1. Haberler
  2. Kültür-Sanat
  3. Yabancı arkeoloji ekiplerine Türk koordinatör atanması uzmanlar tarafından eleştiriliyor

Yabancı arkeoloji ekiplerine Türk koordinatör atanması uzmanlar tarafından eleştiriliyor

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala



Nuray Pehlivan / DUVAR

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yabancı bilim heyetleri tarafından yürütülen arkeolojik kazılara Türk koordinatör ataması uygulaması tartışmalara yol açtı.

Bakan Mehmet Nuri Ersoy, “Türk arkeoloji tarihinde 163 yıl sonra yeni ve milli bir sayfa açtık” diyerek uygulamayı duyurdu.

Arkeolojik değerlerin gelecek nesillere miras olarak aktarılması amacıyla kazı ve restorasyon çalışmalarının “Geleceğe Miras Projesi” adı altında birleştirildiğini söyledi. Ersoy, bu projeyle arkeolojik değerleri hızla gün yüzüne çıkarmayı, Anadolu genelindeki kültür turizmi potansiyelini ortaya çıkarmayı, üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi bölümlerinden mezun olan gençlere istihdam sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

Başka bir zamanda, yabancı ekipler tarafından kazılan alanlardaki ilerlemeyi metrekare açısından düşük olduğunu buldu ve “Efes 1860’lardan beri kazıldı. Şu ana kadar yüzde 25’i kazıldı. Bu kazı programıyla önümüzdeki 4 yılda bu seviyeyi yüzde 45’e çıkaracağız. Hierapolis’te de durum vahim! Orada sadece yüzde 3,5’i kazıldı. 2024 yılı sonunda oradaki kazı oranı yüzde 20, 25’i aşacak. Daha sonra da hızla bu oranı yüzde 45’in üzerine çıkaracağız.”

Antik kentleri kazılan metrekareye göre “başarı” veya “başarısızlık” üzerinden değerlendirmenin ne kadar doğru olduğunu, arkeolojinin sadece kazıdan ibaret olup olmadığını, bulunan eserlerin sınıflandırma ve yayın süreçlerinin nasıl olması gerektiğini uzmanlara sorduk. arkeolojik alanları kimin kazması ve kazmaması gerektiğine karar veren turizm odaklı bir bakış açısı.

Konunun bir diğer önemli boyutunun da yurt dışı kazılarda görevlendirilen Türk koordinatörlerin bir kısmının Bakanlığın verdiği bu görevi kabul etmek zorunda kalması olduğunu da belirtelim. Çünkü bu görevi kabul etmemeleri halinde kendi kazılarının ellerinden alınmasından endişe duymaktadırlar. Prensipte hiçbir kazı başkanı kendi sahasına müdahaleyi kabul etmezken, artık bakanın talimatıyla nasıl yukarıdan aşağıya yabancı meslektaşlarının sahasına müdahale edecekleri merak konusu.

Profesör Mehmet Özdoğan politikayı eleştirerek, “Bürokrasi bilime müdahale edemez” dedi.

“Arkeolojik kazı bir inşaat alanı değildir; Ekskavatörü değiştirebilirsiniz ama işi yapan bilim adamını değiştiremezsiniz. Çünkü o işin bilimsel bir amacı vardır ve planlama o amaca göre yapılır. Üstelik herkesin bu bilimi yapmanın farklı bir yolu vardır. Ekskavatörün milliyeti ne olursa olsun, işe başladıktan sonra onun bilgisi olmadan bir başkasının aynı yerde bilimsel çalışma yapmasına izin veremezsiniz. Bu bilimsel korsanlıktır, bilimsel hırsızlıktır” dedi.

Profesör Mehmet Özdoğan

“Bürokrasinin karışmadığı bir ortamda bilim kendi içinde rekabet eder. Türk arkeolojisini geliştiren de budur. Bir biyoloğun mikroskoba kaç gün bakacağına bürokrasi karar veremez. Aynı şekilde bürokrasi kimin ne kadar süreyle kazacağına karar veremiyor. Türk arkeolojisinin Osman Hamdi ile başlayan ve Erken Cumhuriyet döneminde güçlenen gelenekleri vardır; bilim adamlarına saygı ve bilimsel çalışmanın evrenselliği bu geleneklerin temelidir. Geleneği bozduğunuzda sistem bozulur!” ekledi.

