Ortalama 16 milyon insanoğlunun yaşamış olduğu İstanbul’da zelzele kadar büyük bir başka çekince de sel ve taşkınlar. İstanbul Taşkın Risk Haritası ise kentin dere yatakları süresince uzanan tehlikeyi gözler önüne seriyor. İSKİ’nin 100 ve 500 senelik taşkın senaryoları ile DSİ’nin belirlediği riskli alanları gösteren haritada, bilhassa Avrupa Yakası’nın cenup kesimleri, merkezi dere havzaları ve Anadolu Yakası’nın çeşitli vadilerinde dikkat çekici yoğunlaşmalar bulunuyor. Kırmızı, mavi ve yeşil koridorların geniş bir coğrafyaya yayılması, sel riskinin yalnızca birkaç dereyle sınırı olan olmadığını ortaya koyuyor.
YÜZDE 20’LİK ALAN
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile AKOM işbirliğinde hazırlanan bilimsel araştırma da tehlikenin boyutunu rakamlarla ortaya koydu. Çalışmaya bakılırsa İstanbul’un yüzölçümünün ortalama yüzde 10’u yüksek, yüzde 10’u orta, kalan yüzde 80’i ise düşük ve fazlaca düşük düzeyde sel tehlikesi taşıyor. Ortalama 5 bin 461 kilometrekarelik yüzölçümü dikkate alındığında, yüksek ve orta çekince kategorisindeki alanların toplamı ortalama 1.090 kilometrekareye karşılık geliyor.
İstanbul Taşkın Risk Haritası, 16 milyonluk megakentte sel tehlikesinin dere yataklarından yoğun yerleşim bölgelerine kadar uzandığını gösteriyor. Kentin ortalama yüzde 20’si orta ve yüksek sel tehlikesi altında bulunuyor.
İLK 10 İLÇEDE ALARM
İstanbul’un 39 ilçesi için risk puanları da hesaplanmış durumda. İlk sırada 0,7750 puanla Fatih bulunurken, Gaziosmanpaşa 0,7505, Bağcılar 0,7340, Güngören 0,7305 ve Beyoğlu 0,7211 puanla en riskli beş ilçe olarak sıralanıyor. Bu ilçeleri Bahçelievler, Bayrampaşa, Zeytinburnu, Esenler ve Kağıthane izliyor. Listenin ilk 10 sırasının tamamının Avrupa Yakası’nda yer alması dikkat çekiyor. Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye ve Üsküdar riskli ilçeler olarak öne çıkıyor. Söz mevzusu puanlar sel yaşanma olasılığını değil, değişik göstergelerle hesaplanan göreli risk düzeyini ifade ediyor.
DERELER BETONUN ARASINDA
Haritanın ortaya koyduğu bir başka çekince ise İstanbul’un organik su yollarında yoğunlaşıyor. Avrupa Yakası’nda Ayamama, Haramidere, Kağıthane ve Alibeyköy havzaları; Anadolu Yakası’nda Kurbağalıdere ve çeşitli minik dere sistemleri, yoğun yapılaşmayla iç içe geçmiş durumda. Dere yataklarının daraltılması, menfezlerin yetersiz kalması ve yağmur suyunun toprağa sızmasını engellemiş olan beton yüzeyler, kısa süreli şiddetli yağışlarda suyun hızla birikmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, bilhassa dere vadilerindeki bodrum katlar, alt geçitler, düşük kotlu yollar ve yerleşim alanlarında taşkınların fazlaca kısa sürede can ve mal güvenliği tehdidine dönüşebileceğine dikkat çekiyor.
35 GÖSTERGEYLE İNCELENDİ
İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu’nun yürütücülüğündeki araştırmada ise, sel tehlikesini belirlemek amacıyla ortalama 15, maruziyet ve kırılganlık düzeyini değerlendirmek amacıyla ise ortalama 20 gösterge kullanıldı. Topografya, arazi eğimi, drenaj ağı, geçmiş taşkınlar, nüfus ve yapılaşma yoğunluğu beraber çözümleme edildi. Suni zeka destekli çekince modellemesinin geçmiş vakalar üstünden ortalama yüzde 90-95 doğruluk düzeyine ulaşmış olduğu açıklandı. Araştırmanın en mühim bulgularından biri, sel tehlikesinin yüksek olduğu alanlarla insanların ve yapıların yoğunlaştığı bölgelerin devamlı aynı olmadığı, gerçek afet riskinin bu unsurların birleşmesiyle büyümüş olduğu oldu.
ASIL SORUN YAĞMUR DEĞİL
İstanbul’un karşı karşıya olduğu çekince yalnızca aşırı yağışlardan kaynaklanmadığını söyeyen DSİ esi yöneticilerinden Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise şunları söylüyor: “Kentin organik drenaj alanlarının yapılaşmaya açılması, dere yataklarının daraltılması ve geçirimsiz yüzeylerin artması, yağışın sele dönüşme riskini ağırlaştırıyor. Bilhassa yoğun sözü geçen merkezi ilçelerde suyun organik akış yollarının korunması, yağmur suyu hatlarının kapasitesinin artırılması ve taşkın alanlarında yeni yapılaşmanın sınırlandırılması büyük ehemmiyet taşıyor. Megakent açısından aslolan sorun, riskin haritalara işlenmiş olması değil, bu alanlarda yaşayan milyonlarca insanı koruyacak önlemlerin ne seviyede hayata geçirildiği.”
100 YILLIK TAŞKIN YANILGISI
Uzmanlar ise haritadaki kırmızı bölgelerin 500 senelik, mavi bölgelerin 100 senelik taşkın senaryolarını gösterdiğine dikkat çekiyor. Sadece bu süreler, taşkınların yalnızca 100 yada 500 yılda bir yaşanacağı anlamına gelmiyor. 100 senelik taşkının herhangi bir yılda gerçekleşme olasılığı yüzde 1, 500 senelik taşkının ise binde 2 düzeyinde.
