Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumartesi günü yapmış olduğu açıklamada, Türkiye’nin “İsrail Başbakanı Netanyahu’nun provokasyonlarıyla süregelen” ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından “derin üzüntü” duyduğunu ve kaygı duyduğunu söylemiş oldu.
Erdoğan, İstanbul’da düzenlemiş olduğu etkinlikte, “Bildiğiniz şeklinde ülkeler arasındaki anlaşmazlığın görüşme masasında diyalog yöntemiyle çözülmesi için uzun süre çaba harcadık” dedi. “(ABD) Başkanı Trump ve (İran) Devlet Başkanı Pezeshkian ile telefon görüşmeleri yaptım. Öteki bölge ülkeleri de meseleyi çözmek için çalıştı. Sadece iki taraf arasındaki itimat krizi sona eremedi ve İsrail’in süreci zehirleme girişimleri (müzakerelerde) netice alınamamasına daha da katkıda bulunmuş oldu” dedi.
Erdoğan, “İran’ın egemenliğini açıkça ihlal eden ve kardeş İran halkının barışını tehdit eden saldırılardan kaygı duyuyoruz. Hem de İran’ın, sebebi ne olursa olsun Körfez’deki kardeş ülkelere roket ve drone saldırıları düzenlemesini de kabul edilemez buluyoruz.”
“Sağduyu hakim eğer olmazsa, diplomasiye fırsat verilmezse bölgemiz ateş çemberine sürüklenme riskiyle karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir” dedi. Erdoğan, harp büyümeden, daha çok kan dökülmeden, bölge daha çok acı çekmeden başta İslam dünyası olmak suretiyle tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi icap ettiğini kaydetti. Erdoğan, “Türkiye ilk günden bu yana sorunların barışçıl çözümü için elinden geleni yapıyor, hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Ulusal İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalınca’ın mevkidaşlarıyla temaslarda bulunduğunu ve Türkiye’nin gelişimleri yakından takip ettiğini belirtti. “Sınır güvenliğimiz ve hava sahamızın güvenliği mevzusunda herhangi bir sıkıntımız yoktur. Askerimiz, polisimiz ve istihbaratımız üst düzey tedbirleri almıştır. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini ön planda tutan bir politikayla bu süreci başarıyla yönetmeyi umuyoruz. Eş zamanlı olarak ilkin ateşkesin sağlanması, peşinden görüşme masasına dönüş için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Bu zor günler geride kalana kadar devletimiz ve milletimiz bölgedeki tüm kardeş milletlerin yanında olacaktır.”
Cumartesi günü erken saatlerde Dışişleri Bakanlığı, gelişmelerin bölgenin geleceğini ve küresel istikrarı riske attığı mevzusunda uyardı. Bakanlık, yapmış olduğu açıklamada, internasyonal hukuka aykırı olan ve masum sivillerin yaşamını tehdit eden her türlü eylemden derin kaygı duyduklarını belirterek, sertliği tırmandırabilecek her türlü provokasyonu kınadı. Bakanlık ek olarak Türkiye’nin taraflar içinde arabuluculuk mevzusunda destek sunmaya hazır bulunduğunu da belirtti.
Saldırıların artması üstüne Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır ve Endonezya’daki mevkidaşlarıyla telefon diplomasisi gerçekleştirerek saldırıların sona erdirilmesine yönelik adımları görüştü. Pazar günü İranlı mevkidaşı Abbas Araghchi ile ikinci bir telefon görüşmesi yapmış oldu.
Sabah gazetesi, gerginlikler sürerken Ankara’nın üç önceliğinin bulunduğunu bildirdi: Bölge genelinde ateşkesin sürdürülmesi, sivil kayıpların en aza indirilmesi ve diplomasinin önünün açılması. Türkiye, İran’la uzun bir sınıra haiz olması sebebiyle sınır güvenliği mevzusunda da dikkatli.
Türkiye Cumartesi günü toplumsal medyada dolaşan, Ankara’nın İsrail-ABD’nin İran’a yönelik ortak saldırılarını desteklediği yönündeki iddiaları, paylaşımların dezenformasyon içerdiğini söyleyerek reddetti.
Türkiye Dezenformasyonla Savaşım Merkezi, Türk toplumsal medya platformu NSosyal’de yapmış olduğu açıklamada, “Bazı toplumsal medya platformlarında dolaşan, Türkiye’nin İran’a yönelik son saldırıları desteklediği yönündeki iddialar tamamen aslı astarı olmayan olup, kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon teşkil etmektedir.” dedi.
Türkiye’nin temel dış ve güvenlik politikası ilkeleri uyarınca, Türkiye’nin “tarafı olmadığı herhangi bir çatışma yada harpte, hava sahası da dahil olmak suretiyle hiçbir hava, kara yada deniz varlığının operasyonel amaçlarla kullanılmasına izin vermediğini” ekledi.
Açıklamada, “Türkiye’nin hava sahası, kara bölgesi ve deniz yetki alanları üstündeki egemenlik hakları tam ve tartışılmazdır. Türkiye’nin egemenlik alanları dahilindeki tüm faaliyetler, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ve yetkili makamların nezaret ve kontrolü altında yürütülmektedir.”
Cumartesi günü erken saatlerde Dezenformasyonla Savaşım Merkezi, toplumsal medyada dolaşan ve İran sınırından ülkeye yasa dışı geçiş yapıldığı yönündeki iddiaları da reddetti.
Merkez, NSosyal üstünden yapmış olduğu başka bir açıklamada, “Görüntüler bilinmeyen bir zamana ve mekana ilişik eski görüntülerdir; son bölgesel gelişmelerin peşinden bunların kasıtlı olarak tekrardan dağıtıldığı tespit edilmiştir.” dedi.
Görüntülerin Türkiye sınır hattına ilişkin olduğuna dair somut bir delilin bulunmadığını belirten Bakanlık, bu tür paylaşımların sınır güvenliğini hedef alarak kamuoyunda negatif idrak yaratmayı amaçladığını kaydetti. Merkez, “Türkiye’nin sınır güvenliği oldukca katmanlı sistemlerle 7/24 kesintisiz olarak sağlanıyor” dedi.
