TCMB 24 Temmuz’da meydana gelen Para Politikası Kurulu Toplantı Özetini yayımladı.
Özette, “Bu zamanda, aylık tüketici enflasyonunun seyrinde yönetilen-yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının tesirinin yanı sıra hizmet sektörüne ilişkin zamana bağlı fiyat belirleme eğilimi yüksek alt kalemlerdeki gelişmeler öne çıkmaktadır.” denildi.
TCMB PPK Özeti şu şekilde:
“Buna rağmen, ana eğilimin ılımlı seyredeceği öngörülmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında aylık enflasyonun temmuz ayında temel mal ve hizmetlerde bir miktar yükselebileceği izlenmektedir. Öncü verilere bakılırsa, dayanıklı tüketim mallarında mobilya ve otomobil alt kalemlerindeki fiyat artışları öne çıkarken, öteki alt kalemlerde görece ılımlı bir seyir gözlenmektedir. Bu zamanda hizmetler sektöründe ise kiraya ek olarak iletişim ve sıhhat hizmetleri benzer biçimde zamana bağlı fiyat belirleme eğilimi yüksek kalemlerdeki fiyat gelişimleri etkili olmaktadır. Temmuz ayında ana gruplar içinde enerji sektörü yüksek fiyat artışı ile dikkat çekmekte, bu gelişmede meskenlere yönelik organik gaz tarifesinde meydana getirilen düzenleme ile akaryakıt ve tüp gazdaki maktu vergi güncellemesinin etkilerinin belirleyici olacağı öngörülmektedir. Bu zamanda alkollü içecekler ve tütün grubunda da maktu vergi ayarlaması kaynaklı fiyat artışları takip edilmektedir. Öte taraftan, temmuz ayında besin fiyatlarındaki ılımlı seyrin sürmesi beklenmektedir. İşlenmemiş besin tarafında taze meyvelerde mevsim ürünlerinde fiyat düşüşleri izlenmekte, işlenmiş besin enflasyonunun ise ekmek-tahıl grubu öncülüğünde bir miktar yükseleceği öngörülmektedir. Tüm veriler ışığında, öncü veriler temmuz ayında dezenflasyon sürecinin devamına işaret etmektedir.
Küresel Iktisat
Küresel tecim politikalarına ilişkin belirsizlik yüksek seviyelerini korumaktadır. Bununla beraber, küresel gelişme görünümündeki sınırı olan iyileşme devam etmiştir. Türkiye’nin dış tecim ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel gelişme endeksinin 2025 senesinde yüzde 2,0; 2026 senesinde ise yüzde 2,3 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel talep görünümündeki bozulma ham petrol fiyatlarını baskılamaya devam ederken, enerji emtia tutarları jeopolitik gelişmelere bağlı olarak dalgalı bir seyir izlemektedir. ABD ve öteki ülkelerin önümüzdeki dönemde izleyeceği tecim ve iktisat politikalarına dair belirsizlikler ve jeopolitik riskler küresel tutumsal faaliyetin seyri açısından öne çıkan risk faktörleri olarak görülmektedir.
Tarife artışlarının enflasyon üstündeki beklenen tesirleri ülkeler içinde farklılık gösterebilmekle beraber, enflasyon belirsizliği küresel ölçekte artmıştır. Bu çerçevede, merkez bankalarının indirim süreçlerinde davranışlarında ölçülü yaklaşımlarını sürdürecekleri beklenmektedir. Gelişmekte olan ülke piyasalarına portföy girişleri devam etmekle beraber, yüksek seviyesini korumuş olan küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, portföy hareketleri üstündeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.
Jeopolitik gelişmeler; enerji tutarları, risk iştahı, ülke risk primleri ve gezim kanallarından küresel ekonomiyi negatif etkileyebilecektir.
Parasal ve Finansal Koşullar
Türk lirası (TL) mevduat faiz oranları siyaset faiz oranlarındaki indirim beklentisinin etkisiyle 20 Haziran haftasına kıyasla 175 baz puan azalarak 18 Temmuz haftası itibarıyla yüzde 54,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faiz oranları (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 381 baz puan azalarak yüzde 55; gereksinim kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faiz oranları 338 baz puan azalarak yüzde 67,6; konut kredisi faiz oranları 98 baz puan azalarak yüzde 42,6; taşıt kredisi faiz oranları ise 17 baz puan gerileyerek yüzde 44,6 seviyesinde oluşmuştur.
