“Alelacele para telaşına düştüler”
Anne Çiğdem Katalıoğlu, firmayla görüşürken 18 yaş sınırını sorduğunu sadece “8 yaş sonrasına özgür” yanıtını aldıklarını belirtti. Oğlunun daha ilkin Düzce Melen Çayı’nda rafting tecrübesi bulunduğunu aktaran anne Çiğdem Katalıoğlu, Gürleyik köyüne vardıklarında yaşananları şöyleki söyledi:
“Köye gittikten sonrasında kahvaltı ikram ettiler, kahvaltı yaptık. Ondan sonrasında fazlaca süratli alelacele şekilde orada eğitim vermeleri gerekiyordu. Biz daha ilkin oğlumla Düzce Melen Çayında rafting yaptığımız ve bu mevzuda tecrübeli olduğumuz için hiçbir eğitim vermediler. Can yelekleri o denli eski, o denli yıpranmıştı ki çocuğuma taktıkları can yeleği bile omuzundan kayar vaziyetteydi. Kask kafasına tam oturmamış vaziyetteydi. Sonrasında derhal alelacele bir para telaşına girdi. ‘Derhal paramı gönder’ denildi. Ben de ‘Tamam atacağım, buradayız, kaçmıyoruz’ dedim. ‘Telefonunu alayım, ben mi atayım?’ benzer biçimde şeyler söylemiş oldu. Her neyse derhal parasını gönderdim. Bir kağıt getirdiler. Her insanın adı soyismi yazıyor. Resmi bir kağıt değildi. İsim soyisminin yazdığı yere imza attık. Benim oğlum da kendi imzasını kendisi attı.”
“Herkesi coşturma derdindeydiler”
Firmaya ilişkin araçla fazlaca tehlikeli, sarp ve kayalık bir yoldan dere kenarına indirildiklerini belirten Çiğdem Katalıoğlu, bölgenin bir rafting alanına benzemediğini ve oldukça riskli göründüğünü aktardı. Çiğdem Katalıoğlu daha önceki tecrübelerine dayanarak görevlilerin profesyonelliğine güvendiğini ifade ederek, “6 tane bot vardı. Biz en önde olduğumuz için ilk bota bizi aldılar. Uç bölümde ben oturuyordum. Karşımda eşim oturuyordu, eşimin arkasında ise oğlum oturuyordu. Benim arkamda da Alman aile vardı ve onların iki tane evlatları bulunuyordu. O evlatların yaşları da oğlumdan daha küçüktü. Bu şirket yukarıda vermeleri ihtiyaç duyulan eğitimi botun içinde vermeyi tercih ettiler. Komutlar bizlere anlatılmadı, herkesi coşturma derdindeydiler. Hiçbir profesyonellik yoktu” dedi.
