Son yıllarda yaygınlaşan suni zeka araçları, yazı yazmadan görsel üretimine kadar birçok alanda üretimi hızlandırdı. Sadece bilim dünyasında bu değişen teknolojinin “düşünce çeşitliliğini daraltabileceği” yönünde ikazlar artıyor. Toplumsal bilimler alanında çalışan enstitülerin yapmış olduğu ortak araştırmalar suni zeka ve dijital platformların yalnızca yaşamı kolaylaştırmakla kalmadığını, bununla birlikte insan düşüncesini ve kültürel üretimi “standartlaştırma” riski taşıdığını vurguluyor. Brookings Enstitüsü’nden araştırmacı Rebecca Winthrop’un değerlendirmelerine nazaran, artık insanoğlu “tek tip” fikirler ortaya koyuyor.
Son dönemde meydana getirilen bilimsel niteliği olan emekler da bu tartışmayı destekliyor.
SINIR BELİRSİZLEŞİYOR
Aynı araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu ise şöyleki anlatılıyor: “İnsanlar suni zeka ile çalıştıkça, zaman içinde onun önerilmiş olduğu fikir kalıplarına daha çok uyum sağlıyor. Bu durum, insan üretimi ile makine üretimi arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı yorumlarına yol açıyor. Analizde dikkat çekilen en çarpıcı referanslardan biri Avusturyalı yazar Stefan Zweig. Çağdaş dünyanın hızlanmasıyla beraber insanların giderek birbirine benzeyen hayatlar yaşamış olduğu, şehirlerin ve kültürlerin tek bir kalıba doğru gittiği Zweig tarafınca ortaya konmuştu. Araştırmacılar şimdi Zweig’ın bıraktığı izleri takip ederek bu ikazları tekrarlıyor.
BAŞKA ARAŞTIRMALAR DA VAR
Son dönemde meydana getirilen bilimsel niteliği olan emekler da bu tartışmayı destekliyor. ArXiv’de piyasaya çıkan bir araştırma, suni zeka destekli yazım süreçlerinde “kalite artışıyla beraber yapısal benzeşme” yaşandığını ortaya koyuyor. Başka bir çalışmada ise aynı suni zeka sistemlerinin değişik kullanıcılar içinde “benzer sonuçlar üretme eğilimi” gösterdiği ve bunun “algoritmik tekdüzelik” riski oluşturabileceği belirtiliyor. Raporlara nazaran bu durum yalnızca yazı üretimiyle sınırı olan değil; karar alma süreçlerinden içerik üretimine kadar geniş bir alanı etkiliyor.
ORTAK DİL OLUŞUYOR
Bir öteki dikkat çeken bulgu ise “stilistik averaj çekim (style convergence)” olarak adlandırılan eğilim oldu. Araştırmalara nazaran büyük dil modelleriyle meydana getirilen etkileşimlerde, kullananların başlangıçta farklılık gösteren yazım tarzları zaman içinde modele uyum sağlayarak daha standart, daha öngörülebilir ve daha azca ayırt edici bir yapıya bürünüyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca metin üretimiyle sınırı olan kalmadığını, fikirlerin sunum biçiminde de giderek bir “merkezileşme” tesiri yarattığını belirtiyor. Bu eğilimin, uzun solukta dijital içeriklerde üslup çeşitliliğini azaltabileceği ve yaratıcılığı sınırlayabileceği ifade ediliyor.
SOSYAL MEDYA ETKİSİ
Söz mevzusu analizde “Bugün bir trend, birkaç saat içinde dünya genelinde aynı formatla tekrardan üretiliyor. Değişik ülkelerde çekilen videolar bile aynı müzik, aynı kurgu ve aynı ifade biçimine haiz. Bu durum bazı araştırmacılar tarafınca kültürel homojenleşme olarak tanımlanıyor. Bilhassa kısa video platformlarının algoritmaları, benzer içerikleri öne çıkararak bu etkiyi daha da güçlendiriyor” görüşlerine yer veriliyor.
Değişik ülkelerde çekilen videolar bile aynı müzik, aynı kurgu ve aynı ifade biçimi ile sunuluyor.
TEK BİR SONUÇ YOK
Analizde tüm bu tabloya karşın araştırmacıların “dünya tamamen tek tipe gidiyor” sonucunun kati olmayabileceğini de vurguladığı belirtiliyor. Buna nazaran bazı emekler, aynı teknolojilerin değişik kültürlerde değişik sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Kısaca küresel platformlar hem benzeşmeyi artırıyor hem de yeni mahalli çeşitlilikler üretebiliyor. Analizde öne çıkan temel düşünce şöyleki ifade ediliyor: “Dünya asla olmadığı kadar bağlantılı, fakat bu bağlantı insanları birbirine asla olmadığı kadar benzetiyor olabilir. Suni zeka, toplumsal medya ve dijital platformlar üretimi hızlandırırken, ‘çeşitlilik mi artıyor, yoksa aynı şeyin değişik versiyonlarını mı yaşıyoruz’ soruları öne çıkıyor.
[email protected]
Kaynak: Web Hususi