Bireysel kredilerin 4 haftalık gelişme oranlarının averajı 20 Haziran-18 Temmuz döneminde yüzde 2,7 seviyesine gerilemiştir. Bu gelişmede kredi kartı bakiye büyümesindeki azalışın tesiri belirgin olmakla beraber, konut ve taşıt kredileri büyümesindeki gerileme de etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık gelişme oranlarının averajı yüzde 2,4 seviyesinden yüzde 3’e terfi etmiştir. Kur etkisinden arındırılmış YP ticari kredilerdeki 4 haftalık gelişme oranlarının averajı yabancı para (YP) krediler için uygulanan gelişme sınırının altında seyrederek yüzde 0,4 olarak gerçekleşmiştir.
Parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek ve TL’ye geçişi desteklemek amacıyla makroihtiyati politikalarda mevcut PPK döneminde bir takım adım atılmıştır. Gerçek şahıs TL mevduat payına bakılırsa olan hedefler artırılırken; TL oranı, yüzde 60 ile yüzde 65 içinde olan bankalar için de artış hedefi getirilmiştir. Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına uygulanan mecburi karşılık oranı yüzde 33’ten yüzde 40’a yükseltilirken, KKM hesapları için belirlenen asgari faiz oranı siyaset faizinin yüzde 50’sinden yüzde 40’ına indirilmiştir. KKM’den TL’ye geçiş hedefi kaldırılırken, KKM’nin yenilenmesi ve TL’ye geçmesine ilişkin toplam hedef korunmuştur. 1 aydan uzun vadelerde de değişken faizli TL mevduat hesabı açılabilmesine imkân sağlanırken, TÜFE, ÜFE ve TLREF’e endeksli mevduat için mecburi karşılık oranı tüm vadelerde yüzde 10 olarak belirlenmiştir. Yabancı para mevduat için TL cinsinden tesis edilmesi ihtiyaç duyulan mecburi karşılık oranı ise, yüzde 4’ten yüzde 2,5’e indirilmiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt internasyonal rezervleri, 20 Haziran’dan bu yana 12,9 milyar ABD doları artarak 18 Temmuz itibarıyla 168,6 milyar ABD dolarına terfi etmiştir. Türkiye’nin 5 senelik kredi risk primi (CDS) 23 Temmuz itibarıyla 282 baz puan seviyesine düşmüştür. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 23 Temmuz itibarıyla yüzde 9,1 seviyesine, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 19,8 seviyesine gerilemiştir. Önceki PPK toplantı haftasından bu yana DİBS piyasasına 2,9 milyar ABD doları, hisse senedi piyasasına ise 0,8 milyar ABD doları olmak suretiyle toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.
Talep ve Üretim
Mayıs ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 1,6, çeyreklik bazda ise yüzde 3,1 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç bakıldığında hem aylık hem de çeyreklik artışlar daha düşüktür. Aynı dönemde tecim satış hacim endeksi aylık bazda yüzde 3,3, çeyreklik bazda ise yüzde 3 oranında artmıştır. Hizmet üretim endeksi mayıs ayında yüzde 1,2 oranında artış kaydetmiştir. Çeyreklik bazda ise, senenin ilk çeyreğindeki yüzde 3,3 oranında yükselişinin peşinden, mayıs ayı itibarıyla ikinci çeyrekte sınırı olan olarak gerilemiştir. Mayıs ayında yükseliş kaydeden kartla meydana getirilen harcamalar haziran ayında yatay seyretmiş, çeyreklik bazda ise artmıştır. Öteki taraftan, kart kullanım oranında son yıllarda görülen artışın tesiri dışlandığında tüketim harcamalarının daha ılımlı gerçekleştiği değerlendirilmektedir. Beyaz eşya satışları nisan-mayıs döneminde artmış, otomobil satışları ise ikinci çeyrekte gerilemiştir. İmalat endüstri firmalarına yönelik anket verileri, temmuz ayında kayıtlı iç piyasa siparişlerinin, bundan önceki çeyreğin altında olduğuna işaret etmektedir. Şirket görüşmelerinden edinilen tüketim harcamalarına ilişkin tespitler de iç talepte zayıf seyri teyit etmektedir. Özetle, yakın döneme ilişkin veriler, talep koşullarının dezenflasyonist tesirinin arttığını göstermektedir.
