta Havza Kaymakamı Fahri Bey’e yazdığı mektupta tedavi amacıyla Havza kaplıcalarına geleceğini bildirdi. 25 Mayıs’ta Havza’daki Mesudiye Oteli’ne yerleşen Mustafa Kemal, 12 Haziran’a kadar kaplıcalardan yararlandı. Kaynaklara nazaran ağrıları bazı günler o denli şiddetliydi ki sadece beş-altı saatte bir sıcak banyo yaparak rahatlayabiliyordu. Sabahları kaplıcaya giderken tedavisinin bir parçası olarak yanında maydanoz taşımış olduğu da kayıtlara geçti.
Belgelerde Mustafa Kemal Paşa’nın Büyük Saldırı öncesi de ciddi ağrı ve sıhhat sorunları yaşadığını gözler önüne seriyor.
MECLİS AÇILMADAN AĞIRLAŞTI
1920’de Ankara’ya geçen Mustafa Kemal’in böbrek rahatsızlığı sona ermedi. Kalaba’daki Ziraat Mektebi’nin karargâh olarak kullanıldığı günlerde bir gece fazlaca şiddetli böbrek ağrısı ve yüksek ateş yaşadı. Yanında bulunan Dr. Refik Saydam tedavisiyle yakından ilgilense de devrin muhteşem koşullarında tıbbi imkânlar son aşama sınırlıydı. Daha çarpıcı olan ise hastalığın Büyük Millet Meclisi açılmadan derhal ilkin tekrardan ağırlaşmasıydı. Araştırmaya nazaran Mustafa Kemal’in böbrek ağrıları ve ateşi devam ediyor, Refik Saydam mevcut imkanlarla kendisini tedavi etmeye çalışıyordu.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
