ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki görüşmenin arkasından duyurulan dizel anlaşması, Türkiye’nin enerji ticaretini de yakından ilgilendiriyor. Trump, Rusya’nın ilk aşamada 300 bin tonun üstünde dizeli ABD ve küresel piyasalara sunacağını, sevkiyatın sonrasında 4,8 milyon tona ulaşabileceğini deklare etti. Washington, Rus dizeline yönelik bazı yaptırımları geçici olarak gevşetirken Avrupa Birliği, Rus enerjisinden uzaklaşma politikasını sürdürüyor. ABD ile Avrupa’nın farklılaşan politikaları, Rusya’nın en büyük enerji müşterilerinden Türkiye açısından petrol fiyatlarından rafinerilere, TürkAkım’dan Avrupa pazarına kadar birçok başlığı gündeme taşıyor.
Ankara’nın enerji tecim merkezi olma hedefi de yeni gelişmelerle yakından bağlantılı. Türkiye, Rusya ve Azerbaycan’dan gelen boru gazı, LNG terminalleri ve depolama tesisleriyle bölgesel enerji ticaretindeki payını artırmayı hedefliyor.
TÜRKİYE’NİN PETROL FATURASI
Türkiye’nin Rus enerjisine bağımlılığı ithalat rakamlarında açıkça görülüyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine gore 2025 senesinde ithal edilen 31,94 milyon ton ham petrolün 15,23 milyon tonu Rusya’dan geldi. Böylece Rusya’nın oranı yüzde 48’e yaklaştı. Motorinde ise tablo oldukça daha çarpıcı. Türkiye’nin ithal etmiş olduğu 13,66 milyon ton motorinin 11,59 milyon tonu, doğrusu ortalama yüzde 85’i Rusya’dan karşılandı. Bundan dolayı Washington ile Moskova arasındaki anlaşmanın fiyatlara ve tecim koşullarına yansıması, Türkiye’nin enerji faturası açısından ehemmiyet taşıyor.
İKİ AYRI SENARYO
Rusya’nın dünya piyasalarına daha çok dizel sunması, motorin fiyatlarını aşağı çekerek Türkiye’nin ithalat maliyetlerini azaltabilir. Sadece yaptırımların gevşemesiyle Rus petrolüne talebin artması, Türkiye’ye sağlanan fiyat indirimlerini de daraltabilir. Bu durumda Türk rafinerileri daha çok alıcıyla rekabet etmek zorunda kalabilir. Uzmanlara gore ilk sevkiyat miktarı, küresel fiyatlarda kalıcı düşüş yaratmak için kafi olmayabilir. Pompa fiyatlarında ise döviz kuru ve vergiler belirleyici olmaya devam edecek.
TÜRKAKIM’IN GELECEĞİ
Türkiye açısından bir öteki eleştiri başlık ise Rus gazını Avrupa’ya taşıyan TürkAkım hattı. Karadeniz’in altından geçen hattın iki kolundan biri Türkiye’ye, diğeri Avrupa ülkelerine doğalgaz sağlıyor. Avrupa yönündeki hattın senelik kapasitesi 15,75 milyar metreküp. S&P Global verilerine gore yalnızca Ocak 2026’da bu güzergâhtan Avrupa’ya 1,61 milyar metreküp gaz gönderildi. Sadece AB’nin Rus gazına yönelik yasağı, hattın geleceğini belirsizleştiriyor. Uzun vadeli sözleşmeler için tanınan geçiş süreci 30 Eylül 2027’de sona erecek. ABD ile Rusya içinde daha kapsamlı bir enerji uzlaşması sağlanması halinde Avrupa’nın tutumu da tekrardan gündeme gelebilir.
RAFİNERİLER İÇİN YENİ RİSK
Rus petrolünün Türkiye ekonomisindeki ağırlığı rafinerilerde de görülüyor. Kyiv School of Economics’in Haziran 2026 tarihindeki araştırmasına gore Rus ham petrolü, senenin ilk döneminde Türkiye’nin deniz kanalıyla yapmış olduğu ham petrol ithalatının ortalama yüzde 42’sini oluşturdu. Araştırmada bilhassa STAR Rafinerisi’nin ABD yaptırımlarından etkilendiğine dikkat çekildi. Avrupa Birliği ise 21 Ocak 2026’dan itibaren Rus petrolünün üçüncü ülkelerde işlenmesiyle üretilen petrol ürünlerine de ithalat yasağı getirdi.
DİPLOMATİK DENGE
Washington ile Moskova arasındaki enerji anlaşması, Ankara’nın diplomatik ilişkilerini de ilgilendiriyor. Türkiye, Ukrayna savaşından bu yana Rusya ile enerji ticaretini sürdürürken Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne desteğini koruyor. Bir yanda Rusya’dan enerji tedariki, öteki yanda ABD yaptırımları ve Avrupa pazarındaki ticari ilişkiler bulunuyor. Analistlere gore bundan sonraki süreçte ABD’nin geçici yaptırım muafiyetini genişletip genişletmeyeceği ve Avrupa’nın Rus enerjisine yönelik tutumu belirleyici olacak.
AVRUPA’DA ENERJİ HESABI
Washington ile Moskova arasındaki yeni enerji trafiği, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabetini de yakından ilgilendiriyor. Rus petrolünün tekrardan küresel pazara açılması, demir-çelikten kimyaya, seramikten gübreye kadar pek oldukça sektörde üretim maliyetlerini aşağı çekebilir. Sadece madalyonun öteki yüzünde Avrupa sanayisi var. Avrupa’nın daha ucuz enerjiye yetişmesi, Türk ihracatçılar açısından fiyat rekabetini zorlaştırabilir.
POMPAYA YANSIYACAK MI?
Aslolan dört gözle beklenen ise anlaşmanın Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarına iyi mi yansıyacağı. Motorindeki ihtimaller içinde düşüş, yalnızca vasıta sahiplerini değil, tarımdan taşımacılığa kadar geniş bir kesimi ilgilendiriyor. İktisat Uzmanı-Analist Barlas Yurtsever ise “Rus dizelinin dünya piyasalarına dönüşü, ABD yaptırımlarının kapsamı, Avrupa’nın Rus gazından çıkış takvimi ve petrol fiyatlarının seyri. Enerji maliyetlerinin düşmesi Türkiye’nin ithalat faturasını hafifletebilir” diyor.