Mayıs ayında endüstri üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 3,1 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak senelik bazda yüzde 4,9 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda ise endüstri üretimi, mayıs ayı itibarıyla ikinci çeyrekte yatay bir seyir izlemiştir. Ana eğilimi seyretmek amacıyla tipik oynaklık sergileyen öteki ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, endüstri üretimindeki aylık artış daha sınırı olan olmuş, çeyreklik bazda ise üretimde sınırı olan gerileme gerçeklemiştir. Nisan ayında Ramazan Bayramı tatilinin yönetimsel kararla uzatılması sonucu oluşan köprü günlerinin üretim üstündeki aşağı yönlü tesirinin mayıs ayında kısmi telafisi de endüstri üretimini yukarı yönlü etkilemiştir. Bu çerçevede, tipik oynak sektörlerin yukarı yönlü tesiri ve nisan ayındaki köprü günleri ile bağlantılı düşük baz beraber göz önünde bulundurulduğunda, mayıs ayı itibarıyla ikinci çeyrekte endüstri üretiminin ana eğiliminin görece yatay olduğu değerlendirilmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, ikinci çeyrekte imalat sanayinde faaliyetin zayıf seyrini sürdürdüğüne işaret etmiştir. İmalat endüstri kapasite kullanım oranı, bundan önceki çeyreğe kıyasla 0,3 puan azalmıştır. Temmuz ayına ilişkin öncü veriler, kapasite kullanım oranındaki gerilemenin devam ettiğini göstermektedir. İnşaat üretim endeksi ise, mayıs ayı itibarıyla ikinci çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 1,1 oranında azalmakla beraber, bundan önceki senenin aynı dönemine bakılırsa yüzde 16,5 oranında artmıştır.
Mayıs ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam, 32,5 milyon şahıs seviyesinde gerçekleşmiş ve çeyreklik bazda yüzde 0,1 oranında azalmıştır. Bu zamanda, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak değişmemiş, işsizlik oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 8,5 seviyesine terfi etmiştir. Anket göstergeleri, senenin ikinci çeyreğinde imalat endüstri firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmiştir.
Mayıs ayında cari işlemler dengesi, dış tecim açığındaki azalmanın etkisiyle, aylık bazda 0,7 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık ise 16 milyar ABD doları seviyesini korumuştur. Gezi gelirleri dinlence sezonunun başlamasıyla aylık bazda 5 milyar ABD dolarına yükselerek önceki yıl seviyesinin üstünde gerçekleşmiştir. Bu zamanda, 12 aylık birikimli olarak gezi gelirleri 57,2 milyar ABD doları olmuş, hizmetler dengesi fazlası ise 62,2 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek kuvvetli seyrini sürdürmüştür.
Haziran ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat azalırken, ithalat artış kaydetmiştir. 12 aylık birikimli olarak ise dış tecim açığı bundan önceki aya bakılırsa artış göstermiştir. Bu çerçevede, 12 aylık birikimli cari açıkta, haziran ayında artış öngörülmektedir. Altın ithalatı, haziran ayında 1,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşirken, 12 aylık birikimli olarak 20,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı, ikinci çeyrekte artmıştır. Mücevher kalemi dışlandığında da hem haziran ayında hem de çeyrek genelinde tüketim malı ithalatı terfi etmiştir. Haziran ayına ilişkin geçici dış tecim verileri temmuz ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle birlikte değerlendirildiğinde, üç aylık averaj eğilimler, ihracatta yatay seyre, ithalatta ise azalışa işaret etmektedir. Yüksek frekanslı veriler, temmuz ayında mücevher hariç tüketim malı ithalatında aylık bazda gerileme ile beraber yüksek seviyenin korunduğu bir görünüm ima etmektedir.
Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı, mayıs ayında yüzde 168 civarında gerçekleşmiştir. Söz mevzusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda ortalama yüzde 145 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu, sadece gelecek dönemde YP cinsel borçlanmanın azalması ve tutumsal faaliyetin hız kesmesiyle borç çevirme oranlarının düşüş eğilimine girebileceği değerlendirilmiştir.
Enflasyon Gelişimleri ve Beklentiler
Tüketici tutarları haziran ayında yüzde 1,37 oranında yükselmiş, senelik enflasyon 0,36 puan azalarak yüzde 35,05 seviyesinde gerçekleşmiştir. B endeksinin senelik değişiklik oranı 0,19 puan düşerek yüzde 34,62’ye gerilerken, C endeksinin senelik değişiklik oranı 0,27 puan artışla yüzde 35,64 olmuştur. Senelik enflasyona katkılar temel mal ve enerji gruplarında artarken, besin ve alkolsüz içecekler ile hizmet gruplarında gerilemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bundan önceki aya kıyasla belirgin bir değişim sergilememiştir.
