Çatışma hatlarında yüzlerce gösterim gerçekleştiren Haber Global Muhabiri Emre Timur, cenk sahalarında öğrendiklerini, Paris’te hazırladığı uyuşturucu trafiği haberinin perde arkasını ve gazeteciliğe yeni başlamış olacak genç iletişimcilere önerilerini paylaştı.
– Harp muhabiri olarak çatışma hatlarında yüzlerce gösterim gerçekleştirdiniz. Son olarak İsrail’de 53 gün cenk ortamında vazife yaptınız. Böylesine yüksek riskli ve ruhsal açıdan zor sahalarda habercilik yapmak size neler öğretti? Bu süreçlerde mesleki refleksinizi ve motivasyonunuzu iyi mi koruyorsunuz?
Yüksek riskli ve ruhsal açıdan zor sahalarda vazife yapmak zaman içinde bazı duygularınızın körelmesine niçin olur.
Korku, coşku, üzüntü ve kaygı benzer biçimde hislerinizi artık denetim etmeye başlarsınız.
Fakat bu tek başına işleri yolunda götürmeye yetmez.
Bu sefer de kendinize fazla güvenip rehavete kapılabilirsiniz; algılarınız her daim açık olmalı.
Yanlış bir yola girebilir ya da yanlış bir yere adım atabilirsiniz.
Bu, geri dönüşü olmayan bir hata olur.
Sahada duyduğunuz her sesin, gördüğünüz her detayın bir anlamı var.
Roketin ıslığı, merminin ikinci sesi, mühimmatlı dronun yaklaşan pervanesi ve havan topunun ateşleme ve düşme sesine kadar hepsini zaman içinde öğrendim.
Ve öğrendiğim en mühim gerçek ise deneyim etmem ihtiyaç duyulan daha oldukca mevzunun olması.
Son olarak İsrail-İran harbinde Tel Aviv’e uzanan füzeleri ve o füzelerin hava müdafa sistemi ile engellenmeye çalışmış olduğu anlara şahit oldum.
Biz gazeteciler o sıralarda sığınakta değil, yaşananları kamuoyuna göstermek adına açık alanlarda gösterim yaptık. Roket isabet eden mahallelerde gerilmiş kalabalıkların içine girdik.
Saldırıya da uğradık, haksız yere gözaltına da alındık.
Geceleri uykularımızdan siren sesleriyle uyandık ve göreve devam ettik.
Elbet fizyolojik ve ruhsal olarak bu benzer biçimde görevlerin bıraktığı izler var.
Fakat meslek aşkı tam da bu aşamada devreye giriyor. Savaşı belgelemenin ve şahit olmanın bir bedeli var doğal ki.
Benim motivasyonumu koruma şeklim, “Trajedi + vakit = güldürü” formülünü biliyor olmam.

– Paris Olimpiyatları esnasında hazırladığınız “Paris’te Uyuşturucu Trafiği” haberi internasyonal yankı uyandırdı. Bu dosyanın ortaya çıkış sürecini ve sonrasında yaşananları anlatır mısınız?
17. yüzyıldan beri Paris, Avrupa’nın en mühim finans, dış ilişkiler, tecim, moda, bilim ve sanat merkezlerinden biridir. Bu şehre gittiğinizde şüphesiz ilk görmek isteyeceğiniz bölgeler sırasıyla Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, Zafer Takı ve Notre Dame Katedrali olacaktır.
Sadece bu büyüleyici mimari baş döndürürken, Paris’in arka sokaklarında Fransa’nın yüzyıllar boyu süregelen sömürgeci siyasetinin yarattığı bir bilanço yatıyor. Afrika kökenli vatandaşların yaşamış olduğu ve her açıdan kaderine terk edilen bu gettolar, uyuşturucu pazarına dönüşmüş halde. Paris’in Saint-Denis ilçesine bağlı 93. bölge de sözde yasakların arkasındaki serbestlik için kurban edilmiş bir mahalle. Fransız polisi bu gettodaki uyuşturucu pazarına müdahale etmiyor.
Burada doğan çocuklar, erken yaşta kolay para kazanmayı şu demek oluyor ki uyuşturucu satıcılığını kendilerine meslek seçmek zorunda bırakılıyor. Bellerinde uyuşturucunun birçok türünü taşıdıkları çantalarıyla günün 12 saati sokaklarda bekliyorlar. En büyük sorunları, tek geçim kaynaklarına dönüşmüş durumda. Burası, şehir sakinlerinin tanıdığından dahi geçmekten çekindiği bir taşra olarak kanıksanmış vaziyette.
Durumu haberleştirmek için aynı bölgede geçmiş dönemde uyuşturucu satışı meydana getiren ve Fransız yargısı tarafınca cezalandırılan bir isimle röportaj yaptık. Hem Paris’in merkezi olan 9’uncu ve 10’uncu bölgelerde hem de banliyödeki 93. bölge gettosunda hususi çekimler yaptık.
“Paris’te Uyuşturucu Ağı” haberini takip eden Fransız polisi, aynı bölgede operasyona çıktı. Görüntülediğimiz satıcı kişi, aynı sokakta 20 polisin baskınıyla yakalandı. Daha şaşırtıcı olanı, haber sonrası bölgeyi yakın takibe alan polis; gene aynı bölgede, Avustralyalı olimpiyat oyuncusu Tom Craig’i kokain alırken elde etti. Üstelik satıcı 17 yaşlarında çıktı. Kısaca, haberde de altını çizdiğim suretiyle, Paris’in oldukca sayıda çocuk satıcısından biriydi.
Tom Craig’in uyuşturucu alırken yakalanması dünya basınında gündem oldu. The Guardian, BBC ve The New York Times benzer biçimde kuruluşlar, haberi paylaşan mühim kaynaklardan yalnızca birkaçı.

– Kariyerinizin hemen hemen başındayken, 4 yitik çocuğun olmasına öncülük ettiniz. Bir haberci olarak yalnız “aktaran” değil, “yaşam değiştiren” bir rolde olmak ne hissettiriyor?
Mesleğin ilk yıllarında faili bilinmeyen cinayetlerin aydınlatılması ve kayıpların olmasına yönelik formattaki öğlen kuşağı tv programlarında danışma muhabirliği yaptım.
İhbarlar üstüne yitik şahısları arama emek vermesi yürütüyorduk.
Zor ve dikkat gerektiren bir alan.
Günler devam eden takip sonrası hayatından kaygı duyulan kişilere sağ olarak ulaşmak ve yarar sağlamak hem mesleki hem insani açıdan gurur vericiydi.
– Sektöre yeni adım atacak genç iletişimcilere, günümüz medyasında “iz bırakan bir muhabir” olabilmeleri için altın tutarındaki tavsiyeniz ne olurdu?
Ilk olarak iz bırakmak için haberciliğin etik değerlerinden ayrılmayın.
Haber mevzusunun önüne geçmeye çabalamayın.
Kendinize bir alan belirleyin ve o alanda uzmanlaşmaya çalışın.
Şaşırtıcı detaylarla dolu dosya haberler ortaya koyun.
Aslolan mühim olan, bıraktığınız izin iyi olması.