Özdoğan, 1965’te başka bir ülkede yaşanan olaydan örnek verdi. “O ülkede bir arkeolojik alanı üçe ayırdılar. Üçte birini Japon takımına, üçte birini de Hollanda takımına verdiler. Diğer üçte birini kendileri kazdılar. Bu durum tüm dünyada alay konusu oldu. Bu durum şu anki duruma tamamen benziyor. Hiç kimsenin Türkiye’yi bu duruma düşürmeye hakkı yok! Yıllardır kazı yapan bir kazı yöneticisinin alanına bir başkası girecek ve kendince kazı yapacak. Böyle bir şey olabilir mi? Bu, Türkiye’nin itibarını ve bilim anlayışını zedelemektedir. Bu yabancı kazı başkanlarına düşmanlık olarak algılanıyor ama bu yabancı düşmanlığının çok ötesinde. Bu, arkeolojik kazıyı bilim olarak değil inşaat olarak görmektir.”

Özdoğan, bakanlığın bu politikadan geri adım atmaması halinde tüm yabancı kazı başkanlarının Türkiye’yi terk edeceği uyarısında da bulundu.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını İzleme Platformu Direktörü Arkeolog Nezih Başgelen, Türkiye’de arkeoloji başta olmak üzere bilim alanında yeni bir “milliyetçi, tekelci ve izolasyoncu eğilimin” tercih edildiğini söyledi.

“Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu dönemde yerli yabancı ayrımı yapmadan bilim adamlarını ağırladı. Bunu yaparken stratejik, siyasi ve istihbarat alanlarında devletin çıkarları en üst düzeyde titizlikle gözetildi. Günümüzde yabancı kazı heyetlerinin bilimsel çalışmalarına çeşitli yaptırımlar uygulanıyor. Koordinatör kazı başkanı atanması sonrasında meslektaşlar arası dostluk ve bilim etiği açısından ortaya çıkacak sorunlar, gelecekte uluslararası ilişkilerde telafisi mümkün olmayan hasarlara neden olabilir. Üstelik bilimsel kazıları yürütenler genellikle hangi uzmanlarla çalışacaklarını kendileri seçiyor. İlgili ülke bürokrasisinin müdahalesi günümüz dünyasında tercih edilen bir durum değil” dedi.

Kültürel ve Tabiat Varlıklarını İzleme Platformu Direktörü Nezih Başgelen

Eski Kültür Varlıkları ve Müzeler Müdürü Kenan Yurttagül ise politikayı “çok yanlış ve talihsiz” buldu.

“Bakan’ın ‘163 yıl sonra kazıları kurtardık’ şeklindeki sevinçli açıklaması, Mustafa Kemal Atatürk’ün eserinin hiçbir zaman anlaşılmadığını gösteriyor. Yabancı kazıların bu ülkeye katkısını kimse inkar edemez. Yayınlarını Türk arkeolojisiyle paylaşıyorlar. Bakan müdahale etmek istiyorsa tüm kazıları kapatsın! Çünkü müdahale ederseniz çalışamazlar. Üstelik arkeolojinin amacı turizm değildir. Bilim insanları sonuçları yayınlıyor. Bir antik kenti güzelleşsin, turist çeksin diye bir anda ayağa kaldıramazsınız” diye konuştu.

Kültür Varlıkları ve Müzeler Eski Müdürü Kenan Yurttagül

“Üstelik turistler üst üste gelen sütunlarla değil, mekanın tarihiyle ilgileniyor. Ben burada Sayın Bakanın yanılgıya düştüğünü düşünüyorum. Bu fikirleri bakana kim veriyor gerçekten merak ediyorum. Metrekare hesabıyla kıyaslayarak arkeolojiyi bir yere götüremezsiniz” diye konuştu.