Haziran ayında hizmet aylık enflasyonu bundan önceki aya kıyasla yükselmiş, bu grupta bayram ve akaryakıt tutarları etkisiyle artan ulaştırma hizmetlerinin yanı sıra geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi kuvvetli olan eğitim ve kira alt kalemleri öne çıkmıştır. Enerji grubunda, son dönemdeki jeopolitik gelişimleri takiben fiyat artışı güçlenen akaryakıtın yanı sıra şebeke suyu grup aylık enflasyonunu sürükleyen alt kalemler olmuştur. Temel mallarda aylık enflasyon bundan önceki aya kıyasla zayıflarken, kur geçişkenliği yüksek olan dayanıklı tüketim malları alt grubunda beyaz eşya dışındaki kalemlerde nispeten sınırı olan bir artış gözlenmiştir. Besin tutarları ise bir miktar gerilemiş; bu grupta işlenmemiş besin tutarları sebze öncülüğünde düşüş gösterirken, işlenmiş gıdada aylık fiyat artışı yavaşlamıştır. Öte taraftan, taze meyve ve sebze fiyatlarındaki düşüşün mevsim normallerinin altında kalması, işlenmemiş besin fiyatlarındaki gerilemeyi sınırlamıştır.
Enflasyonun ana eğilimi haziran ayında yatay seyretmiştir. Mevsimsellikten arındırılmış aylık artışlar B endeksinde sınırı olan bir miktar gerilerken C endeksinde belirgin bir değişim göstermemiştir. Bu zamanda fiyat artışlarının B endeksini oluşturan gruplardan temel mallar ve işlenmiş gıdada zayıfladığı, hizmette ise yükseldiği gözlenmiştir. Dağılım ve model bazlı ana eğilim göstergeleri bundan önceki aya kıyasla belirgin bir değişim göstermemiştir.
Haziran ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış averaj fiyat artışı temel mallarda (yüzde 2,06) yatay seyrederken hizmet sektöründe (yüzde 2,95) bundan önceki aya kıyasla terfi etmiştir. Kira hariç hizmetlerde de bu oran bir miktar yükselerek yüzde 2,55 olmuştur.
Hizmet sektöründe başat olan fiyatlama davranışı mühim bir atalete ve şokların enflasyon üstündeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına niçin olmaktadır. Bu görünümle, hizmet enflasyonu mallara bakılırsa yüksek seyrini sürdürmektedir. Haziran ayında hizmet grubu fiyat artışları bir miktar güçlenmiştir. Ulaştırma hizmetlerinde fiyatlar bayram ve akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisiyle; öteki hizmetler alt grubundaki eğitim hizmetlerinde fiyatlar hususi okul ücret gelişmelerine istinaden bundan önceki aya kıyasla artmıştır. Bu zamanda, aylık kira enflasyonu sözleşme yenileme oranındaki mevsimsel etkilerle terfi etmiştir. Komünikasyon ve lokanta-otel gruplarında aylık enflasyon görece ılımlı seyrini bu zamanda de korumuştur.
Perakende Ödeme Sistemi (PÖS) mikro verileri üstünden takip edilen öncü göstergeler, temmuz ayında yenilenen sözleşme oranındaki artış sebebiyle aylık kira enflasyonunun mevsimsel etkilerle yükseleceğine, senelik bazda ise yavaşlama eğilimini sürdüreceğine işaret etmektedir. Gerek PÖS mikro verilerinden elde edilmiş yeni ve yenilenen sözleşmelerde oluşan gerekse de konut değerleme raporları üstünden takip edilen kira artış oranlarının TÜFE’deki mevcut senelik kira enflasyonunun altında değerler almış olduğu ve gerilemeye devam etmiş olduğu izlenmektedir.
Üretici enflasyonu son dönemdeki jeopolitik gelişmelerden negatif yönde etkilenmiştir. Yurt içi üretici tutarları haziran ayında enerji kalemleri öncülüğünde yüzde 2,46 oranında artmış, senelik enflasyon 1,32 puan artarak yüzde 24,45’e terfi etmiştir. Bu zamanda ana endüstri grupları itibarıyla fiyat artışları, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle enerji grubunda (yüzde 8,42 ile) kuvvetli seyretmiştir.
