S&P Global Ratings Orta ve Doğu Avrupa (CEE) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) Ülke Kredi Notları Direktörü ve Türkiye Önder Analisti Karen Vartapetov, Türkiye’de dezenflasyon sürecinin devam etmesini beklediklerini belirterek, Türkiye’nin kredi notunda ihtimaller içinde artış için dezenflasyon ve internasyonal rezervlerin önemine işaret etti.
S&P Global Ratings, nisanda yayımladığı son kredi notu değerlendirmesinde, Türkiye’nin kredi notunu “BB-/B” olarak teyit etmiş ve not görünümünü “durağan” olarak korumuştu.
Kurum, 16 Ekim Cuma günü Türkiye’nin kredi notuna ilişkin beklenen değerlendirmesini pas geçti ve not sonucu içermeyen bir çözümleme yayımladı.
Vartapetov, kredi notu değerlendirmesi ve Türkiye ekonomisine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
S&P Global Ratings’in Türkiye’ye yönelik mevcut kredi notu ve görünümünün geçerliliğini koruduğunu söyleyen Vartapetov, “Türkiye’ye ilişkin değerlendirmemizi cuma yerine pazartesi günü yayımlamamız ilk kez yaşanmış olan bir durum değil. Bunu bazen öteki ülkeler için de yapıyoruz. Eğer kredi notunda herhangi bir işlem, kısaca not değişikliği söz mevzusu değilse, piyasaların kafasını karıştırmamak için açıklamayı cuma yerine pazartesi günü yayımlama eğilimindeyiz.” dedi.
Vartapetov, Türkiye ekonomisine ilişkin temel senaryolarını incelediklerini ve tahminlerinde bazı güncellemeler yaptıklarını dile getirerek, mevcut temel senaryonun geçerliliğini koruduğu sonucuna vardıklarını aktardı.
Türkiye ekonomisi için “durağan” görünümün de kredi notu üstündeki yukarı ve aşağı yönlü risklerin temelde birbirini dengelediğine işaret ettiğini kaydeden Vartapetov, geçen haftaki not değerlendirmesini yayınlamamalarının ilerleyen günlerde “olağan dışı bir değerlendirme” yapılacağı anlamına gelmediğini beyan etti.
“TEMEL ENFLASYON EĞİLİMİNDE İLERLEME VAR”
Vartapetov, hafta başlangıcında yayımladıkları analizde de paylaşılmış olduğu suretiyle Türkiye’de dezenflasyonun devam etmesini beklediklerini belirterek, “Dezenflasyonun potansiyel olarak beklenenden kuvvetli gerçekleşmesi halinde, bunun kredi notu açısından yukarı yönlü bir etken bulunduğunu düşünüyoruz. Tek haneli enflasyon hedefi birazcık iddialı olabilir fakat düşük çift haneli seviyelerin daha gerçekçi olacağını düşünüyorum. Bununla beraber, döviz rezervlerinin yeterliliği ve hane halkının Türk lirası cinsinden varlıklara duyduğu güvenin devam etmesi benzer biçimde başka kriterler de kredi notu için belirleyici rol oynuyor. Merkez Bankası’nın internasyonal rezervlerini biriktirmeye devam etmesi gerekiyor. Tüm bunların, yurt içinde yaşayanların Türk lirasına duyduğu güvenin sürdüğü bir ortamda gerçekleşmesi ve siyaset değişimleri yaşanmaması mühim. Bu şekilde bir senaryo, daha yüksek bir kredi notuyla uyumlu olur.” diye konuştu.
Enflasyonun temel eğilimini yansıtan hizmet enflasyonunda bazı pozitif yönde yavaşlama işaretleri görüldüğünü söyleyen Vartapetov, buna karşın fiyat belirleme davranışının geçmişe dönük olması sebebiyle enflasyon beklentilerini çıpalamak için zamana gerekseme bulunduğunu söyledi.
Vartapetov, para politikasının da hane halkının ve yurt içinde yaşayanların tasarruflarını döviz yerine mahalli para biriminde tutmalarını sağlamak için ikna edici olması icap ettiğini dile getirdi.