Arkeologlar Derneği Başkanı Bülent Türkmen, kendi alanlarındaki profesyonel olmayan uygulamalardan birinin de işi hızlı yapmak olduğunu söyledi. “Bunu hızlı bir şekilde yapmak istiyorlarsa öncelikle kültür varlıklarını korumalılar, tahribatı ve kaçak kazıları engellemeli, korunan alanları imara ve rantçılığa açmayı bırakmalıdırlar. Arkeolojik alanların hızla kazılmasına yönelik bu planlama, bu alanların korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla değil, tamamen ticari bir bakış açısıyla yapılıyor.”

Arkeologlar Derneği Başkanı Bülent Türkmen

Yabancı bir kazı başkanı, kazı alanlarına atanan koordinatörlerle bu uygulamanın aralarında sorun yaratacağı gerekçesiyle gelişmeleri üzüntüyle takip ettiklerini söyledi. “Son yıllarda üzerimize düşen bürokratik zorluklar nedeniyle birçok yabancı takım Türkiye’den çekildi. Şimdi yıllardır ne kazdığımızdan haberi olmayan Türk koordinatörleri gönderiyorlar. Bir kazı alanı, tüm sorunları ele alan bir proje çerçevesinde bir ekip tarafından kazılır veya onarılır. Zaten başka bir alanda kazı yapan bir koordinatör, bizim bölgemizde çalışmaların hangi aşamada olduğunu, ne yapılması gerektiğini nasıl bilecek? Arkeoloji Türkiye’yi dünyada temsil eden tek bilim dallarından biridir. Bunda belki de 100 yıldır Türkiye’de kazı yapan yabancı kazı ekiplerinin büyük katkısı var. Yabancı ekiplerin milli arkeoloji ve 12 ay süren kazı adı altında yaptıkları çalışmaların görmezden gelinmesi bizim için çok acıdır.”

Kazı alanına atanan Türk koordinatör, görevi kabul etmek zorunda kaldıklarını, çünkü reddetmeleri halinde başlarının belaya gireceğini düşündüklerini söyledi. “Bunun hukuki bir altyapısı yok. Çünkü 2863 sayılı kanuna göre tek kazı başı bulunmaktadır. O da Bakanlar Kurulunca atanan kazı başkanıdır. Yani bu atamalar şu anda hukuka aykırı olarak yapılıyor. Bakanı buna teşvik eden Türk akademisyenlerin kimler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bakan konuya yabancı olduğu ve her şeyi turizm odaklı düşündüğü için onların dediğini yapıyor. Ayrıca kazı alanlarına atanan koordinatörlerin hiçbiri beklediğimiz kadar hızlı kazı yapamayacak. Her kazının bir belgeleme yöntemi vardır. Bu korkunç bir şey!”

Duvar’ın bu haberinin ardından muhalefetteki Halkların Eşitlik ve Demokrasi (DEM) Partisi Milletvekili İbrahim Akın konuyu Meclis gündemine taşıdı.

Akın, meclis önergesinde uygulamanın hukuka uygun olmadığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a “Kazı Başkanlığını işlevsiz hale getirerek” neyi amaçladıklarını sordu.

“Bu uygulamaya geçmeden önce bilim camiasının konuyla ilgili görüş ve değerlendirmelerine danışıldı mı? Cevabınız evet ise bu konudaki raporlar kamuoyuyla paylaşıldı mı? Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı izniyle yürütülen yurt dışı kazılarda eksiklik görüyor mu? Türk arkeolojisinin son yüzyılda büyük bir özveriyle elde ettiği kazanımlar, turizm odaklı kazılarda göz ardı mı ediliyor? Atanan bir koordinatörün hem kendi kazı alanı ve ekibiyle, hem de başka bir kazı alanı ve ekibiyle çalışmaya başlaması nasıl bir ivme bekliyor? Bu alanlar ‘geleceğe miras’ projesine mi yoksa ‘müteahhide miras’ projesine mi dönüşecek?” diye sordu.

(Alperen Şen’in İngilizce versiyonu)

Yabancı arkeoloji ekiplerine Türk koordinatör atanması uzmanlar tarafından eleştiriliyor
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.