Temmuz ayında internasyonal emtia tutarları bir miktar gerilemiştir. Haziran ayında jeopolitik gelişmelerin tesiri ile mühim seviyede yükselen enerji grubu tutarları, temmuz ayında nispeten ılımlı seyretmiştir. Enerji dışı emtia tutarları azalmış, bu gelişmede tarımsal emtia tutarları belirleyici olmuştur. Küresel gelişmelerle haziran ayı içinde bir süre 78 ABD doları seviyesinde seyreden Brent ham petrol tutarları, temmuz ayının üçüncü haftası itibarıyla averaj 71 ABD doları seviyesine gerilemiştir. Jeopolitik gelişmelerin ve küresel ticarette artan korumacılığın dezenflasyon sürecine ihtimaller içinde tesirleri yakından takip edilmektedir.
Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi haziran ayında tarihsel averajına yakın gerçekleşmiştir. Öte taraftan, bu zamanda gerek küresel konteyner endeksi gerekse Çin’e yönelik konteyner endeksi mühim seviyede yükselse de bu durum temmuz ayının ilk yarısında yerini düşüşe bırakmıştır. Döviz kuru sepeti, Euro kurunda daha belirgin olmak suretiyle, haziran ayında terfi etmiştir. Bu zamanda mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat endüstri PMI verileri girdi fiyatlarında artışa, ürün fiyatlarında ise yavaşlamaya işaret etmiştir.
Temmuz ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına bakılırsa 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,2 puan düşerek yüzde 29,7 seviyesine gerilemiştir. 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi değişmezken gelecek on iki ay ve yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri sırasıyla 1,2 puan ve 0,3 puan aşağı güncellenerek yüzde 23,4 ve yüzde 17,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,2 puan yükselişle yüzde 11,2 düzeyinde ölçülmüştür. Gerçek sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin senelik enflasyon beklentisi, haziran ayında 1,2 puan azalarak yüzde 39,8 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri ise 6,9 puan düşerek yüzde 53,0 seviyesinde seyretmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Öncü veriler temmuz ayında aylık enflasyonun aya özgü unsurlarla geçici olarak artacağına işaret etmektedir. Bu zamanda, aylık tüketici enflasyonunun seyrinde yönetilen-yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının tesirinin yanı sıra hizmet sektörüne ilişkin zamana bağlı fiyat belirleme eğilimi yüksek alt kalemlerdeki gelişmeler öne çıkmaktadır. Buna rağmen, ana eğilimin ılımlı seyredeceği öngörülmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında aylık enflasyonun temmuz ayında temel mal ve hizmetlerde bir miktar yükselebileceği izlenmektedir. Öncü verilere bakılırsa, dayanıklı tüketim mallarında mobilya ve otomobil alt kalemlerindeki fiyat artışları öne çıkarken, öteki alt kalemlerde görece ılımlı bir seyir gözlenmektedir. Bu zamanda hizmetler sektöründe ise kiraya ek olarak iletişim ve sıhhat hizmetleri benzer biçimde zamana bağlı fiyat belirleme eğilimi yüksek kalemlerdeki fiyat gelişimleri etkili olmaktadır. Temmuz ayında ana gruplar içinde enerji sektörü yüksek fiyat artışı ile dikkat çekmekte, bu gelişmede meskenlere yönelik organik gaz tarifesinde meydana getirilen düzenleme ile akaryakıt ve tüp gazdaki maktu vergi güncellemesinin etkilerinin belirleyici olacağı öngörülmektedir. Bu zamanda alkollü içecekler ve tütün grubunda da maktu vergi ayarlaması kaynaklı fiyat artışları takip edilmektedir. Öte taraftan, temmuz ayında besin fiyatlarındaki ılımlı seyrin sürmesi beklenmektedir. İşlenmemiş besin tarafında taze meyvelerde mevsim ürünlerinde fiyat düşüşleri izlenmekte, işlenmiş besin enflasyonunun ise ekmek-tahıl grubu öncülüğünde bir miktar yükseleceği öngörülmektedir. Tüm veriler ışığında, öncü veriler temmuz ayında dezenflasyon sürecinin devamına işaret etmektedir.
Para Politikası
Para Politikası Kurulu (Kurul), siyaset faizi olan yedi gün vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46’dan yüzde 43’e indirilmesine karar vermiştir. Kurul ek olarak, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 49’dan yüzde 46’ya, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5’ten yüzde 41,5’e indirmiştir.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu, talepte dengelenme, Türk lirasında gerçek değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini destekleyecektir. Maliye politikasının eşgüdümü bu sürece katkı elde edecektir. Kurul siyaset faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak öngörülen dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda tüm para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin haricinde gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.
Kurul, siyaset kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve saydam bir çerçevede alacaktır.”
