Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’ye karşı İsrail-Yunanistan ekseninde şekillenen gerilim hattı artık Ege Denizi’ne de taşınmış durumda. Ankara ile Atina içinde uzun süredir düşük yoğunluklu seyreden gerilim, son gelişmelerle beraber yeni ve daha sert bir faza girdi. Yunanistan’ın, gayri askeri statüde bulunan Kerpe (Karpathos) Adası’na ABD menşeli Patriot hava müdafa sistemi konuşlandırması adeta bardağı taşıran son adım oldu. Internasyonal anlaşmalarla belirlenmiş statünün açık şekilde ihlali ve sahada fiili durum yaratma girişimi olarak görülen bu hamle, bununla beraber Ege’de senelerdir adım adım örülen yeni güvenlik mimarisini de tekrardan gündeme taşıdı.
Türkiye, gayri hukuki askeri yığınağı yakından takip ediyor.
EGE’Yİ GÖZETLEYECEKLER
Güvenlik uzmanları, Kerpe’ye konuşlandırılan Patriot sisteminin internasyonal anlaşmalarla belirlenmiş statüyü açıkça ihlal ettiğini ve sahada fiili durum yaratmaya dönük bir adım olduğunda aynı fikir. PAC-3 konfigürasyonundaki bir bataryanın, ortalama 100 kilometre menzilde balistik roket önleme kabiliyetine haiz olduğu, bir bataryada 6 ila 8 lançer, her lançerde ise 16’ya kadar önleme füzesi bulunduğunun da altı çiziliyor. Bu da tek bir konuşlandırmanın ortalama 96 önleme füzesine ulaşan bir kapasiteye haiz olduğu anlamına geliyor. Sadece aslolan dikkat çeken unsur, sistemin radar ve erken uyarı kabiliyeti. Patriot radarları 150-170 kilometreye kadar hava hedeflerini tespit ederken, sistem Ege’nin güneyinde geniş bir hava sahasının devamlı nezaret altında tutulmasını mümkün kılıyor.
YUNAN YIĞINAĞI SÜRÜYOR
Öte taraftan Yunanistan’ın Ege’deki askeri varlığına ilişkin açık kaynak verileri, son yıllarda dizgesel bir tahkimat sürecine de işaret ediyor. Adalarda toplam 18 askeri garnizon, 30’dan fazla radar istasyonu ve 20’nin üstünde kıyı müdafa bataryasının konuşlandırıldığı değerlendiriliyor. Helikopter pistleri, ileri konuşlu lojistik alanlar ve mobil hava müdafa unsurları bu altyapıyı tamamlayan unsurlar içinde içeriyor. Toplam askeri personel sayısının ise 15 bin ile 18 bin içinde olduğu tahmin ediliyor.
MİDİLLİ, SAKIZ, SİSAM HATTI
Adalar bazında bakıldığında tablo daha da netleşiyor. Midilli’de ortalama 5 bin personelden oluşan mekanize birlikler, fazlaca namlulu roketatar sistemleri ve kıyı müdafa bataryalarıyla destekleniyor. Sakız’da ortalama 3 bin asker ve yoğun radar ağı dikkat çekerken, Sisam’da hava müdafa unsurları ve gözetleme sistemleri öne çıkıyor. Rodos ise ortalama 7 bin askeri personel, hava ve deniz üsleriyle Yunanistan’ın Ege’deki en eleştiri askeri merkezlerinden biri konumunda.
ANLAŞMALAR HİÇE SAYILIYOR
Yunan askeri yığınağı ise Türkiye’nin itiraz noktası olan “statü ihlali” tartışmasını tekrardan gündeme taşımış vaziyette. Ege’deki adaların hukuki statüsü, 1923 Lozan Sulh Antlaşması, 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve 1947 Paris Sulh Antlaşması ile belirlenirken, Paris Antlaşması’nın 14. maddesi ise, 12 Ada’nın tamamen askerden arındırılmış statüde kalmasını açık şekilde hükme bağlıyor. Atina ise temel argümanını Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesine dayandırmaya çalışıyor. Türkiye’nin Ege kıyılarındaki askeri kapasitesi ve amfibi unsurlar, Yunanistan tarafınca potansiyel tehdit olarak gösteriliyor.
ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığı, 2021’de güncellenen ABD-Yunanistan Karşılıklı Müdafa İşbirliği Anlaşması’nın arkasından yeni bir evreye geçti. Yunanistan’daki Amerikan asker varlığının 500 ile 3 bin içinde değişmiş olduğu belirtiliyor.
Uzman isim değerlendirdi!
ABD’NİN ROLÜ
Dr. Hüseyin Fazla (STRASAM Direktörü-Emekli Hava Tuğgeneral)
“Dedeağaç, Larissa, Stefanovikeio ve bilhassa Girit’teki Suda Körfezi, Washington’un bölgedeki lojistik, ikmal, gözetleme ve operasyon kapasitesinin omurgasını oluşturuyor. Bu hat içinde en eleştiri halka ise 1969’dan bu yana faaliyette olan Suda Körfezi Deniz Üssü. Akdeniz’de ABD Birliği’nın en mühim ikmal ve operasyon merkezlerinden biri sayılan üs, nükleer denizaltılar ve cenk gemileri tarafınca etken şekilde kullanılıyor.”
DEDEAĞAÇ ANA ÜS
“Son yıllarda stratejik kıymeti en süratli artan nokta ise Dedeağaç oldu. Karadeniz ve Türk Boğazları hattına alternatif bir lojistik koridor işlevi gören bu merkez, ABD ve NATO’nun zırhlı birlik, helikopter ve cephane sevkiyatında kilit kapıya dönüştü. Son 3 yılda 4 binden fazla zırhlı vasıta ve askeri ekipmanın bu hat üstünden taşındığı değerlendiriliyor.”
LARİSSA’NIN ÖNEMİ
“Larissa Hava Üssü, ABD’ye ilişkin MQ-9 Reaper tipi SİHA’ların konuşlandırıldığı ve bölgesel istihbarat-gözetleme uçuşlarının yürütülmüş olduğu merkez olarak öne çıkarken, Stefanovikeio ise Apache ve Black Hawk tipi helikopterlerin konuşlandığı, ortak eğitimlerin yapıldığı üs niteliği taşıyor. Litochoro Atış Alanı da kara ve hava unsurlarının ortaklaşa tatbikat ve atış eğitimlerinde kullanılan mühim bir saha olarak dikkat çekiyor.”
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