Orta Doğu’daki cenk sebebiyle ortaya çıkan enerji fiyat şokunun Türkiye’de öngörülen manşet enflasyonun ortalama 7 puan yükselmesine yol açmış olduğu bilgisini paylaşan Vartapetov, konuşmasını şöyleki sürdürdü:
“Sadece bizi bilhassa endişelendiren enerji fiyat şokunun ikinci tur tesirleri görece sınırı olan kaldı. Bunun sebebi, iç talepteki yavaşlama. Merkez Bankası da aslına bakarsan uzun süredir bunu sağlamaya çalışıyordu. İç talebin zayıfladığına ilişkin kuvvetli kanıtlar görüyoruz ve bu da firmaların artan maliyetleri tüketiciye yansıtmasının zorlaştığı anlamına geliyor. Para politikası bileşiminin ve genel olarak para politikası duruşunun iktisat üstünde nihayet tesirini göstermeye başladığı nokta burası. Temel enflasyon eğilimi açısından hakikaten bir ilerleme var. Öte taraftan, dış koşullar son aşama sıkıntılı ve değişken olmaya devam ediyor. Küresel emtia ve enerji piyasaları, küresel merkez bankalarının kararları Merkez Bankası’nın dezenflasyonu sürdürmesini zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerini çıpalamaya devam etmek için davranışlarında ölçülü olması gerekebilir.”
Vartapetov, bu açıdan zor bir denge kurma süreci yaşandığını belirterek, siyaset yapıcıların karşı karşıya olduğu koşulların son aşama sıkıntılı bulunduğunu kaydetti.
Temel senaryolarının Merkez Bankası’nın yıl sonuna kadar faiz indirimine gidebileceğini ve siyaset faizini yıl sonunda minimum yüzde 35 olarak öngördüklerini bildiren Vartapetov, gelecek yıl da faiz indirimlerinin devam etmesini beklediklerini deklare etti. Vartapetov, bu öngörülerinin petrol başta olmak suretiyle enerji fiyatlarının gidişatına bağlı bulunduğunu ekledi.
Vartapetov, ödemeler dengesinde problem yaşanma riskinin Türkiye’nin kredi notu açısından aşağı yönlü baskı oluşturabileceğini ifade ederek, bu şekilde bir riskin daha geniş bir cari açığı ve hane halkının dolarizasyona yönelmesine yol açabileceğini söylemiş oldu.
“TÜRK LİRASINA GÜVENİ ETKİLEDİĞİNE İLİŞKİN KANIT YOK”
Geçen ay süregelen Türkiye’de bazı fonların tasfiye sürecinin etkilerine ilişkin gözlemlerini de paylaşan Vartapetov, fonların tasfiye sürecinin daha geniş kapsamlı bir finansal krizden ziyade ana para piyasalarıyla ilgili olması sebebiyle makroekonomik etkilerinin oldukça sınırı olan kaldığını dile getirdi.
Vartapetov, konuşmasına şöyleki devam etti:
“Dar kapsamlı varlık sınıflarındaki bir probleminin daha geniş finansal piyasalara yayıldığına yada Türk lirasına duyulan itimatı etkilediğine ilişkin kuvvetli bir kanıt görmüyoruz. Aksine, bu varlık sınıfından çıkan fonlar Türk lirası cinsinden banka mevduatlarına yöneldi. Bu da bu şekilde bir durumda elde edilebilecek en iyi sonuçlardan biri. Gene de öykü gelişmeye devam etmiş olduğu ve soruşturma sürdüğü için şu aşamada kati bir sonuca varmak zor. Hükümetin çözüme kavuşmamış fon tasfiyelerine ve yatırımcıların zararlarının karşılanmasına iyi mi yaklaşacağını görmemiz gerekiyor. Ek olarak hükümetin yaklaşımından memnun kalmamaları durumunda yatırımcı güveninin ilerleyen dönemde zarar görüp görmeyeceğini de izlemeliyiz. Dolayısıyla riskler mevcut. Sadece şu ana kadar etkisinde bırakır görece sınırı olan kaldı. Siyaset tepkisi oldukça zamanında ve süratli oldu. Yetkililerin verdiği ilk tepki ve bu tepkinin zamanlaması oldukça güçlüydü.”
Gelişmekte olan piyasalar açısından bu tür olayların yaşanmasının “alışılmadık bir durum olmadığını” söyleyen Vartapetov, yetkililerin bu süreçten ne tür sonuçlar çıkaracağı ve gelecekte benzer krizlere yönelik adımlara odaklandıklarını sözlerine ekledi.
BU YIL YÜZDE 3 EKONOMİK BÜYÜME BEKLENİYOR
S&P Global Ratings’in öngörüsüne bakılırsa, Türkiye’de enflasyonun bu yıl averaj yüzde 30,9 ve 2027’de yüzde 21,7 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Türkiye ekonomisinde büyümenin ise geçen yılki yüzde 3,7 seviyesine bakılırsa bu yıl yüzde 3 düzeyinde gerçekleşebileceği değerlendiriliyor. Orta Doğu’daki cenk sebebiyle bu yıla ilişkin gelişme beklentisi kurumun daha önceki tahminlerinin 0,4 puan altında kalıyor. Ekonomik büyümenin 2027’de tekrardan hızlanarak yüzde 3,7’ye yetişmesi umut ediliyor.
