Hafta içi tertipli meydana getirilen kahvaltının hafta sonu birkaç saat gecikmesi ya da akşam yemeğinin alışılmış saatinden değişik bir zamana kayması günlük yaşamın bayağı parçalarından biri. Sadece geniş katılımlı yeni bir araştırma, yiyecek saatlerindeki bu değişkenliğin bilhassa erkeklerde kalp ve damar sağlığı açısından zannedildiği kadar masum olmayabileceğini ortaya koyuyor. Bilim adamlarının “yeme jetlagı” olarak tanımladığı durum, hafta içi ve hafta sonu öğün saatleri arasındaki farkı ifade ediyor. Communications Medicine dergisinde piyasaya çıkan ve Fransa’daki NutriNet-Sante araştırmasının verilerine dayanan çalışmada 104 bin 806 yetişkinin beslenme düzeni ve sıhhat verileri mercek altına alındı. Katılımcılar ortanca 8,1 yıl süresince izlenirken toplam 2 bin 368 kalp-damar hastalığı vakası kaydedildi. Vakaların 1.270’i koroner kalp hastalığı, 1.098’i ise beyin damarlarıyla ilişkili hastalıklardan oluştu.
ERKEKLERDE HER SAAT ÖNEMLİ
Sonuçlar bilhassa erkekler açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Hafta içi ile hafta sonu arasındaki yiyecek zamanı farkının her bir saat artması, erkeklerde genel kalp-damar hastalığı açısından yüzde 14, koroner kalp hastalığı açısından ise yüzde 21 daha yüksek göreli riskle ilişkilendirildi. Hanımlarda ise aynı yönde istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı saptanmadı. Araştırmacılara gore hanım ve erkekler arasındaki farklılığın arkasında hormonlardan biyolojik saate, günlük yaşam alışkanlıklarından kalp hastalıklarının görülme sıklığına kadar fazlaca sayıda etken bulunuyor.
SADECE GEÇ YEMEK DEĞİL
Bulguların en çarpıcı noktalarından biri, risk artışının yalnızca yiyeceklerini geç saate bırakanlarda görülmemesiydi. Hafta sonu öğünlerini hafta içine gore ciddi şekilde erkene çeken erkeklerde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Tertipli yiyecek saatlerini sürdüren erkeklerle karşılaştırıldığında, öğünlerini averaj iki saat erkene alanlarda genel kalp-damar hastalığı riski yüzde 44, koroner kalp hastalığı riski ise yüzde 68 daha yüksek bulunmuş oldu. Öğünlerini averaj 1 saat 40 dakika geciktirenlerde ise koroner kalp hastalığı riski yüzde 36 daha yüksek hesaplandı. Risk artışının ortalama 1,5 saatlik süre kaymasından sonrasında daha belirgin hale geldiği görüldü.
ORGANLARIN DA SAATİ VAR
Uzmanların üstünde durduğu başlıklardan biri de vücudun yalnızca beyindeki ana biyolojik saatle emek harcamaması. Işık, beynin merkezî biyolojik saatini düzenlerken yiyecek zamanları da karaciğer, pankreas, böbrek ve kalp benzer biçimde organların kendi biyolojik ritimleri açısından kuvvetli bir sinyal işlevi görüyor. Öğün saatlerinin devamlı değişmesi halinde bu değişik biyolojik saatler arasındaki uyumun bozulabileceği değerlendiriliyor. Bu şekilde bir uyumsuzluğun tansiyon ritminden insülin duyarlılığına, glikoz kullanımından yağ metabolizmasına kadar birçok sistemi etkileyebileceği düşünülüyor. Kalp hücrelerinin enerji üretimi de araştırmacıların dikkat çekmiş olduğu alanlar içinde.
