Türk polisi, 24 Eylül’de Mezopotamya Dil ve Kültürü Araştırma Derneği (MED-DER), Payîz Pirtûk kitabevi ve Güneydoğu’da çok dilli eğitim ve sanat atölyeleri düzenleyen Anka Dil ve Sanat Eğitimi Kooperatifi’ne baskın düzenledi.
Baskınlar, yüzlerce kişinin aleyhinde ifade veren tanık Ümit Akbıyık’ın ifadesine dayanarak 2022 yılında Diyarbakır Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gerçekleşti.
Yetkililer dergilere, kitaplara, gazetelere ve bilgisayar sabit disklerine el koydu; bunların hiçbiri müsadere kararına tabi değildi.
MED-DER ve Payîz Pirtûk’a yapılan baskında polis, çok sayıda dernek çalışanının evine de baskın düzenledi. Davaya ilişkin gizlilik kararı gereği 23 tutuklunun 24 saat avukatlarıyla görüşmesi yasaklandı.
Yaklaşık 3 saat süren baskında MED-DER binasının kapısı kırıldı. Arama sırasında avukatların bulunmaması üzerine, baskının ardından kapının kilidi değiştirilerek anahtar mahalle muhtarına teslim edildi.
Mezopotamya Ajansı’nın (MA) raporuna göre, operasyon ve gözaltılar anında tepkiye yol açtı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Mehmet Şirin Gürbüz, operasyonun devletin Kürtlere yönelik yüzyıldır uyguladığı politikaların devamı olduğunu söyledi. Gözaltına alınanların yokluğunda her Kürt’ün Kürtçe öğretmeni olarak öne çıkacağını belirtti.
“Kürt toplumu dili üzerinden saldırı altındadır. Bunu kabul etmeli ve her yerde Kürtçe konuşmalı, hayatımızı Kürtçe yaşamalıyız.” diyen Gürbüz, tüm kurumları Kürtçe’ye yönelik saldırıları kişisel saldırı olarak görmeye ve güçlü bir şekilde karşılık vermeye çağırdı.
Kürt yanlısı Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Partisi Dil ve Kültür Komisyonu Eş Sözcüsü Heval Dilbihar, yetkilileri Kürt halkının mücadelesini bastırmak amacıyla Kürt ve kültürünü resmi olarak tanımamakla eleştirdi. Dilbihar, son yıllarda Kürt dili hareketinin genişlediğini ve bunun Kürt toplumu içindeki önemine ilişkin farkındalığın arttığını kaydetti. Her Kürt’ün dilin savunucusu, öğretmeni ve uygulayıcısı olması çağrısında bulundu.
Diyarbakır Eğitim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Eşbaşkanı Serhat Kılıç, baskını Kürtlere ve Kürtçe düşmanlığının açık bir işareti olarak nitelendirdi. “Dilimiz kimliğimizdir, varlığımız inkar edilemez” diyen Kılıç, “Dilimiz varlığımızdır” sloganıyla mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.
Devletin Kürtçe’yi resmi dil veya eğitim dili olarak tanımayı reddetmesinin, dili kamusal yaşamdan silme ve Kürtçeyi savunanlara korku aşılama arzusundan kaynaklandığını savundu.
Baskında eşbaşkanları gözaltına alınan MED-DER çalışanı Peri Kaya, saldırıların Kürt kültürü ve dilini ortadan kaldırmayı amaçladığını vurguladı. Kürt geleneklerine ve kurumlarına yapılan daha önceki saldırıları kaydetti ve son zamanlarda yapılan baskıları devlet korkularına bağladı. Kaya, Kürtlere çağrıda bulunarak, “Bu saldırılar daha geniş tecrit politikasının bir parçasıdır. Tecrit var olduğu sürece dile ve kültüre yönelik saldırılar da devam edecektir. Dili olmayan bir toplumun tarihi, ülkesi, toprağı ve yaşamı yoktur.” karşılık olarak konuşmaya ve dillerini savunmaya devam etmek.
![]()
